Etiket arşivi: öğretmen

Eğitimde Başarılı Ülkeler ve Profesyonel Gelişim

Mesleki gelişim, günümüzde maalesef etkinliğini büyük oranda yitirmiştir. Öğretmenlik uygulamalarını değiştirmediği gibi, öğrencinin öğrenme sürecini de iyileştirmemektedir. Bu sebeplerden dolayı, mesleki gelişim programlarına önem verilmeli, öğretmenlere, öğrenme için yeterli süreler verilmeli ve kendilerine yeni bir strateji ile birlikte, uygulama sorununun üstesinden gelmelerine yardımcı olunmalıdır.

Öğretmen mesleki gelişim üzerine yapılan dokuz farklı araştırma sonucu gösteriyor ki, sürekliliği olan mesleki gelişim çalışmalarının öğretmen gelişimine ve öğrencinin öğrenme sürecindeki gelişimine doğrudan olumlu etkisi vardır.

(Darling-Hammond, Wei, Andree, Richardson, & Orphanos, 2009).

Araştırmalar gösteriyor ki, yüksek performanslı uluslararası eğitim sistemlerinin (Japonya, Kore, Çin, Singapur) başarılarının ortak noktası profesyonel mesleki gelişimdir. Dünyanın bir çok ülkesi, öğrenme ve öğretim üzerindeki kanıtlanmış etkisi sebebi ile profesyonel mesleki gelişim çalışmalarını haftalık rutinlere entegre etmeye çalışmanın yollarını arıyor. Dünyadaki bu başarılı sistemler, diğer ülkelerden farklı olarak, haftalara entegre ettiği profesyonel mesleki gelişim faaliyetlerini öğrenme liderleri öncülüğünde meslektaşlar arası işbirliğini de sağlayarak sürdürüyor.

Yapılan bazı araştırmaların sonuçlarına göre;

Okullarda sıklıkla gerçekleştirilen tek seferlik çalıştaylar gibi 14 saatten daha kısa süreli programların öğrenci başarısı üzerinde hiçbir etkisi bulunmamaktadır.

Öğretmenlerin, yeni bir strateji üzerinde uzmanlaşması ve sınıfta bu stratejiyi uygulayabilmesi için 50 saat kadar eğitim, uygulama ve koçluğa tabi tutulması gerekmektedir.

Yazarlar, dört yüksek performanslı uluslararası eğitim sistemlerinin (Britanya Kolombiya’sı, Hong Kong, Şangay ve Singapur) mesleki öğrenme uygulamalarını analiz etti ve ortak bazı temalar saptadılar. Tüm sistemler, mesleki öğrenmeyi, öğretmenlerin haftalık rutinlerine entegre etmeyi vurguluyor. Öğretmenlerin, öğrencilerdeki öğrenme ve öğretim üzerindeki etkisi için profesyonel gelişimin sürekli olarak değerlendirildiği, tecrübeli mesleki öğrenim liderlerine irtibatı bulunuyor ve meslektaşları ile işbirliği yapmak için zamanlarının belirli bir kısmını ayırıyorlar.

Öğretmen Liderliğinden Yararlanmak

Singapur ve Şangay’da öğretmenlerin belirli mesleki kariyer seçenekleri ve liderlik fırsatları bulunmaktadır. Bu sistemler, öğretmenlerin kendisini geliştirme ve üst düzey yeteneklerinin ödüllendirilmesine imkan sağlıyor . Örneğin, Singapur’da, öğretmenler sınıf öğretmenliğinde uzmanlık, okul liderliği ve müfredat tasarımı gibi belirlenmiş üç kariyer basamaklarından birini seçebiliyor. Ve bu alanlarda kendilerini geliştiren öğretmenlerden, kendilerinden daha genç meslektaşlarına yol gösterici olmaları, onların mesleki gelişimlerine liderlik etmeleri bekleniyor. Bu yüklenen sorumluluk öğretmenlere maddi ve manevi ödül de içermekte; öğretmenler mesleğinde ilerledikçe ek geri bildirimler ve yüksek maaş da almaktadırlar.

 

Şangay’da sınıflar araştma ve gözlem yapmaya açıktır. Öğretmenler düzenli olarak gözlem yaparlar ve bu gözlemler birbirlerini yargılamaktan ziyade öğrenmek ve geri bildirim vermek amacıyla yapılır. Öğretmenler yılda en az 10 defa ders gözlemi yapması gerekmektedir. Ayrıca, 5 yılın sonunda 360 ders gözlemi yapması beklenir.

Yeni öğretmenler mesleğin ilk 5 yılında lider öğretmenlerin mentorlüğünde çalışır, profesyonel gelişim faaliyetlerinde bulunur ve başarısı öğrenci geri bildirimi, ders gözlemleri ve öğrenci başarısı gibi verilerle sürekli takip edilir.

Zümre Çalışmalarının Önemi

Ülkemizde zümre çalışmaları adı altında yapılan, aynı dersi veren öğretmenlerin haftanın belli saatlerinde bir araya gelip, hangi konuların işleneceği, hangi materyallerin kullanılacağı veya hangi kaynakların kullanılması gerektiği gibi genellikle ders, konu veya ünite süresince kullanılacak kaynakların neler olacağının ötesine geçememektedir. Aslında, bu toplantılarda öğrenme deneyiminin kalitesi üzerine tartışılmalı, öğretmenler mesleki tecrübelerini birbirlerine aktarmalı ve etkili geri bildirim ile mesleki olarak profesyonel gelişim hedeflenmelidir.

Örneğin Singapur’da kendi alanları ve sınıf düzeylerine göre dört ila sekiz öğretmenden oluşan gruplar, eğitim dönemi boyunca haftalık olarak toplanmaktadırlar. Öğretmenler, daha tecrübeli bir öğretmen veya okul lideri yönetiminde tüm yılı öğrenci öğrenim amaçları ve ihtiyaçları üzerinde belirli bir soruyu yanıtlamak için veri toplamakta geçirirler. Bu süreç boyunca öğretmenler kendi gruplarının çalışmalarının etkinliği hakkında geribildirim sağlarlar ve denetleyiciler de öğretmenlerin beceri ve tutumlarındaki değişikliği değerlendirmek için hem öğrenme toplumu hem de sınıf gözlemleri ile denetim gerçekleştirirler.  Aslında Singapur’da yapılanlar, bizim zümre çalışmalarımızın daha planlı, bir sistem çerçevesinde ve kaliteli öğrenme/öğretme çıktıları sağlamak amacıyla yapılıyor ve sonrası/sonuçları gözlemleniyor.

https://media2.wnyc.org/i/1500/1125/c/80/1/group_work_edited.jpg
https://media2.wnyc.org/i/1500/1125/c/80/1/group_work_edited.jpg

“Şangay’da öğretmenler yılda iki kez araştırma makaleleri yazmalıdır. Bu yazılan araştırma yazılarından en iyileri yayınlanarak öğretmenler onurlandırılır.”

Profesyonel Gelişime Daha Fazla Zaman Ayırmak

Singapur, Hong Kong ve Şangay’da öğretmenler, meslektaşları ile işbirliği yapabilecek özel zaman ve doğrudan öğrencilerine öğretim vermek için haftada 18 saatten daha az bir süre harcamaktadır. Kıyasladığımızda ise ABD’deki öğretmenler sadece doğrudan eğitime haftada 27 saat harcamaktadır. Ülkemizde de hemen hemen Amerika’dakine yakın ders saatleri ile karşılaşıyoruz. Bu yüzden, Ülkemizdeki ve Amerika’daki okul öğretmenleri kendi meslektaşlarıyla işbirliği içerisinde planlama yapmak ve onlardan öğrenmek için çok daha az zamana sahiptir.

Elbette etkili mesleki öğretim liderleri yetiştirmek, mesleki gelişim saatlerini artırmak ve belli bir model çerçevesinde bu faaliyetleri sürdürmek faydalı olacaktır. Fakat, öğretmenlerin haftalık planlarına entegre edilmiş, sürekli devam eden, öğretmenlerin birbirlerine geri bildirim vermesini sağlayan, sistematik bir mesleki gelişim modeli kurmak öğretmenlerin mesleğinde profesyonelleşmesini sağlarken, öğrenci ve okul başarısını da artıracaktır.

