Etiket arşivi: ipad

Google for Edu’dan yepyeni uygulama: “Clasroom”

Öğretmeye daha fazla, teknolojiye daha az zaman ayırın.
Google Apps Eğitim Sürümü’nde öğretmenlerin ödevleri hızlı bir şekilde oluşturup düzenlemesine, verimli bir şekilde geri bildirim sağlamasına ve sınıflarıyla kolayca iletişim kurmasına olanak tanıyan yeni ürün Classroom’a hoş geldiniz. Classroom; öğrencilerin, çalışmalarını Google Drive’da düzenleyip tamamlamasını ve teslim etmesini, öğretmenleri ve arkadaşları ile doğrudan iletişim kurmasını sağlar.

Classroom; zamandan tasarruf etmelerine, sınıfları düzenli bir şekilde tutmalarına ve öğrencilerle iletişimlerini geliştirmelerine yardımcı olmak için öğretmenlerle el birliğiyle tasarlanmıştır.
Google Dokümanlar ve Drive ile basit ödevler
Öğretmenler Classroom’da ödev oluşturduğunda tek bir dokümanı paylaşmayı seçebilir veya her öğrenci için otomatik olarak birer kopya oluşturabilirler. Öğrenciler ödevlerini doğrudan Classroom’dan veya Google Dokümanlar’dan teslim edebilir ve öğretmenler de hangi öğrencilerin ödevini teslim ettiğini tek bir yerden kolayca görüp geri bildirim ve not verebilir.

Arka planda Classroom, tüm ödevleri ve sınıf materyallerini Google Drive’da otomatik olarak klasörlere yerleştirir.
Sınıflar için yararları
Kolay kurulur
Öğretmenler öğrencileri doğrudan ekleyebilir veya katılmaları için sınıflarıyla bir kod paylaşabilir.

Zaman kazandırır
Basit, kağıtsız ödev akışı; öğretmenlerin tamamen tek bir yerde ödevleri oluşturmalarına, incelemelerine ve not vermelerine olanak tanır.

image image image

Düzeni artırır

İletişimi geliştirir
Classroom akışı; öğretmenlerin sınıfa duyuru ve soru göndermesine olanak tanır. Öğrenciler akışta yayın paylaşabilir ve arkadaşlarına yardımcı olabilir.

Uygun fiyatlı ve güvenli
Classroom tamamen ücretsizdir; reklam içermez ve öğrenci verileri hiçbir zaman reklam amaçlarıyla kullanılmaz. Classroom etkinliği, yalnızca sınıf üyeleriyle kısıtlıdır ve öğrenciler yalnızca okullarının Google Apps Eğitim Sürümü alan adları dahilindeki sınıfların üyesi olabilirler.
Classroom’u kullanmaya başlayın
Zaten Google Apps Eğitim Sürümü kullanıyorsanız ve ilk önizlemeye katılmak istiyorsanız lütfen buradan kaydolun.

Ayrıntılı bilgi için şu bağlantıyı inceleyebilirsiniz: http://www.google.com/edu/classroom/

 

 

 

iPad Ekranını Bilgisayar ya da Projektöre Yansıtmak

(Apple TV ye göre daha ucuz ve  işe yarayan alternatif bir yöntem)

 

Hiç iPad ekranınızı bir bilgisayar  ya da  projektör ekranına nasıl bağlayabileceğinizi düşündünüz mü? Bunun için Apple TV var dediğiniz duyar gibiyim. Tabi ki, Apple TV’yi normalde iPad standard bir parçasi olarak eklediğiniz bu yansıtma özelliği için kullanabilirsiniz. Fakat Apple TV den ya da yazının başlığından belki de yanlış anlaşılabileceği üzere Apple TV’nin yerine gececek sihirli bir cihazdan bahsetmiyorum. Eğer bizim gözümüzle (son derece popülar olan, ama sınıf içi uygulamaya gelince bazen zorlandığımız iPad’i kullanmaya çalışan eğitimciler olarak) bu olaya bakacak olursanız, size bahsedeceğim ürün için neredeyse sihirli bir cihaz diyebiliriz.

 

airplay22

Eğitim bütçelerinin kısıntıya uğradığı günümüzün zor ekonomik şartlarında, fazla pahalı olmayan ve Apple TV’nin Airplay fonksiyonunu kullanan alternatif bir çözüm, hepimizin büyük bir sevinçle karşılayabileceği bir çözüm olurdu.

İsterseniz bir hesap yapalım. Amerika’da 99 dolara satılan Apple TV’ye ek olarak, bir de iPad’i  projektöre ya da bilgisayara bağlamak için bir HDMI kablosunu (yaklaşık 20 dolar) da sayalım. Eğer projektörünüz eski bir model ve HDMI’ı desteklemiyorsa, ekstra bir HDMI’ı VGA’ya bağlama kablosu da (yaklaşık 10 dolar) gerekebilir. Kaba bir hesapla, bu basit isi gerçekleştirmek için 130 dolar kadar para harcamanız gerekiyor.

 

airserverondesktop-620x350

Neyse ki, iki küçük yazılım cebinizi yakmadan size bu konuda yardımcı olabilir. Uzun suren ayrıntılı araştırmalar sonunda, “Airserver” ve “Reflection” adında iki yazılım buldum. Ne düşündüğünüzü biliyorum, hayır , bunlar birer iPad uygulaması değiller. Her iki program da Windows ya da Mac bilgisayarınıza kurulan küçük yazılımlar. Her iki programda genel itibariyle ayni mantıkda çalışıyorlar. Bu programlar herhangi bir kablosuz ağa bağlı olduğunuz müddetçe, ayni ağ üzerinden iPad’iniz ile iletişeme geçebiliyorlar. Bu iletişimi ise iPad’in AirPlay özelliğini kullanarak sağlıyorlar. Hem iPad’inizin ve hem de bu iki programdan birinin ayni kablosuz agda bagli olduklarina emin olduktan sonra, iPad’iniz bilgisayarınızı otomatik olarak AirPlay üzerinden görecek ve bu durumda iPad ekranınız bilgisayar ekranına bu yazılımlar sayesinde aktarılabilecek. Bu yazıda her iki yazılımı da kısaca değerlendireceğim:

Reflection ya da AirServer, Hangisi Daha İyi?

AirServer

Airserver 7 günlüğüne bedava olarak http://www.airserverapp.com adresinden indirilebilir. Fakat, deneme süresi dolunca, program için lisans satın almanız gerekiyor. Standard lisans 14.99 dolar ile size bir kişi için 5 değişik bilgisayara kadar programı kullanma hakki tanıyor. Öğrenci ve Öğretmenler için indirimli lisans fiyatı ise 11.99 $ olup 3 bilgisayara kadar programı kullanma hakkı veriyor. Öğrenci yada öğretmen lisansı alabilmek için .edu uzantılı bir mail hesabi kullanmanız gerekebilir.

airserver2

Eğer Airserver’in nasıl çalıştığını görmek istiyorsanız, bu link üzerinden izleyebilirsiniz (İngilizce)

Bu linkden de AirServer ile Apple TV kıyaslaması hakkında bilgi alabilirsiniz.

Yaptığımız denemelerde, “AirServer”,  “Reflection”’a göre  özellikle görüntüyü ve sesi neredeyse gecikmesiz bir şekilde aktardığını tespit ettik. Ayrıca özellikle video oynatılması esnasında aktarma sırasında ve senkronize bir şekilde iPad deki görüntü ve sesin bilgisayara aktarılmasında sorunlar yasayabilirsiniz.

Reflection

Refletion’ın tek kişilik lisansı 14.99$. Reflection’i deneme sürümü de bulunuyor fakat sadece her programı açtığınızda sadece 10 dakika kadar kullanmanıza izin veriyor! Bizim denemelerimizde, Reflection’da Airserver’a kıyasla daha çok görüntü ve ses aktarımında gecikmeler olduğunu tespit ettik.

reflection

Eğer bu programları (özellikle AirServer) okul internet ağları içerisinde kullanacaksanız (özellikle birden fazla kablosuz vericinin/ya da modemin (Access point) kullanıldığı ortamlarda (mesela ev ya da iş ortamı), size faydalı olabilecek bir kaç teknik yardım bilgi notu:

Teknik Konular:

1-Bu programları kullanabilmek için, öncelikle bilgisayarınızda Firewall’ı kapattığınıza emin olun. Bu makaleden bilgisayarınızda Firewall’ı nasıl kapatabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

2-Eğer tek bir kablosuz modem kullanıyorsanız, mesela evinizde, iPad’inizi bilgisayarınıza AirPlay özelliğini kullanarak bağlanmakta büyük ihtimalle bir sorun yaşamayacaksınızdır. Fakat birden fazla kablosuz vericinin ya da modemin kullanıldığı bir ortamda, aşağıdaki çözümlerden birisini uygulamadığınız müddetçe bu sistem çalışmayacaktır.

a) Bilgisayar ve iPad’iniz arasında bir ayni kablosuz ağda olabilmeleri için Ad Hoc(computer-to-computer) bir ağ oluşturun. Nasıl Ad Hoc bir ağ oluşturulacağı konusunda bu siteden bilgi alabilirisiniz. Macintosh bilgisayarlar için buraya bakabilirsiniz.

iPad’iniz ve bilgisayarınızı Ad Hoc (geçici) ağ üzerinden birbirine bağladıktan sonra, bilgisayarınızda kablosuz adaptörünüz bu Ad Hoc ağını kurduğu ve onun bir parçası olduğu için, internet bağlantınız kesilecektir. Bu problemi bilgisayarınıza bir Ethernet kablosu bağlayarak ve internet bu kablo üzerinden alarak çözebilirsiniz. Bilgisayarınıza internet bu şekilde geldiği zaman, eğer “bridge connection” “bağlantıyı köprüleme” yaparsanız (kablosuz ağ adaptörü ve kablolu ağ adaptörü arasında), interneti iPad’inize kadar ulaştırmış olursunuz. Bağlantıları nasıl bir köprü yapacağınız hakkında buradan bilgi alabilirisiniz.

b)Eğer fazladan bir kablosuz modem yanınızda taşır, ve internet olmasına ihtiyaç olmadan, bir kablosuz ağ oluşturup, hem iPad’inizi hem de Bilgisayarınızı ayni ağa bağlarsanız, yine bu sistemi kullanabilirsiniz.

Bu iki seçenekten, yanınızda ekstra bir cihaz taşımak gerekmeyeceği için, Ad Hoc ağ oluşturmak daha kolay gibi görünmekte.

 

*Bu yazı Dr. Bülent Doğan’in  İngilizce yayınlanan orjinal makalesinden Türkçeye çevrilmiştir. Orijinal makale şu adreste bulunabilir: http://www.northamerican.edu/~edtech/?p=1920

 

Tabletler, Tabletli Eğitim ve Ön Yargılar

Fatih Projesi ile Türkiye’de yeni bir rüzgar esmeye başladı. Etkileşimli tahtalar, tabletler, EBA ile Milli Eğitim camiasında büyük bir hazırlık devam ediyor. Sadece biz öğretmenler değil, dünya Türkiye’deki bu köklü değişimin nasıl olacağıyla ilgili büyük bir merak beslemektedir. Fatih Projesi ile ilgili akılda bir çok soru işareti elbette duruyor. Bu sorular/sorunlar üzerinde durmayıp, sizlere bazı ön yargılardan bahsetmeye çalışacağım.

tablet

Bu yıl, birçok eğitim kurumu okullarda tablet kullanmaya başlayacak. Kimi okullar öğretmenlerine eğitim vermeye geçtiğimiz yıldan beri devam ediyor. Ancak, öğretmenlerin birçoğunda bazı ön yargılar bulunduğu aşikar. Bu ön yargılar üzerinde maalesef pek durulmuyor. Fakat, bu ön yargıların yıkılması öğretmenlerin eğitimde tablet kullanımına yönelik bakış açısını değiştirebileceği gibi, eğitim öğretimin nasıl olacağına dair de çok iyi ipuçları verebileceğine inanıyorum.

Öncelikle tabletler üzerinde biraz durmak gerekiyor. Bu cihazlar, daha çok akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar arasında bir yeri olan cihazlardır. Bu yüzden öğretmenler, tablet cihazlardan bir masaüstü ya da dizüstü bilgisayar performansı beklemesi ve bu beklentinin sonucunda tabletlerde eksiklik görmesinin sonucunda tablet cihazlara karşı bir antipati beslemesi bence tablet cihazlarla ilgili ilk ön yargı.

Bir diğer önemli husus ise, tablet cihazların eğitim öğretim ortamında kullanılımına yönelik üst düzey özellikler ihtiva ediyor yanılgısıdır. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, tablet cihazlar okullar ve sınıflar için üretilmemiştir. Tablet cihazlar sadece bir eğitim kurumununda bulunan öğretmenler kullansın, eğitim öğretim faaliyetini bununla gerçekleştirsin diye de üretilmemiştir. Böyle bir beklenti içerisinde olmak, bu konuda sahip olunabilecek en büyük ön yargıdır.

Bir diğer hata ise öğretmenlerin konuya/derse ait uygulama beklentisidir. Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki, öğretmenler her derste bu cihazı kullanmaya mecbur değildir. Aynı zamanda her dersin ve ya her konunun içeriğine yönelik yani öğrenmeyi destekleyecek uygulamanın da olacağını düşünmek ya da bu beklentide olmak da büyük bir hatadır. Elbette derse ve konuya ait uygulama bulmak mümkündür fakat her konuya, kazanıma yönelik bir uygulamanın beklentisinde olmak yanlıştır. Burada iş öğretmene düşmektedir. Öğretmen, dersini tablet cihazla nasıl farklı bir hava oluşturabileceğini planlamalı, internet üzerindeki web araçlarını iyi tanıyıp, bunları dersine adapte edebilmelidir. Mesela, aşağıdaki videoda bir öğretmenin dersinde iPad cihazı çok basit bir iş için kullanıyor. Fakat derse farklı bir hava katıp, öğrencilerini çok iyi motive edebiliyor.

 

Öğrencilerinin hassas bir konuda alenen konuşmak, sınıf içerisinde görüş bildirmek istemeyebileceklerini düşünen öğretmen yukarıdaki gibi bir yönteme başvuruyor.

Bir diğer videoda ise öğrenciler Samsung tablet ile çalışmalar yapıyor fakat öğretmenler herhangi bir uygulama üzerinden ders işlemiyorlar.

Bir başka videoda ise, Sosyal Bilgiler öğretmeni Mehmet Ali Doğan, yaptığı çalışmalarda BYOD (Bring Your Own Device – Kendi Cihazını Getir) sistemini kullanıyor ve öğrencilerin elinde aynı cihaz olmadan, işleyeceği derse yönelik herhangi bir uygulama olmasa da tablet ve diğer cihazlarla dersini harika bir şekilde işliyor.

Bence diğer bir büyük hata ise, tabletlerle beraber tam bir kontrolü sağlamayı düşünmek, sınıf hakimiyeti ile tablet hakimiyetini karıştırmaktır. Böyle bir yanılmanın temelinde ise eğitimcilerin zihninde geleneksel-aktarımcı öğretim ile tabletli eğitimi harman etme çabası vardır. Tabletli eğitim, klasik öğretme metodları ile mümkün değildir. Uygulansa bile sonuçları çok kötü olabilir. Bu yüzden öğretmenler mutlaka yenilikçi olmalı, okumaya-araştırmaya daha çok vakit ayırarak kendilerini geliştirmelidirler. Zaten, yukarıda sizlere örnek olarak verdiğimiz videoları izlediğinizde, hiçbir öğretmenin sınıf içerisinde yaptığı ders esnasında sınıfını kontrol etme ihtiyacı hissetmediğini görürsünüz. Çünkü, aktif bir öğrenme etkinliği içerisinde, yeni eğitim motedları ile işlenen derslerde öğrenciler üretim faaliyetinde oldukları için, öğretmenlerinin kontrolüne değil, rehberliğine ihtiyaç duyarlar.

Bence diğer bir hata ise, iPad, Windows ve Androd işletim sistemli tabletler arasındaki mukayeseyi abartmakdır. Bir kere, şunu göz önünde bulundurmak gerekir ki iPad başlı başına bir cihaz, Android ve Windows ise birer işletim sistemleridir. Bu yüzden, 200 TL değerindeki bir tabletin içeriğinde de Android ya da Windows işletim sistemleri olabileceği gibi 2000 TL değerindeki bir cihazda da aynı işletim sistemleri bulunabilir. Bu iki farklı değerdeki cihazların performanslarını Android yada Windows işletim sistemine mal etmek doğru değildir. Elbette iPad ile diğer cihazlar arasında bazı önemli farklar da bulunabilir, birbirlerine üstün sağladığı durumlar olabilir. Bir cihazın diğerine üstünlüğü bence ancak kişi/kurumların ihtiyaçları doğrultusunda olabilir ve en iyi karar ihtiyaca göre verilir.

Eğitim açısında baktığımızda ise, Android işletim sistemli tabletler ve iPad, Windows’a göre biraz daha öne çıkmaktadır. Apple firmasının eğitime verdiği önem herkes tarafından bilinmektedir. Apple, eğitime yaptığı yatırımlarla takdiri hak etmektedir. Aynı şekilde Google firması da son I/O 2013 etkiniğinde eğitime daha da ağırlık vereceğini, sırf eğitim-öğretime yönelik bir uygulama marketi oluşturacağını, bu markette müfredat tabanlı uygulama çalışması yapılacağını, daha bir çok farklı özellikleri barındıracağını ve bu konudaki çalışmalarının bitmek üzere olduğunu duyurmuştu. Aynı zamanda Google in Education sayfasını yeniden organize etmiş ve bir değişimin başladığının sinyallerini vermiştir. Öyle sanıyorum ki Google, bahsettiğim bu yeniliklerle büyük bir sükse yapacaktır. Bknz: http://developer.android.com/distribute/googleplay/edu/about.html

fail

Unutmayalım ki, çocukların harekete ihtiyacı vardır ve çocuklar iletişim içerisinde oldukça, işbirliği yaptıkça daha iyi öğrenirler, daha çok mutlu olurlar. Bu cihazların sadece birer araç olduğunu unutmamalı, bu cihazları dokunulduğunda öğrenmeyi meydana getiren bir sihirli değnek gibi görmemeliyiz. Öğretmenlerin işi daha da hafifleyecek gibi bir düşünce de hatalı olup, aksine, öğretmenlerin bu sistemde planlamaya daha çok vakit ayırması gerekmektedir.

 

Faydalanılan Kaynaklar:
http://techcrunch.com/2013/05/15/with-google-play-for-education-google-looks-to-challenge-apples-dominance-in-the-classroom/
http://emrefirat.edublogs.org/2012/09/30/mistakes/
http://www.edudemic.com/2012/09/5-critical-mistakes-schools-ipads-and-correct-them/

Okulda Etkili Tablet Uygulamaları

Mobil teknolojilerin, gerek öğretenler, gerekse öğrenenler açısından yaşam boyu öğretimde değerlendirilmesi gereken değerli bir imkân olduğu açıktır. Mobil teknoloji, eğitim alanında birçok başarıya imza atabilecek bir etken olarak takdir edilmektedir. Mobil teknolojiler etkili kullanıldığında, öğrencileri daha yetkin bir öğrenen konumuna getirmektedir.



Bilgi çağında en hızlı gelişen kavram teknoloji olduğu için, eğitimde de teknoloji kullanımı çok önemli hale gelmiştir. Eğitim süreçlerinde etkili ve anlamlı bir öğrenmenin olabilmesi için var olan yeni teknolojiyi etkili şekilde kullanabilmek gereklidir. Eğitimde teknoloji kullanımının, öğrencinin ilgi ve merakını uyandırmak, onları eğitim ortamında aktif hale getirmek suretiyle farklı kanallardan bilgiye ulaşmalarını sağlamak, araştırma, sorgulama ve muhakeme yeteneklerini artırmak gibi avantajları bulunmaktadır.
Aşağıdaki videoda, Londra’da bulunan Flitch Green Elementary/Middle School’da gerçekleştirilen tablet uygulamalarını izleyeceksiniz.



KAYNAK: http://www.apple.com/education/profiles/flitch-green/#video-flitch-green

Apple’ın Eğitim Etkinliği: iBooks 2, iBooks Author ve iTunes U

Apple, düzenlediği bir eğitim toplantısında bazı yeniliklerin duyurusunu yaptı. Eğitim odaklı bu etkinlikte genel olarak 3 yeni ürüne odaklandı: iBooks 2, iBooks Author ve iTunes U. Türkiye’de etkilerini kısa vadede görmemiz zor olsa da, birkaç sene içerisinde özellikle lise ve altındaki çocukların eğitim hayatlarını etkileyebilecek derecede önemli adımların atıldığını söylesek abartmış olmayız.



Tamamen eğitim odaklı bu etkinlikte Apple yeni bir cihaz tanıtmadı. Tam tersine, neredeyse sadece iPad ve iBooks odaklı bu etkinlik, eğitim dünyasını dönüştürmeye yönelik dev bir adım aslında. Özetle, Apple bu sefer de eğitim sektörünü dönüştürmeyi hedefliyor.



Apple’ın eğitim sektörü ile ne ilgisi var?

Aslında Apple yıllardır eğitim sektörünün içinde. Aşağıda detaylıca bahsedeceğim iTunes U ile, Apple eğitim sektörüne yıllar önce girmiş, ve üniversitelerle çeşitli iş birliklerine başlamış durumda. Ayrıca iPad’in 2010 yılındaki lansmanının ardından geçen sürede ABD’de bir çok lise ve alt seviyedeki okullarda, ve hatta zihinsel engelleri olan çocukların gelişiminde pilot projeler ile iPad’in eğitimde nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.



Tüm bu süreç sonunda öyle görünüyor ki, Apple bir fırsat görmüş, ve karşısına çıkan şansı iyi kullanmak için adım atıyor.

Ders kitapları yetersiz mi?

Apple’ın bu hareketinin arkasında aslında birden fazla kritik sebep var diyebiliriz. Günümüzde artık bilgisayar ve internet çağına doğan çocuklar, hayatlarının her anında teknolojiyi kullanırken, eğitimde ise hala kitaplara mahkum durumdalar. Kitapların da hepimizin tahmin edebileceği gibi bir çok eksiklikleri mevcut:

Yeterince taşınabilir değiller, hele ki 4-5 ders kitabını bir çocuğun çantasına koyduğumuzdaki ağırlığı düşünürsek…
Dayanıklı değiller. Kağıt üzerine alınan notlar, zamanla sararan yıpranan sayfalar.
Etkileşimli değiller. Kitapta ne kadar çok resim olsa, renkli görseller grafikler olsa da, biyolojideki hücre zarını 3 boyutlu olarak kitaptan öğrenmek oldukça zor. Ya da testleri düşünürsek, yanıtları görmek için sürekli olarak kitabın arkasındaki yanıt anahtarına bakmamız gerekiyor.
İçerisinde arama yapmak mümkün değil. Elbette bir “içindekiler” bölümü var. Ancak bir kelimeyi tüm kitapta aratmak, ve kolayca bulmak mümkün değil.
Belki de en önemlisi, güncel kalamıyor kitaplar. Bundan seneler önce aldığımız bir kitap, bilgilerini kendi kendine güncelleyemiyor. Hatalı basım varsa düzeltilemiyor. Yeni bilgiler eklenemiyor.
Ancak kitapların en önemli artısı, hemen hemen her konuda muhteşem bir kitap bulabiliyor olmamız. Bu ister ders kitabı olsun, ister yemek kitabı, ister gezi kitabı.



Bunların karşısında ise, iPad çok çok önemli artılarıyla ön plana çıkıyor:

iPad içerisinde yüzlerce kitabı rahatlıkla yanımızda taşıyabiliyoruz.
Kağıda göre çok daha dayanıklı. Birleştirme yerleri açılmıyor, zamanla dağılmıyor. Yeni bir cihaz alsak bile tüm kitaplar aynen yeni cihazımıza aktarılabiliyor.
Çok ama çok etkileşimli…
Arama yapmak mümkün, çünkü tüm içerik dijital…
Kitabın yayıncısı kitabı kolayca güncelleyebiliyor. İçerikler hep güncel ve doğru kalıyor.
Ancak şimdiye kadarki en büyük eksiklik, iyi içeriğe sahip kitapların iPad’de ne derecede olduğu…



İşte Apple bu noktaya parmak basıyor aslında. Bu etkinlik ile iyi içeriği iPad’e getirmek, ve en doğru şekilde öğrencilerle, kullanıcılarla buluşturmak için gereken araçları sağlıyor, ve yanına ABD’deki en büyük eğitim yayıncılarını alıyor.
Gençler ise iPad’i seviyorlar. iPad ile oyun oynamayı, bir şeyler öğrenmeyi, keyifli vakit geçirmeyi seviyorlar. Apple’ın yapmak istediği de, kaliteli içeriği, eğlenceli ve olabilecek en güzel şekilde öğrencilerle buluşturmak.



Peki Apple bunun için neler yapıyor?

Bu dönüşümü gerçekleştirmek, ve eğitimi teknoloji ile bir adım öteye taşımak için Apple bu etkinlikte 3 önemli konuya değindi:

iBooks 2.0
iBooks Author
iTunes U



iBooks 2.0

e-Kitap’ları (Elektronik Kitap) okumamızı sağlayan iBooks uygulamasının, “etkileşimli eğitim kitaplarını” okumaya izin veren ikinci sürümünü duyurdu Apple. iBooks 2 sayesinde kitabın içerisinde sadece yazı değil, bol bol resim, videolar, animasyonlar, 3 boyutlu şekiller, ufak testler vb. bir çok eğlenceli ve ilgi çekici şeyler eklenebiliyor hale geldi.
Tek bir tıklama ile, artık öğrenciler iBooks içerisindeki tüm ders kitaplarına (textbooks) erişebiliyorlar. iBookstore’dan alınan kitaplar, aynı zamanda ücretsiz bir şekilde güncellenebiliyor.



Yukarıda da bahsettiğim gibi, artık kitaplar sadece hareketsiz resimler ve yazılardan oluşmuyor. iBooks 2 sayesinde kitap içerisinde etkileşimli fotoğraflar, 3 boyutlu resimler, animasyonlar, videolar yer alabiliyor.




Ayrıca elimizi bir kalem gibi kullanarak kitap içerisindeki önemli kısımları işaretleyebiliyoruz. İşaretlediğimiz kısımlara notlar ekleyebiliyoruz. Yapmamız gereken tek şey parmağımızı sürüklemek…



Bu şekilde çalışma kartları yaratarak, önemli noktaların aklımızda kalmasını sağlamak da mümkün…



Ayrıca Apple, ders kitapları (textbooks) için iBooks içerisinde ayrı bir kategori de oluşturmuş. Böylece ders kitaplarına erişmeyi çok daha kolay bir hale getirmiş. Bir diğer güzel şey ise, iBookstore içerisinden satın alınabilecek ders kitaplarının en fazla $14.99 olması. Daha pahalı kitaba Apple izin vermiyor…



Keşke ülkemizde de bu şekilde eğitim yapılan okullar görebilsek. Eminim öğrencilerin derslere ilgisi ve derslerdeki başarısı çok daha fazla artacaktır.



Yeniliklerin hepsini anlatmak mümkün değil, ama zaten anlatarak olacak gibi de değil. Eğer merak ediyorsanız önce buraya tıklayarak demo’larına göz atabilir, ya da aşağıdaki videodan bu yeni ders kitaplarına siz de göz atabilirsiniz…



iBooks Author

Peki bu kadar güzel kitaplar nasıl oluşturulacak? İlk akla gelen şey, yine büyük kitapevlerinin bu kitapları yapabileceği elbette. Ancak Apple, uygulama dünyasında yaptığını burada da yapmayı hedefliyor. Bireylerin de, büyük şirketler gibi uygulama yapmalarının ardından, aynı şekilde ders kitapları da oluşturabilmelerine olanak sağlıyor.

Apple’ın ücretsiz olarak sunduğu iBooks Author isimli uygulama sayesinde tüm bu etkileşimli kitapları evimizde, oturduğumuz yerden yapmamız mümkün.
Uygulamayı Mac App Store’dan kolayca indirip çalıştırabiliyoruz. Uygulama açılır açılmaz beni vuran şey ise uygulamanın Türkçe desteği ile gelmesi oldu! Lion ile birlikte Türkçe desteği vermeye başlayan Apple, bundan sonraki tüm uygulamalarında da Türkçe desteğini dahil edecek gibi görünüyor.

iWork paketindeki Pages, Numbers ve Keynote uygulamalarının arayüzüne çok benzeyen iBooks Author, bu açıdan hiç yabancı gelmiyor, ve kolayca kitap oluşturmaya başlanabiliyor.



Uygulamadaki sadelik ve basitlik gerçekten muhteşem diyebilirim. Tek bir tıklama ile resim galerileri oluşturabiliyor, interaktif kitaplar oluşturmaya başlayabiliyoruz. Videoları sürükleyip bırakarak kitabımıza ekleyebiliyor, hatta Keynote sunumlarımızı bile yine sürükle bırak yöntemi ile yine kitabımıza ekleyebiliyoruz!



İleride ayrıntılı bir yazıda daha detaylı incelemeyi düşünüyorum iBooks Author’u, ancak ilk bakışta söyleyebileceğim şey, artık herkesin etkileşimli, eğlenceli ve çok daha ilginç kitaplar hazırlayıp tüm dünya ile paylaşabileceği.
Uygulamanın detaylarını merak edenler Apple’ın sitesindeki iBooks Author kısmına göz atabilirler.



Sihirli Elma’ya gelince, belki de içerisinde Mac kullanımını anlatan ve ipuçlarını resimlerle, videolarla ve etkileşimli olarak anlatan bir “Sihirli Elma” kitabı çıkartmak iyi fikir olabilir.

iTunes U

Öncelikle biraz iTunes U’nun ne olduğundan bahsetmek iyi olabilir. Henüz 4 sene önce hayata geçen iTunes U, şimdiye kadar iTunes içerisinde yer alan, üniversitelere yönelik bir platform. iTunes U üzerinden üniversitelerdeki derslerin ses ve video kayıtları ücretsiz olarak paylaşılıyor. Böylece Stanford Üniversitesi’ne gidemesek bile derslerini izleyebiliyoruz…



Tüm dünyada 1000′den fazla üniversite iTunes U’yu kullanıyor. Ne yazık ki Türkiye’den hiç bir üniversite burada yer almıyor. iTunes U içerisinde 500.000′den fazla sesli ya da video içerik mevcut. Dünyanın en büyük eğitim içerik kütüphanesi diyebiliriz.
Apple’ın bu etkinlikte açıkladığı değişiklik ise, iTunes U’yu daha fazla kullanmaya teşvik edecek bir şey. Artık iTunes U, iTunes Store içerisindeki bir sekme değil, başlı başına bir uygulama. Hem iPhone, hem de iPad ile kullanılabiliyor. Ve öğrencilerin çok daha fazla şeye erişmesini sağlıyor:

Derslerin ses ve video kayıtları
Ders kitapları (textbooks)
Ders müfredatı
Dersle ilgili diğer içerikler
Ödevler
Öğretim görevlisinin notları
PDF’ler
Sunumlar
ve daha fazlası…



Böylece iTunes U uygulaması sayesinde aslında öğrenciler tüm dersi yanlarında taşıyabiliyorlar. iPad’lerini açtıkları anda dersle ilgili tüm içerik ellerinin altında oluyor. Kaçırdıkları dersleri yeniden izleyebiliyor, sene başındaki sunuma yeniden göz atabiliyor, ödevlerini bile buradan yapabiliyorlar.



iBooks uygulaması ile entegre bir şekilde çalışan iTunes U sayesinde, öğrenciler sadece bir butona dokunarak kitabın doğru sayfasına bile ulaşabiliyorlar. İzlemeleri gereken bir video varsa, tek bir dokunuş ile videonun ilgili kısmına ulaşabiliyorlar.



Bu etkinlik neden önemli?

En başta da söylediğim gibi, tamamen eğitim odaklı bir etkinlik gerçekleştirdi Apple. Kısa vadede etkilerini görmek pek mümkün olmayabilir. Ancak uzun vadede Apple çok ciddi bir dönüşüm başlatmaya çalışıyor.

Yeni ve dijital ders kitapları, bunların kolayca oluşturulabilmesi, ve derslerin dijital olarak takip edilmesi elbette önemli. Ancak Apple’ın buradaki çabasına bir adım geriye çekilerek bakacak olursak, aslında çok daha büyük bir strateji görüyoruz.



Apple’ın birkaç ay içerisinde lansmanını yapması beklenen yeni iPad (belki de iPad 3) ile pazar payını daha da arttıracak olması bir yana, iPad 2′yi daha düşük fiyatlarla öğrencilere sunduğunu düşünebiliyor musunuz?

iPhone ve iPad kullanarak büyüyen, yetişen bir nesil geliyor. Ve bunu eğitim kurumlarına çok daha ucuza, çok daha işlevsel bir şekilde sunarak, Apple hem bir dönüşüm gerçekleştiriyor, hem de rakiplerinin yaptığı “cihaz üret ve sat” mantığının çok daha ötesine geçiyor.



Hep söylediğimiz gibi, Apple sadece donanım, ya da sadece yazılım olarak görmüyor hiç bir konuyu. Yazılım ve donanımın mükemmel bir uyumu ve birleşimi ile hayata geçirdiği ve dönüştürdüğü sektörlere “eğitim”i de eklemek istiyor. Ve bu konuda yolun henüz çok başında olduğumuzu unutmamamız gerekiyor.

Türkiye’de de etkilerini görebilecek miyiz?

Keşke, keşke, keşke… Türkiye’de böyle bir girişimi yakın zamanda görmek pek mümkün görünmüyor. Ancak Türkiye teknoloji konusunda dünyayı oldukça yakından takip eden ve yenilikleri benimseyen bir ülke, buna şüphe yok. Bu sebeple kurumlar bu yeniliklere kayıtsız kalsa da, bireylerin yani öğrencilerin bu cihazları alması, sahiplenmesi ve beklentileri arttıkça önümüzdeki dönemde kurumlar ve üniversiteler de buna kayıtsız kalamayacaklardır.

Umuyorum ki Türkiye’de birileri bu konuda adım atsın ve istesin. Mutlaka destek bulacaktır. Mutlaka başarılı olacaktır.

Etkinliğin farklı bir gözle incelemesi için kardeş blogumuz olan iPhoneTurkey.biz’in bu yazısına göz atmanızı öneriyorum.

 

KAYNAK: http://www.sihirlielma.com/2012/01/21/apple-egitim-etkinlik-ibooks-2-ibooks-author-itunes-u/