Çocukların Oyunu Ciddi Bir İştir

Rekabet odaklı ilişkilerin, eğitimin hatta hayatın ortasında en çok çocuklar oyuna ihtiyaç duyar. Bir çocuğun gelişiminin en önemli parçası başarı değildir. Bunun en önemli ispatı olan oyuna, ebeveynlerin de zaman ayırması gerekir.

Oyun çocukların bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimi açısından önemlidir. Çocuğun gelişimini destekler; dil gelişimi, kendi bedenini tanımak, fiziksel gelişim fırsatı, enerji boşalımı, fiziksel ve ruhsal açılardan hayata hazırlanma sağlar. İnsanlar ile etkileşim becerilerini artırır. Dikkatin toplanmasına, hayal gücünün gelişmesine, çocuğun çevreyi tanıma ve araştırmasına, yetişkin rollerini gözlemlemesine, karar verme, mantık yürütme becerisinin gelişimine olumlu katkı sağlar.

https://blog.chocchildrens.org/wp-content/uploads/2017/03/20130630_0454-1038×576.jpg

Oyun çağı bebeklikle başlar, ergenlikte azalır. Bebeklikte her şeyi ağzına götürerek tanıma, cee oyunları… Sonra kendi başına bireysel oyun ve ardından paralel oyun dönemi başlar. Paralel oyunda yanında başka çocukla oynamaktan hoşlansalar da sadece yan yana oynarlar. Herkes kendi oyun ve oyuncağıyla ilgilidir. Takiben sembolik oyun ve özdeşleşme, oyun sürecine katılır. Oyunda hayali arkadaşlar görülür. Grup oyunlarında bazı kurallar ve rekabet duygusu yaratan faaliyetleri içeren oyunlar da okul çağında iyice yerini alır.

Sosyalleşmede katkısı büyük bu oyunlar üç yaşından sonra başlar. Ergenlikte ise birey oyundan başka ilgilenecek yeni alanlarla karşı karşıyadır.

Öğrenme aracı olarak oyun

Çocuklar en çok oyun oynarken öğrenir. Eğitimciler de bunu öğrenme sürecinde kullanır. Eğer siz ‘Eğitim çağındaki çocuklar için oyun zaman kaybıdır. Oyun yerine kitap okumaya, derse zaman ayrılmalı ve oyunla boşa vakit kaybedilmemelidir’ diye düşünenlerdenseniz bir daha düşünün. Çocuklarımızı sınavlar kıskacında yarış atına çevirdiğimiz düşünülürse çocuklar ne zaman oyun oynayacak? İdeal olanı, oyun ve ders arasında dengenin kurulmasıdır. Oyun da doyurulması gereken bir durumdur. Türkiye’nin oldukça yüksek puanla öğrenci alan liselerinden birinin eğitimcisi, çok iyi derece alıp okullarına yerleşen bir öğrencinin geceleri oyuncak araba ile oynadığı gözlemini paylaşmıştı. Evet, çocuk zamanını hep derse ayırmış ve boşa vakit kaybetmemiş!

Sınavlar kıskacında yarış atına çevirdiğimiz düşünülürse çocuklarımız ne zaman oyun oynayacak? İdeal olan, oyun ve ders arasında dengenin kurulmasıdır.

Oyun çocuğun aynasıdır. Çocukların oyunu gözlemlenerek onların sorunları, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Bir tedavi yöntemi olarak da oyun kullanılabilir. Oyun içinde çocuk korkularını yenebilir, sıkıntıları ile yüzleşerek deşarj olabilir, rol denemeleri, hayal ve fanteziler sayesinde çocuk kendi kendine psikolojik sağaltım yaşayabilir.

Çocuklarımızın sağlıklı iletişim için yaşıtlarıyla birlikte oynama ihtiyaçları, çeşitli nedenlerle kısıtlamalara maruz kalabilir. Oynarken büyüklerin sürekli müdahale ettikleri durumlar yaşanabilir. Sonuçta bu durumları yaşayan çocuklar iletişim, paylaşma gibi konularda zorlanabilirler. Yeterince antrenman yapamamışlardır. Kural konulmayan, sürekli istekleri yerine getirilen çocuklar, yaşıtlarıyla oyun ortamına girdiklerinde oyun kuralları ve bunu uygulayan çocuklarla karşılaşınca zorlanırlar. Bunda çocukların oyun kurallarını belirleme ve bu kurallara uyma noktasında acımasız olmalarının da etkisi vardır. Özgüveni eksik çocuklar ise oyunlara katılmada çekingen davranabilirler.

Aile içi iletişimin anahtarı

Sosyal öğrenme sürecinde çocuk toplumsal kuralları da öğrenir, kaba sözleri de… Bu yüzden müdahale edilmesi gereken durumlar olabilir. Çocuk grup oyunlarında kişiliğini bulur, grup oyunlarında kendini gösterir. Grup halinde oynanan alan oyunları sosyal gelişim ve uyum açısından çocuklara katkı sağlar. Özellikle kent yaşamı içinde büyüyen çocuklar kısıtlı imkanlar yüzünden bunun eksikliği ile karşı karşıyadır. Aile danışmalarımda görüştüğüm ebeveynler gerçekten de bundan dertliler ve çocuklarımız alışveriş merkezlerinin oyun salonlarına sıkışmış durumdalar. Ya da çocuklar internet ve atari oyunlarında zaman geçiriyorlar. Aman dikkat! İnternet bağımlılığı hastalık olarak literatüre girdi.

Kural konulmayan, sürekli istekleri yerine getirilen çocuklar yaşıtlarıyla oyun ortamına girdiklerinde oyun kuralları ve bunu uygulayan çocuklarla karşılaşınca zorlanırlar.

Ebeveynler de çocukları ile oynamak için fırsat yaratmalıdır. Evet, çocuğunuzla oynayın! Oyun, ailelerin çocuklarıyla iletişim sıkıntılarını çözmek için beraberce vakit geçirebildikleri en önemli fırsatların başında gelirken ayrıca iletişim becerilerini artırma, çocuğunu tanıma, duygusal paylaşımlar yaşama açılarından da bulunmaz bir nimettir. “Anne-baba olarak çocuğuma oyuncaklar aldım, sorumluluğum bitti” diye düşünmeyin ve oyuncak seçimini de dikkat edilmesi gereken bir konu olarak önemseyin. Ve en önemlisi, çocuk, yetişkinin dünyasını oyunla keşfederken oyunu çocuğun elinden almak ileride ciddi sıkıntılara yol açabilir, bunu hiç aklınızdan çıkarmayın.

Bir de şaire kulak verelim. Paylaşmak da bir çeşit oyun demektir…

Öğrenemedim gitti,

Öğrenemedim gidecek.

Acaba oyunlar mı yalan,

Oyunlar mı gerçek.

Demin bir şeyler vardı,

Hiç belli olmadan bitti.

Buralarda biri oynardı

Belli etmeden gitti.

Bana öyle geliyor

Bütün oyunlar gerçek.

Yalnız şimdi bırakıp giden değil

Bir başkası gelecek.

Özdemir Asaf

 

Psikolog Ayşe Gümüşçü

http://www.pdrdergisi.com/cocuklarin-oyunu-ciddi-bir-istir.html

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen Yorumu Göndermeden Önce Aşağıdaki Soruyu Cevaplayın * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.