 

Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek için, bu makaleyi hazırlarken de faydalandığımız aşağıdaki kaynaklara göz atabilirsiniz

http://egitimtrend.com/pd/

http://www.edcentral.org/passportpd/

https://www.gov.uk/government/publications/report-on-research-into-maths-and-science-teaching-in-the-shanghai-region

 

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

İyi Bir Öğretmen, Eğitimci Olduğu Kadar Eğlendirici Olmalı

Coulsdon’da bulunan Oasis Academy’de İngilizce öğretmeni ve Education Guardian’da köşe yazarı olan Phil Beadle, “Dersleri her zaman sıkıcı geçen öğretmenler, öğrencilere iyilik etmiyor. Onlar öğretmen olmamalı!” diyor.
Christine Gilbert’ın sınıf içindeki davranışların sıkıcı derslerden dolayı kötüleştiği yönündeki açıklaması, öğretmenlerin ilan tahtalarında öfkeli sözlerin yer almasına neden olacaktır: Öğretmenler “Bir sirk maymunu olmak isteseydim, sirke katılırdım!” diyeceklerdir. Bazı öğretmenler bunun mesleki standartlara yönelik bir saldırı olduğunu düşünecektir. Ama Gilbert bu bağlantıyı kurmakta haklı.

Gelir düzeyi daha düşük insanların yaşadığı ve sürekli yenilen aburcuburların, video oyunlarının ve katot ışınlı tüpteki kötü yönetilen 20 kanalın birçok öğrencinin dikkat süresini kısalttığı okullarda, öğrencilerin kendilerini derse vermemeleri sadece “bir sorun” değildir; sorunun ta kendisidir. Dersin ilk 10 dakikası içinde ağızların hayranlıkla açılmasını sağlayamayan bir öğretmen, bu ağızların bir arada gevşediklerine ve sınıf içindeki davranışların “sınıf içinde olmaması gereken davranışlara” dönüştüğüne şahit olacaktır.
Öğretmenler öğrencilerini eğlendirme konusunda inkar edilemez bir baskı altındadır. Cuma öğleden sonra iki saat dersi olan zorlu bir sınıfı ilk 10 dakikada kaybetmek, zavallı bir öğretmenin kendisini iki saatlik bir cehennem içinde bulmasına ve kendinden şüphe duyup kendini kötü hissetmesine neden olabilir.

teacher2

Sonuçta, birçok öğretmen farklı uyaranlar kullanarak bir sınıf yönetimi tarzı geliştirmiş ve çocukların en iyi gruplar halinde birbirleriyle konuşarak öğrendiklerini ve yöntemlerinin bir parçası olarak kültürden ve sanattan faydalanabileceklerini fark etmiştir.
Bu öğretmenlerin kullandıkları yöntemler, eğitim camiasının bazı kesimlerince “eğitlence” (eğitici eğlence) olarak eleştirilmektedir. Bu sadece sıkıcı bir öğretmenin iyi bir uygulamaya karşı verdiği tepkidir.
Genel olarak, çocuklar canları sıkıldığında sorun çıkarır. Gilbert’in tek yaptığı şey, öğretmenlerin dikkatini, zor bir sınıfa verilecek en basit yanıta çekmektir: Canlarını sıkmayın.
Birçok öğretmen bunu bir şey söylenmeden anlar. Ben sahip olduğum deneyimleri ağırlıklı olarak şehir merkezlerinde edindim; bu ortamlarda öğrencinin canını sıkmaktan kaçınmak, bir öğretmenin hayatta kalabilmesinin ön koşuludur. Bir öğretmen çocuklarla iki saat süresince konuştuğunda, eğer çocuklar sıraları sökmüyorlarsa, bu okulda didaktik eğitim değil, eğlenceli eğitim tarzı daha yaygın demektir.
Ama heyecan verici dersler planlamak zaman alan bir iştir. Çok sayıda düzenleme ile sıkboğaz edilmiş bir eğitim sisteminde, öğretmenin zamanının büyük bir bölümü gerçekten işini yapmaktan çok, işini yaptığını kanıtlamaya çalışmakla geçmektedir. Gilbert daha eğlenceli dersler istiyorsa, belki de odaklanması gereken nokta, yukarıdan aşağı dikte edilen şeyler değil, öğretmenin iş yükünün azaltılması olmalıdır. Böylelikle öğrencileri derslere çekmek, heyecanlandırmak ve evet; hatta eğlendirmek için bile zamanımız olur.

Kaynak: The Guardian
Alıntı: vitaminogretmen.com

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Her Çocuğun Bir Kahramana İhtiyacı Vardır

Öğretmen Rita F. Pierson’un TED konuşması diğer bütün TED konuşmaları gibi gerçekten dikkate değer… Eğitimcilerin, öğrencilerin hayatlarına dokunması gerektiğinden, onların kendilerinin önemli hissetmelerini sağlamamızın en önemli işlerimizden biri olduğundan ve arada bir bağ oluşturmanın ne kadar önemli olduğundan bahsediyor.

 

Rita F. Pierson’un etkileyici konuşmasından alıntılar;

James Comer diyor ki; hiç bir dikkate değer öğrenme dikkate değer bir yakınlık olmadan oluşamaz. George Washington Carver diyor ki; bütün öğrenme ilişkileri anlamaktır. Bu salondaki herkes bir öğretmenden ya da bir yetişkinden etkilendi. Yıllardır öğretmenlik yapan insanları gözlemledim. En iyilerine şahit oldum ve çok kötüleri de gördüm.

Bir meslektaşım bir defasında şunu söyledi, “Bana çocukları sevmem için para vermiyorlar. Bana ders anlatmam için para veriyorlar. Çocuklar bunu öğrenmeliler. Ben öğretmeliyim. Onlar öğrenmeliler. Dava kapanmıştır.”

Ben de ona dedim ki: “Bilirsin, çocuklar sevmedikleri insanlardan bir şey öğrenmezler.”
Söylememe gerek bile yoktu. Bazıları bir ilişki kurmanın içinden ya geldiğini ya da gelmediğini düşünürler. Bence Stephen Covey haklıydı. İlk önce anlaşılmaya değil anlamaya çalışmak, özür dilemek gibi küçük basit şeyler ilave etmeniz gerektiğini söyledi. Bunu hiç düşünmüş müydünüz? Bir çocuktan özür dileyin, şoka girerler.

Bir keresinde oran-orantı öğretiyordum. Matematikle aram pek iyi değildir, ama üzerinde çalışıyordum. Ve geri dönüp öğretmen notlarına bakınca Bütün dersin yanlış olduğunu düşündüm.

Sonra ertesi gün derse gittim ve dedim ki, “Bakın çocuklar, özür dilemem gerekiyor. Bütün dersin yanlış öğretmişim. Özür dilerim.”

Onlar da, “Önemli değil Bayan Pierson. Çok heyecanlıydınız, biz de size bir şey söylemedik.”
Bir test yaptım, 20 soruluk. Bir öğrenci 18’ini yanlış yaptı. Sınav kağıdına “+2” yazdım ve büyük bir gülen surat koydum.

Öğrenci, “Bayan Pierson, bu F (zayıf) mı?”

“Evet.” dedim.

“O zaman neden gülen surat koydunuz?”

“Çünkü şanslı günündesin. İki doğrun var. Hepsini yanlış yapmamışsın.” dedim. “Tekrar gözden geçirirsek daha iyisini yapmaz mısın?”

“Evet efendim, daha iyisini yapabilirim.” dedi.

Gördünüz mü, “-18” bütün yaşam enerjinizi emiyor. “+2” “O kadar da kötü değil.” diyor.
Yıllar boyunca annemin teneffüste kontrol yaptığını, öğleden sonra veli ziyaretlerine gittiğini, masasının çekmecesine koyacak tarak, fırça ve yemek yemesi gereken öğrenciler için fıstık ezmesi, kraker ve çok iyi kokmayan öğrenciler için el bezi ve sabun satın aldığını gördüm. Bilirsiniz, kötü kokan çocuklara öğretmenlik yapmak zordur. Ve çocuklar acımasız olabilirler. Bu yüzden bunları masasında bulundururdu. Yıllar sonra, emekli olduktan sonra, o öğrencilerden bazılarının gelip “Biliyor musunuz Bayan Walker, hayatımı değiştirdiniz.” dediğini gördüm. Bana emek harcadınız. En dipteyken, öyle olmadığımı bilirken bile, önemli biriymişim gibi hissettirdiniz. Ve şimdi ne olduğumu görmenizi istiyorum.”

Ve annem iki yıl önce 92 yaşında öldüğünde, cenazesinde o kadar çok eski öğrencisi vardı ki, vefat ettiği için değil, geride asla kaybolmayacak bir bağ bıraktığı için gözlerim yaşardı.

 

 

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın: