Etiket arşivi: ipad

Google for Edu’dan yepyeni uygulama: “Clasroom”

Öğretmeye daha fazla, teknolojiye daha az zaman ayırın.
Google Apps Eğitim Sürümü’nde öğretmenlerin ödevleri hızlı bir şekilde oluşturup düzenlemesine, verimli bir şekilde geri bildirim sağlamasına ve sınıflarıyla kolayca iletişim kurmasına olanak tanıyan yeni ürün Classroom’a hoş geldiniz. Classroom; öğrencilerin, çalışmalarını Google Drive’da düzenleyip tamamlamasını ve teslim etmesini, öğretmenleri ve arkadaşları ile doğrudan iletişim kurmasını sağlar.

Classroom; zamandan tasarruf etmelerine, sınıfları düzenli bir şekilde tutmalarına ve öğrencilerle iletişimlerini geliştirmelerine yardımcı olmak için öğretmenlerle el birliğiyle tasarlanmıştır.
Google Dokümanlar ve Drive ile basit ödevler
Öğretmenler Classroom’da ödev oluşturduğunda tek bir dokümanı paylaşmayı seçebilir veya her öğrenci için otomatik olarak birer kopya oluşturabilirler. Öğrenciler ödevlerini doğrudan Classroom’dan veya Google Dokümanlar’dan teslim edebilir ve öğretmenler de hangi öğrencilerin ödevini teslim ettiğini tek bir yerden kolayca görüp geri bildirim ve not verebilir.

Arka planda Classroom, tüm ödevleri ve sınıf materyallerini Google Drive’da otomatik olarak klasörlere yerleştirir.
Sınıflar için yararları
Kolay kurulur
Öğretmenler öğrencileri doğrudan ekleyebilir veya katılmaları için sınıflarıyla bir kod paylaşabilir.

Zaman kazandırır
Basit, kağıtsız ödev akışı; öğretmenlerin tamamen tek bir yerde ödevleri oluşturmalarına, incelemelerine ve not vermelerine olanak tanır.

image image image

Düzeni artırır

İletişimi geliştirir
Classroom akışı; öğretmenlerin sınıfa duyuru ve soru göndermesine olanak tanır. Öğrenciler akışta yayın paylaşabilir ve arkadaşlarına yardımcı olabilir.

Uygun fiyatlı ve güvenli
Classroom tamamen ücretsizdir; reklam içermez ve öğrenci verileri hiçbir zaman reklam amaçlarıyla kullanılmaz. Classroom etkinliği, yalnızca sınıf üyeleriyle kısıtlıdır ve öğrenciler yalnızca okullarının Google Apps Eğitim Sürümü alan adları dahilindeki sınıfların üyesi olabilirler.
Classroom’u kullanmaya başlayın
Zaten Google Apps Eğitim Sürümü kullanıyorsanız ve ilk önizlemeye katılmak istiyorsanız lütfen buradan kaydolun.

Ayrıntılı bilgi için şu bağlantıyı inceleyebilirsiniz: http://www.google.com/edu/classroom/

 

 

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

iPad Ekranını Bilgisayar ya da Projektöre Yansıtmak

(Apple TV ye göre daha ucuz ve  işe yarayan alternatif bir yöntem)

 

Hiç iPad ekranınızı bir bilgisayar  ya da  projektör ekranına nasıl bağlayabileceğinizi düşündünüz mü? Bunun için Apple TV var dediğiniz duyar gibiyim. Tabi ki, Apple TV’yi normalde iPad standard bir parçasi olarak eklediğiniz bu yansıtma özelliği için kullanabilirsiniz. Fakat Apple TV den ya da yazının başlığından belki de yanlış anlaşılabileceği üzere Apple TV’nin yerine gececek sihirli bir cihazdan bahsetmiyorum. Eğer bizim gözümüzle (son derece popülar olan, ama sınıf içi uygulamaya gelince bazen zorlandığımız iPad’i kullanmaya çalışan eğitimciler olarak) bu olaya bakacak olursanız, size bahsedeceğim ürün için neredeyse sihirli bir cihaz diyebiliriz.

 

airplay22

Eğitim bütçelerinin kısıntıya uğradığı günümüzün zor ekonomik şartlarında, fazla pahalı olmayan ve Apple TV’nin Airplay fonksiyonunu kullanan alternatif bir çözüm, hepimizin büyük bir sevinçle karşılayabileceği bir çözüm olurdu.

İsterseniz bir hesap yapalım. Amerika’da 99 dolara satılan Apple TV’ye ek olarak, bir de iPad’i  projektöre ya da bilgisayara bağlamak için bir HDMI kablosunu (yaklaşık 20 dolar) da sayalım. Eğer projektörünüz eski bir model ve HDMI’ı desteklemiyorsa, ekstra bir HDMI’ı VGA’ya bağlama kablosu da (yaklaşık 10 dolar) gerekebilir. Kaba bir hesapla, bu basit isi gerçekleştirmek için 130 dolar kadar para harcamanız gerekiyor.

 

airserverondesktop-620x350

Neyse ki, iki küçük yazılım cebinizi yakmadan size bu konuda yardımcı olabilir. Uzun suren ayrıntılı araştırmalar sonunda, “Airserver” ve “Reflection” adında iki yazılım buldum. Ne düşündüğünüzü biliyorum, hayır , bunlar birer iPad uygulaması değiller. Her iki program da Windows ya da Mac bilgisayarınıza kurulan küçük yazılımlar. Her iki programda genel itibariyle ayni mantıkda çalışıyorlar. Bu programlar herhangi bir kablosuz ağa bağlı olduğunuz müddetçe, ayni ağ üzerinden iPad’iniz ile iletişeme geçebiliyorlar. Bu iletişimi ise iPad’in AirPlay özelliğini kullanarak sağlıyorlar. Hem iPad’inizin ve hem de bu iki programdan birinin ayni kablosuz agda bagli olduklarina emin olduktan sonra, iPad’iniz bilgisayarınızı otomatik olarak AirPlay üzerinden görecek ve bu durumda iPad ekranınız bilgisayar ekranına bu yazılımlar sayesinde aktarılabilecek. Bu yazıda her iki yazılımı da kısaca değerlendireceğim:

Reflection ya da AirServer, Hangisi Daha İyi?

AirServer

Airserver 7 günlüğüne bedava olarak http://www.airserverapp.com adresinden indirilebilir. Fakat, deneme süresi dolunca, program için lisans satın almanız gerekiyor. Standard lisans 14.99 dolar ile size bir kişi için 5 değişik bilgisayara kadar programı kullanma hakki tanıyor. Öğrenci ve Öğretmenler için indirimli lisans fiyatı ise 11.99 $ olup 3 bilgisayara kadar programı kullanma hakkı veriyor. Öğrenci yada öğretmen lisansı alabilmek için .edu uzantılı bir mail hesabi kullanmanız gerekebilir.

airserver2

Eğer Airserver’in nasıl çalıştığını görmek istiyorsanız, bu link üzerinden izleyebilirsiniz (İngilizce)

Bu linkden de AirServer ile Apple TV kıyaslaması hakkında bilgi alabilirsiniz.

Yaptığımız denemelerde, “AirServer”,  “Reflection”’a göre  özellikle görüntüyü ve sesi neredeyse gecikmesiz bir şekilde aktardığını tespit ettik. Ayrıca özellikle video oynatılması esnasında aktarma sırasında ve senkronize bir şekilde iPad deki görüntü ve sesin bilgisayara aktarılmasında sorunlar yasayabilirsiniz.

Reflection

Refletion’ın tek kişilik lisansı 14.99$. Reflection’i deneme sürümü de bulunuyor fakat sadece her programı açtığınızda sadece 10 dakika kadar kullanmanıza izin veriyor! Bizim denemelerimizde, Reflection’da Airserver’a kıyasla daha çok görüntü ve ses aktarımında gecikmeler olduğunu tespit ettik.

reflection

Eğer bu programları (özellikle AirServer) okul internet ağları içerisinde kullanacaksanız (özellikle birden fazla kablosuz vericinin/ya da modemin (Access point) kullanıldığı ortamlarda (mesela ev ya da iş ortamı), size faydalı olabilecek bir kaç teknik yardım bilgi notu:

Teknik Konular:

1-Bu programları kullanabilmek için, öncelikle bilgisayarınızda Firewall’ı kapattığınıza emin olun. Bu makaleden bilgisayarınızda Firewall’ı nasıl kapatabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

2-Eğer tek bir kablosuz modem kullanıyorsanız, mesela evinizde, iPad’inizi bilgisayarınıza AirPlay özelliğini kullanarak bağlanmakta büyük ihtimalle bir sorun yaşamayacaksınızdır. Fakat birden fazla kablosuz vericinin ya da modemin kullanıldığı bir ortamda, aşağıdaki çözümlerden birisini uygulamadığınız müddetçe bu sistem çalışmayacaktır.

a) Bilgisayar ve iPad’iniz arasında bir ayni kablosuz ağda olabilmeleri için Ad Hoc(computer-to-computer) bir ağ oluşturun. Nasıl Ad Hoc bir ağ oluşturulacağı konusunda bu siteden bilgi alabilirisiniz. Macintosh bilgisayarlar için buraya bakabilirsiniz.

iPad’iniz ve bilgisayarınızı Ad Hoc (geçici) ağ üzerinden birbirine bağladıktan sonra, bilgisayarınızda kablosuz adaptörünüz bu Ad Hoc ağını kurduğu ve onun bir parçası olduğu için, internet bağlantınız kesilecektir. Bu problemi bilgisayarınıza bir Ethernet kablosu bağlayarak ve internet bu kablo üzerinden alarak çözebilirsiniz. Bilgisayarınıza internet bu şekilde geldiği zaman, eğer “bridge connection” “bağlantıyı köprüleme” yaparsanız (kablosuz ağ adaptörü ve kablolu ağ adaptörü arasında), interneti iPad’inize kadar ulaştırmış olursunuz. Bağlantıları nasıl bir köprü yapacağınız hakkında buradan bilgi alabilirisiniz.

b)Eğer fazladan bir kablosuz modem yanınızda taşır, ve internet olmasına ihtiyaç olmadan, bir kablosuz ağ oluşturup, hem iPad’inizi hem de Bilgisayarınızı ayni ağa bağlarsanız, yine bu sistemi kullanabilirsiniz.

Bu iki seçenekten, yanınızda ekstra bir cihaz taşımak gerekmeyeceği için, Ad Hoc ağ oluşturmak daha kolay gibi görünmekte.

 

*Bu yazı Dr. Bülent Doğan’in  İngilizce yayınlanan orjinal makalesinden Türkçeye çevrilmiştir. Orijinal makale şu adreste bulunabilir: http://www.northamerican.edu/~edtech/?p=1920

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Tabletler, Tabletli Eğitim ve Ön Yargılar

Fatih Projesi ile Türkiye’de yeni bir rüzgar esmeye başladı. Etkileşimli tahtalar, tabletler, EBA ile Milli Eğitim camiasında büyük bir hazırlık devam ediyor. Sadece biz öğretmenler değil, dünya Türkiye’deki bu köklü değişimin nasıl olacağıyla ilgili büyük bir merak beslemektedir. Fatih Projesi ile ilgili akılda bir çok soru işareti elbette duruyor. Bu sorular/sorunlar üzerinde durmayıp, sizlere bazı ön yargılardan bahsetmeye çalışacağım.

tablet

Bu yıl, birçok eğitim kurumu okullarda tablet kullanmaya başlayacak. Kimi okullar öğretmenlerine eğitim vermeye geçtiğimiz yıldan beri devam ediyor. Ancak, öğretmenlerin birçoğunda bazı ön yargılar bulunduğu aşikar. Bu ön yargılar üzerinde maalesef pek durulmuyor. Fakat, bu ön yargıların yıkılması öğretmenlerin eğitimde tablet kullanımına yönelik bakış açısını değiştirebileceği gibi, eğitim öğretimin nasıl olacağına dair de çok iyi ipuçları verebileceğine inanıyorum.

Öncelikle tabletler üzerinde biraz durmak gerekiyor. Bu cihazlar, daha çok akıllı telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar arasında bir yeri olan cihazlardır. Bu yüzden öğretmenler, tablet cihazlardan bir masaüstü ya da dizüstü bilgisayar performansı beklemesi ve bu beklentinin sonucunda tabletlerde eksiklik görmesinin sonucunda tablet cihazlara karşı bir antipati beslemesi bence tablet cihazlarla ilgili ilk ön yargı.

Bir diğer önemli husus ise, tablet cihazların eğitim öğretim ortamında kullanılımına yönelik üst düzey özellikler ihtiva ediyor yanılgısıdır. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, tablet cihazlar okullar ve sınıflar için üretilmemiştir. Tablet cihazlar sadece bir eğitim kurumununda bulunan öğretmenler kullansın, eğitim öğretim faaliyetini bununla gerçekleştirsin diye de üretilmemiştir. Böyle bir beklenti içerisinde olmak, bu konuda sahip olunabilecek en büyük ön yargıdır.

Bir diğer hata ise öğretmenlerin konuya/derse ait uygulama beklentisidir. Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki, öğretmenler her derste bu cihazı kullanmaya mecbur değildir. Aynı zamanda her dersin ve ya her konunun içeriğine yönelik yani öğrenmeyi destekleyecek uygulamanın da olacağını düşünmek ya da bu beklentide olmak da büyük bir hatadır. Elbette derse ve konuya ait uygulama bulmak mümkündür fakat her konuya, kazanıma yönelik bir uygulamanın beklentisinde olmak yanlıştır. Burada iş öğretmene düşmektedir. Öğretmen, dersini tablet cihazla nasıl farklı bir hava oluşturabileceğini planlamalı, internet üzerindeki web araçlarını iyi tanıyıp, bunları dersine adapte edebilmelidir. Mesela, aşağıdaki videoda bir öğretmenin dersinde iPad cihazı çok basit bir iş için kullanıyor. Fakat derse farklı bir hava katıp, öğrencilerini çok iyi motive edebiliyor.

 

Öğrencilerinin hassas bir konuda alenen konuşmak, sınıf içerisinde görüş bildirmek istemeyebileceklerini düşünen öğretmen yukarıdaki gibi bir yönteme başvuruyor.

Bir diğer videoda ise öğrenciler Samsung tablet ile çalışmalar yapıyor fakat öğretmenler herhangi bir uygulama üzerinden ders işlemiyorlar.

Bir başka videoda ise, Sosyal Bilgiler öğretmeni Mehmet Ali Doğan, yaptığı çalışmalarda BYOD (Bring Your Own Device – Kendi Cihazını Getir) sistemini kullanıyor ve öğrencilerin elinde aynı cihaz olmadan, işleyeceği derse yönelik herhangi bir uygulama olmasa da tablet ve diğer cihazlarla dersini harika bir şekilde işliyor.

Bence diğer bir büyük hata ise, tabletlerle beraber tam bir kontrolü sağlamayı düşünmek, sınıf hakimiyeti ile tablet hakimiyetini karıştırmaktır. Böyle bir yanılmanın temelinde ise eğitimcilerin zihninde geleneksel-aktarımcı öğretim ile tabletli eğitimi harman etme çabası vardır. Tabletli eğitim, klasik öğretme metodları ile mümkün değildir. Uygulansa bile sonuçları çok kötü olabilir. Bu yüzden öğretmenler mutlaka yenilikçi olmalı, okumaya-araştırmaya daha çok vakit ayırarak kendilerini geliştirmelidirler. Zaten, yukarıda sizlere örnek olarak verdiğimiz videoları izlediğinizde, hiçbir öğretmenin sınıf içerisinde yaptığı ders esnasında sınıfını kontrol etme ihtiyacı hissetmediğini görürsünüz. Çünkü, aktif bir öğrenme etkinliği içerisinde, yeni eğitim motedları ile işlenen derslerde öğrenciler üretim faaliyetinde oldukları için, öğretmenlerinin kontrolüne değil, rehberliğine ihtiyaç duyarlar.

Bence diğer bir hata ise, iPad, Windows ve Androd işletim sistemli tabletler arasındaki mukayeseyi abartmakdır. Bir kere, şunu göz önünde bulundurmak gerekir ki iPad başlı başına bir cihaz, Android ve Windows ise birer işletim sistemleridir. Bu yüzden, 200 TL değerindeki bir tabletin içeriğinde de Android ya da Windows işletim sistemleri olabileceği gibi 2000 TL değerindeki bir cihazda da aynı işletim sistemleri bulunabilir. Bu iki farklı değerdeki cihazların performanslarını Android yada Windows işletim sistemine mal etmek doğru değildir. Elbette iPad ile diğer cihazlar arasında bazı önemli farklar da bulunabilir, birbirlerine üstün sağladığı durumlar olabilir. Bir cihazın diğerine üstünlüğü bence ancak kişi/kurumların ihtiyaçları doğrultusunda olabilir ve en iyi karar ihtiyaca göre verilir.

Eğitim açısında baktığımızda ise, Android işletim sistemli tabletler ve iPad, Windows’a göre biraz daha öne çıkmaktadır. Apple firmasının eğitime verdiği önem herkes tarafından bilinmektedir. Apple, eğitime yaptığı yatırımlarla takdiri hak etmektedir. Aynı şekilde Google firması da son I/O 2013 etkiniğinde eğitime daha da ağırlık vereceğini, sırf eğitim-öğretime yönelik bir uygulama marketi oluşturacağını, bu markette müfredat tabanlı uygulama çalışması yapılacağını, daha bir çok farklı özellikleri barındıracağını ve bu konudaki çalışmalarının bitmek üzere olduğunu duyurmuştu. Aynı zamanda Google in Education sayfasını yeniden organize etmiş ve bir değişimin başladığının sinyallerini vermiştir. Öyle sanıyorum ki Google, bahsettiğim bu yeniliklerle büyük bir sükse yapacaktır. Bknz: http://developer.android.com/distribute/googleplay/edu/about.html

fail

Unutmayalım ki, çocukların harekete ihtiyacı vardır ve çocuklar iletişim içerisinde oldukça, işbirliği yaptıkça daha iyi öğrenirler, daha çok mutlu olurlar. Bu cihazların sadece birer araç olduğunu unutmamalı, bu cihazları dokunulduğunda öğrenmeyi meydana getiren bir sihirli değnek gibi görmemeliyiz. Öğretmenlerin işi daha da hafifleyecek gibi bir düşünce de hatalı olup, aksine, öğretmenlerin bu sistemde planlamaya daha çok vakit ayırması gerekmektedir.

 

Faydalanılan Kaynaklar:
http://techcrunch.com/2013/05/15/with-google-play-for-education-google-looks-to-challenge-apples-dominance-in-the-classroom/
http://emrefirat.edublogs.org/2012/09/30/mistakes/
http://www.edudemic.com/2012/09/5-critical-mistakes-schools-ipads-and-correct-them/

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın: