Etiket arşivi: öğretmen

Öğretmen Nedir?

Bu Makale “Melike Oruç” tarafından kaleme alınmıştır.

Öğretmen nedir?

Bir tanım yazmak için uzun süre düşündüm ama tam anlamıyla hiçbir tanım bulamadım. Aslında bakarsanız öğretmenin kişiden kişiye değişebilen bir kavram olduğuna karar verdim. Öğretmen bazıları için kendinde olan bilgiyi başkalarına aktarmak olacağı gibi bazıları için ise bilgiyi şekillendirmeyi öğretmektir.

Öğretmen Nedir? yazısına devam et

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Kitap Tavsiyeleri

Merhaba,

Bu yazımızda sizlere son zamanlarda yayınlanan, eğitim camiasında yakından tanınan değerli eğitimci dostlarımızın kitaplarını tanıtacağız.

Beni Ödülle Cezalandırma

Beni Ödülle Cezalandırma

Çocuk eğitiminde doğru bildiğimiz yanlışlar!

Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?

• Ödül, neden motivasyonu düşürür?
• Ödülle değerler neden öğretilemez?
• Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
• Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?

Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor.

Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor.

Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.

Öğretmen 2.0

Değişen çağla birlikte gelişen yepyeni bir öğretmen profili var karşımızda. Yeni öğrenme ortamları, yaklaşımları ve araçlarıyla öğretmenin rolü de değişiyor ve dönüşüyor. 21. yüzyıl becerilerini özümseyen, eğitim teknolojilerini ve yenilikçi öğrenme yaklaşımlarını uygulayan ve bunları kullanarak öğrenme senaryoları tasarlayabilen; öğrenme topluluklarının bir parçası olabilen ve içinde yer aldığı toplumu yükseltebilen liderlerdir yenilikçi öğretmenler. Bu kitapta yenilikçi öğretmenin sınıfına teknolojiyi entegre etmesinde yol gösterici olacak 6 adım tanıtılıyor. Öğretmen senaryoları, iyi örnekler ve uygulamalar, stratejiler ve kaynaklarla sınıfların nasıl dönüştürüleceği anlatılıyor. Kitap; öğretmenin profesyonel kimliğini tanıması, geliştirmesi ve meslektaşlarına model olması konusunda onları adım adım cesaretlendiriyor. Kendi öğrenmelerine sahip çıkan, öğrenme tutkularının peşinden koşan ve liderlik eden öğrenciler yetiştirmek için öğretmenlere nasıl bir öğrenme ortamı kurgulayabilecekleri, onların yeteneklerini ve bireysel öğrenme ihtiyaçlarını nasıl keşfedebilecekleriyle ilgili ipuçları sunuyor. Okurlar, bu kitaptan rahatlık çemberlerinden çıkarak sınıflarını 21. yüzyıl öğrenme ortamlarına dönüştürmeleri için ilham alacaklar.

 

  • Öğrencileriniz ve siz her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkıldınız mı?
  • Öğrencilerinizin derse ilgisini artırmak mı istiyorsunuz?
  • Teknolojiden başınız dönüyor, onu nasıl takip edeceğinizi bilemiyor musunuz?
  • Öğrencilerinizden daha çok mu çalışıyorsunuz?
  • Öğrencileriniz ve siz 21. yüzyıla hazır mısınız?
  • Teknolojinin iyi uygulandığı sınıf örneklerini görmek istiyorum mu diyorsunuz?
  • Eğer her gün bu soruları kendinize soruyorsanız 21. yüzyılın öğretmeni olmanın getirdiği zorluklarla baş başasınız. Umudunuzu kaybetmeyin! Öğretmen olmanın en eğlenceli, en maceralı, en umut verici dönemine giriyorsunuz. Sadece değişime ayak uydurmanız yeterli.
  • 21. yüzyıl sınıfında başka bir hava esmeli. Merak, sorgulama, heyecan, eğlenme; öğrenmenin parçası olmalı. Teknoloji sınıfınıza hiç şüphesiz yeni bir soluk getirecek, sizi bir zaman yolculuğuna çıkaracak. Hologramlar, artırılmış gerçeklik, kodlama, 3 boyutlu tasarımlar ve yazıcılar, robotlar ve daha fazlası; size bilim kurgu filmlerinin senaryolarını anımsatacak. Peki, siz bu filmde oynamaya hazır mısınız?
  • Öğrencilerinize ulaşmanın yolu son teknolojileri kullanmaktan mı geçiyor? Mucizevi küçük dokunuşlarla da sınıfınızda harikalar yaratabilirsiniz. Tek yapmanız gereken şey, o görkemli sahneden inmek ve öğrenmenin sahipliğini öğrencilerinize vermek.

 

Keyifli Okumalar…

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Daha Çok Soruya İhtiyacımız Var

“Eğer öğretme işine çok fazla odaklanırsak, kısa bir süre içerisinde öğrencilerin kendi kendilerine de sürdürebildikleri öğrenme ve keşif yollarını kasıtlı olmadan da olsa kesmiş oluruz.”

Sadece Google’da saniyede 50.000’den fazla arama sorgusu yapılan bir dünyada yaşıyoruz. Her merak ettiğimizi Google’a rahatça soruyoruz. İstediğimiz cevapları en kolay Google’dan alıyoruz. Nasıl yazıldığına emin olamadığımız bir kelimenin doğru yazılışını kontrol etmekten tutun da gideceğimiz bir mekan ile ilgili ayrıntıları öğrenmeye kadar, hayatımızın hemen hemen tüm alanında arama motorlarından istifade ediyoruz. Bilgisayarlar gerçekten cevap bulma konusunda çok iyi çıkarıyor. Peki ya sorular?

Merak, insan doğasında yer alan en önemli duygulardan biridir. Çocuklar 2 -5 yaşları arasında ortalama 40.000 soru sorarlar. Ve gerçekten merak ettikleri şeyler konusunda öğrenmeye isteklidirler, öğrenmeleri sonucunda büyük haz yaşarlar. Özellikle gerçek dünyaya olan merakları, onları daha fazla soru sormaya iter.

Peki, çocuklar sormaya bu derece meraklıyken, merak etmek, araştırmak, sormak insan doğasında bu denli önemli bir yer tutarken, sizce çocukların soru sormaları neden 5-6 yaşlarında ciddi derecede azalmaya başlar?

Evet, maalesef çocuklar merağı, sorgulamayı, soru sormayı okula taşıyamıyor. (Yoksa, okulda bunları yitiriyor mu demeliyiz?)

http://www.kidsmentalhealthinfo.com/wp-content/uploads/2015/03/iStock_000029803294_Double.jpg
http://www.kidsmentalhealthinfo.com/wp-content/uploads/2015/03/iStock_000029803294_Double.jpg

Cevapları Bulabilmek İçin Sorulara İhtiyacımız Var.

Günümüzde, şirketler soran, araştıran çalışanlarına ihtiyaç duyuyorlar. Gerçek dünyada ihtiyaç bu yöndeyken biz nasıl bireyler yetiştiriyoruz? Okulda öğrencilerimize soru sormaları için fırsat oluşturuyor muyuz? Kendilerinin veya arkadaşlarının yaptığı çalışmaları kritik etmelerine fırsat veriyor muyuz? Veya, yaptığımız ders ile ilgili geri bildirim alıyor muyuz? Aslında bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz.

Okulda hayatında çıkılan basamaklar arttıkça, çocukların daha az soru sorduğun gösteren birçok kaynak var. Peki neden?

Elbette bunun tek bir sebebi yok. Genel anlamda aile ve öğretmen tutumlarının bunu etkilediği aşikâr. Ebeveynler çocukların sorularından bir müddet sonra bıkıp, daha kısa cevaplarla, onlara daha fazla soru sormalarından rahatsızlık duyduklarını ima ederek veya açıkça daha fazla sormaması gerektiğini söyleyerek çocukları durdurabiliyorlar. Ebeveynler olarak sabırlı olmalı, çocukların merağına ket vurmamalıyız.

Mesela, öğretmenlere sorduğunuzda tüm öğrencilere soru sorma hakkı vermek için yeterince fırsatları olmadığını söyleyebilirler. Çünkü yetiştirmeleri gereken bir müfredat vardır ve daha deftere yazılması gereken onlarca not varken çocuklara nasıl daha fazla sormaları için fırsat verebiliriz ki? Kendinizi düşünün, sınıf ortasında soru sormaktan çekinmediniz mi? Merak ettiğimiz soruları sırf öğretmen bize kızacak, arkadaşlarım bana gülecek veya bilmediğimiz ortaya çıkacak gibi nedenlerle sormaktan vaz geçmedik mi?

Aslında okullarda öğretmenlerin tutumu öğrencileri soru sormaktan alıkoyan tek sebep değildir. Sınıfın ikliminin buna müsait olması gerekir. Öğrencilerin birbirini ayıplamayacağı, kendilerini özgür ve rahat hissettikleri bir sınıf ortamı oluşturmak öğretmenin elindedir. Bunu zaman zaman çocuklara soracağı sorular ile hissettirmeli, bilmemenin rahatlığını ve öğrenmek için sormak gerektiğini ve bunun yanlış-ayıp olmadığını sınıfta modellemelidir.

Öğrencilerimizi Nasıl Daha Çok Sormaya Teşvik Edebiliriz?

Sınıfta Soru Sorma Seansları Yapın.

Zaman zaman okuduğunuz hikâyeler ile alakalı, izlediğiniz belgesellerle ilgili veya öğrencilerin seviyelerine uygun, konularla ilgili sınıfta soru sorma, soru üretme seansları yapabilirsiniz.  Burada öğretmen olarak çocuklardan cevap almaya yönelik değil de, bilmediğinizi hissettirerek soru soruyor olmanız gerçekten onlar için çok önemli.

Güzel Soruları Öne Çıkarın.

Sorulan güzel soruların üzerine odaklanın, bu sorularla ilerleyin ve daha iyilerinin sorulması için öğrencileri yönlendirin. Cevapları başka öğrencilerde arayın.

İşi Oyuna Çevirin.

Sınıflarınızı her ünite, konu sonunda veya işlediğiniz metinlerden sonra gruplara ayırın ve  birbirlerine soru sormalarını sağlayın. Hatta bunu bir TV yarışması modunda da yapabilirsiniz. Kim 500 Milyar istemez ki? 🙂

Soru Panoları

Sınıfa soru panoları yapabilirsiniz. Böylece sınıf ortamında kendini rahat hissetmeyen öğrenciler için de güzel bir ortam oluşturmuş olursunuz. Öğrenciler dersin sonunda veya ders esnasında gidip panoya merak ettiği bir soruyu yazabilir. Bir sonraki ders o sorulara yanıt arayarak derse başlayabilirsiniz.

Sorunuz Yok Mu?

Öğrencilerin soru sormuyor oluşu, onların merak etmediği veya sorusu olmadığı anlamına gelmez. Gerçekten soruları olmasa bile, daha derinlemesine öğrenmeleri için daha çok sormaları gerektiği mesajını onlara vermeniz gerekir.

Elbette sormak kadar amaca yönelik sormak, kaliteli soru sormak da önemlidir. Fakat, öğrencilerimizi daha fazla sormaya teşvik etmeden, onlar için rahat bir ortam oluşturmadan, onların meraklarını tetiklemeden onları nasıl daha iyi soran bireyler haline getirebiliriz?

 

Daha fazlası için, bu makaleyi hazırlarken istifade ettiğim, aşağıdaki kaynaklara göz atmanızı tavsiye ediyorum…

http://www.edutopia.org/blog/help-students-become-better-questioners-warren-berger

http://amorebeautifulquestion.com/why-do-kids-ask-so-many-questions-but-more-importantly-why-do-they-stop/

https://news.virginia.edu/content/curry-study-reducing-teachers-stress-leads-higher-quality-classrooms?utm_source=UTwitter&utm_medium=social&utm_campaign=news

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın: