Etiket arşivi: oyun

Çocukların Oyunu Ciddi Bir İştir

Rekabet odaklı ilişkilerin, eğitimin hatta hayatın ortasında en çok çocuklar oyuna ihtiyaç duyar. Bir çocuğun gelişiminin en önemli parçası başarı değildir. Bunun en önemli ispatı olan oyuna, ebeveynlerin de zaman ayırması gerekir.

Oyun çocukların bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimi açısından önemlidir. Çocuğun gelişimini destekler; dil gelişimi, kendi bedenini tanımak, fiziksel gelişim fırsatı, enerji boşalımı, fiziksel ve ruhsal açılardan hayata hazırlanma sağlar. İnsanlar ile etkileşim becerilerini artırır. Dikkatin toplanmasına, hayal gücünün gelişmesine, çocuğun çevreyi tanıma ve araştırmasına, yetişkin rollerini gözlemlemesine, karar verme, mantık yürütme becerisinin gelişimine olumlu katkı sağlar.

Çocukların Oyunu Ciddi Bir İştir yazısına devam et

Bir Eğitimci Olarak Dijital Oyunlardan Ne Öğrenebiliriz?

Bir Eğitimci Olarak Dijital Oyunlardan Ne Öğrenebiliriz?

Dijital oyunların hayatımızın hemen hemen her alanında artık bizden ayrılmaz bir parça oldukları herkes için kabul edilebilir bir gerçek iken belki de bize en çok fayda sağlayacak olan alanlardan birinde yani eğitimde onlardan yeteri kadar ders alabildik mi diye sorduk mu hiç? Çok azımız annelerimizin bizim gibi 95 öncesi jenerasyonun özelliklede bilgisayar ile yeni yeni tanıştığımız dönemlerde sürekli olarak bilgisayar ya da atari oyunlarıoynamamızdan ötürü “kalk artık şunun başından, yeter kör olacaksın, hayatın bilgisayar oldu” gibi sitemlerine maruz kalmamıştır. Bir Eğitimci Olarak Dijital Oyunlardan Ne Öğrenebiliriz? yazısına devam et

Okul Öncesi Eğitimde Oyun Oynayarak Öğrenme Teknikleri

Uzmanlar çocukların erken yaşta eğitim almasının gelecekte çok olumlu etkileri olacağını belirtiyor. Ancak bu, eğitimin çok ağır olması anlamına gelmiyor. Oyun oynayarak çocuklar nasıl öğrenir? Bu hafta Çin ve Birleşik Devletler’e konuk oluyoruz.

Çin: Oynayarak öğrenme

Oyun oynamak çocukluğun vazgeçilmezi ancak buna akademik bir boyut kazandırsak ne olur? Araştırmacılar çocukluğun erken dönemlerinde oyun oynamanın birçok yeteneği geliştirerek gelecekte güçlü öğrenme yetileri kazandırdığını belirtiyor.

Öncelikle Çin’e gidiyoruz. Bu ülkede geleneksel eğitim yöntemleri okul hayatının uzun bir dönemini şekillendiriyor… Ancak bir öğretmen tüm kuralları altüst ederek oyun oynamayı eğitimin merkezine koyuyor ve tamamen farklı bir eğitim tekniği uyguluyor.

Anji Play’de, yaşları 3 ila 6 olan öğrenciler birlikte oyun oynuyor. Burada öğrenciler sıradan ana okullarında izin verilmeyen şeyleri yapabiliyor. Örneğin gerçek bir arabayı boyayabiliyorlar. Bu yöntemin adı ‘gerçek oyun’… Çinli öğretmen Cheng Xueqin tarafından 15 sene önce bulundu.

Ve bulunduğu zamandan itibaren Anji şehrindeki 130 ana okulunda uygulanmaya başladı.

Çin’deki geleneksel eğitimde öğretmenler dersi anlatır ve öğrenciler de dinler. Ancak bu yöntemde çocuklar sınıfta ya da bahçede özgürce oynuyor.

Öğretmenler çocuklar oyun oynarken onları kameraya alıyor. Çin eğitim sistemine göre çocukları gözlemlemek ve öğretilenleri uyguladığını görmek çok önemli. Günün sonunda öğretmenler çocuklara her zaman ne öğrendiklerini tekrar ettikleri bir ders yapıyorlar.

Dersin sonunda özet yapılması çocukların dil yeteneklerini geliştiriyor. Çünkü yaptıkları şeyi söz ile ifade ediyorlar. Tecrübe ettikleri bu dersi paylaşmak istiyor ve konuşmaya cesaret edebiliyorlar

dsc04441

Anji Play eğitim yöntemi Çin’in diğer şehirleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de ilgi görüyor.

Ancak ilk başlarda Cheng öğretmen velileri ikna etmekte zorlanmış. Aileler bazı riskler ve oyun alanındaki hijyen şartlarından dolayı korkmuş ve oynayarak öğrenmenin önemini anlamaları biraz zaman almış. Özellikle de tek çocuklu nesiller…

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için ‘‘linki tıklayınız’‘:http://www.anjiplay.com/home/#anjiplay

ABD: Shakespeare’i ve satranç oynamayı öğrenen küçük çocuklar

Çocuklarınızı çok küçük yaştan itibaren üniversite eğitimi için hazırlayabilir misiniz? Onlara Shakespeare’i ya da dört yaşında satranç öğretmek mantıklı geliyor mu? Tüm bunlar kulağa tuhaf gelebilir ancak Amerika’daki bir okul işte tam da bunu yapıyor.

New York şehrinde zaman hiç durmuyor. Bazı veliler çocuklarının aldığı eğitimi hızlandırıp, kaliteyi artırmak istiyor. Tıpkı Juliet adındaki bu anne gibi… Ailenin en genç ferdi Jonas, şimdi ailesinin isteğiyle Manhattan’da bulunan çok özel bir okula gidiyor. Jonas henüz dört yaşında olmasına rağmen, annesi onun daha şimdiden sıkı bir eğitim almasını istiyor.

Juliet Weissman, Jonas’ın annesi: ‘‘Oğlumun üniversiteye giderek başarılı olmasını istiyorum. Harvard ya da Yale gibi çok tanınmış bir okula gitmesi şart değil. Yeter ki doğru üniversiteyi ve bölümü seçsin. Onun yüksek tahsil yapmasını istiyor ve küçük yaşta aldığı bu eğitimin ona temel sağlamasını temenni ediyorum.’‘

Juliet, gelecek için çok umutlu… Çünkü oğlunun gittiği okul her imkana sahip. Goddard Okulu öğrencilerine en iyi üniversiteleri kazanacaklarına dair 100’de yüz garanti veriyor. Burada oynanan her oyunun, eğitimle ilgili bir amacı bulunuyor.

3 ve 4 yaşlarındaki bu öğrenciler Shakespeare’i keşfediyorlar. Romeo ve Juliet tiyatrosu… Amerika’daki okullarda bu eser, öğrenciler 14 yaşına gelince gösteriliyor. Aklınız karışmasın. Bu kuklaların altında çok büyük bir hedef yatıyor. Küçük öğrencileri klasik edebiyatta, dahi yapmak…

Aynı yöntem satranç üzerinde de uygulanıyor. Tyler Schwartz, ‘Üç Yaşında Satranç’ adında kurduğu dernekle New York’ta tanınmış bir isim. Kendisi sıklıkla Goddard Okulu’na geliyor. Onun verdiği eğitim çocukların matematik ve mantıkla ilgili yeteneklerini artırıyor. Tyler, çocuklara satranç oynamayı özendirmek için bir hikaye anlatıyor. Şah hayatta kalmak için için piyon yemek zorunda…

Sonuç olağanüstü… Birkaç dakika sonra çocuklar sanki 40 yıldır satranç oynuyormuş gibi kendilerini oyuna kaptırıyorlar.

Tyler Schwartz, Eğitimci: ‘‘Bu sayede çocukların bu yaşta okuma yazmayı öğrenme oranı yüzde 10 ile 15 arasına yükseliyor. Çünkü daha önceden bu oyunu hiç oynamamışlar ve bu hikayeyi hiç duymamışlar. ‘Üç Yaşında Satranç’ yöntemiyle çocukların hafızaları, akıllarından hesap yapma yetenekleri ve yöneticilik becerileri gelişiyor. Ayrıca okuma yazma yetenekleri de artıyor.’‘

Bu eğitimin bedeli çok yüksek. Goddard Okulu’nun yıllık aidatı 20 bin Amerikan Doları. Devlet okullarının neredeyse iki katı… Ancak ebeveynler için bu eğitimin bedeli paha biçilemez. Böyle bir eğitimi de sadece zengin aileler karşılayabiliyor.

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için ‘‘linki tıklayınız’‘:http://www.goddardschool.com/nj-ny/manhattan-upper-west-side-ny

 

Kaynak: http://tr.euronews.com/2016/08/10/okul-oncesi-egitimde-oyun-oynayarak-ogrenme-teknikleri

Beyin Jimnastiği Furyası; Tüm Bu Propagandalara İnanmalı Mıyız?

Yaptığımız her şey beynimizi etkiler. Şu makaleyi okuduğunuz sırada bile beyninizde bir değişim gerçekleşmektedir. Şu an her nerede olursanız olun, okuduğunuz bu kelimeler beyninizde bir noktaya dokunacak ve kafanızın içindeki nöronlar birbirleriyle etkileşime geçmeye başlayacak. Kulağa biraz ürkütücü gelse de, nöroplastisite denilen bu süreç, beynin gelişimi, eski bilgilerin saklanması ve yeni becerilerin edinimi için en önemli unsurdur.

Bu sürecin kontrolünü ele geçirebileceğinizi bir düşünsenize. Eğer kendimize çeşitli kazanımları hedef koyar ve algı sürecine müdahale etmeyi başarabilirsek, o zaman beynimizin çok daha iyi çalışmasına yardım etmiş oluruz. Çeşitli puzzlerla, örüntülerle veya değişik şekillerin bir araya gelmesiyle oluşturulan ve beyin jimnastiği yaptırdığını iddia eden bu uygulamalarla insanlar hafızalarını güçlendirmeyi, zor olan bir görevde daha kolay odaklanabilmeyi ve beyinlerini istedikleri gibi idare edebilmeyi hedeflemektedir. Bu beyin jimnastiği uygulamaları da tüm bu beklentilerin sonucu olarak bugün “business” dediğimiz tam bir iş koluna hatta ticarete dönüşmüş ve çeşitli firmalar bu işten milyonlarca dolar para kazanmıştır. Örneğin “Elevate” dediğimiz bir online uygulamanın bugün sınırsız aboneliği 149 dolar gibi bir rakamdır. Eğer tüm bu uygulamalar söylenildiği gibi gerçekten beynimize direk olarak etki etse ve sınav dönemlerimizde bize yardım etse gerçekten harika olmaz mıydı? Tüm bunlar bir yana, bilimsel araştırmalar acaba bu uygulamalarla ilgili ne söylemektedir?

Beyin egzersizleri mikroskop altında

Asıl soru bizim bu nöron transferlerinin etkilerini gözle görüp göremeyeceğimiz, ya da bu oyunlardaki beyin gelişiminin tamamen oyunun kendisine bağlı olup olmayışı. Mesela şu bir gerçek ki, bir hafıza oyununu saatlerce, hatta gün be gün oynamaya devam ettiğinizde, oyunda gitgide daha iyi olmaya başlarsınız. Bu sizin için bir nöroplastitite olabilir fakat tek bir oyunda uzmanlaşmak, gerçek anlamda bir beyin jimnastiği ya da başarı sayılamaz. 2010 yılında bir takım lideri ve Cambridge araştırmacısı olan Adrian Owen bu soruya cevap vermeye çalışmıştı. Altı hafta süren ve 11.500 kişinin katılımıyla gerçekleşen büyük bir online çalışma sonucunda, değişik beyin egzersizlerini denemekle görevlendirilmiş insanlarla bu sorulara cevap bulmaya çalışmıştı ve bu uygulama günde minimum 10 dakika olacak şekilde haftada en az 3 kez tekrar ettirildi. Bu deneyle, beyin jimnastiği uygulamalarının başarılı olduklarını iddia ettiği algı yetileri ile ilgili, planlamadan problem çözme yeteneğine, kısa süreli hafızadan matematik becerilerine kadar bir sürü farklı alanda gözlem yapılmaya çalışıldı. Ölçme ve değerlendirme bölümü, farklı farklı görevlerle aynı yeteneklerin gelişimini izlemeyi hedefledi. “Eğer söylenildiği gibi bu uygulamalar gerçekten bu kadar etkili ve başarılıysa, bu deneklerin 6 hafta içerisinde bilişsel zekâ yönünden gözle görülür bir ilerleme kaydetmesi gerekir” diye düşünen ve buradan yola çıkarak başlanan bu deneyde Owen’ın takımı bunun hiç de böyle olmadığını saptadı. Hatta tam aksini tecrübe ettiler. Katılımcıların bazı egzersizlerde ilerleme kaydetmiş olmalarına rağmen, beyinde gerçekleşmesi beklenen bu nöron transferlerinin gerçekleşmediğini ve beyin faaliyetlerinde bir değişim olmadığını gözlemlediler. Yani başka bir deyişle, bu beyin jimnastiği uygulamalarının aslında hiçbir işe yaramadığı kanıtlanmış oldu.
Farklı yaş gruplarında farklı bulgular

Hiçbir zaman psikolojinin de içinde olduğu hiçbir şeyde hikaye bu kadar basit değildir. 60 yaş ve üstü yetişkin gruplarında çok az bir çalışma beyin egzersizlerinin umut vadedici olabileceğini gösterir. 2013 yılında Amerikalı bir nörobilim uzmanı olan Adam Gazzaley bir grup yetişkinle, onlara NeuroRacer adlı bir oyunu oynatarak bir çalışma yaptı ve bu yetişkinler haftada 3 kez birer saat olacak şekilde bu oyunu oynadılar. Oyunda oyuncuların yapması gereken şey, belirli bir noktaya ya da cisme (mesela yeşil bir halkaya) odaklanarak, arabayı yolun ortasında hizada tutmaya çalışmaktı. Çoklu görev içeren bir oyundu kısacası. Oyuncular bu oyunda çok iyi bir skor yapmakla kalmadı, aynı zamanda dikkat ve hafıza konularında da ilerleme gösterdi. Yani bilişsel becerileri direkt olarak sadece oyunun kendisiyle eğitilmedi, başka etkenler de işin içine katıldı.

Farklı oyunlar, farklı etkiler

Farklı yaş gruplarında farklı etkiler görüldüğü gibi, farklı oyunlarda da farklı etkiler görüldü. Dahası, NeuroRacer gibi etki gösteren bazı oyunların bu uygulamalardan daha başarılı oluşu, akıllara şu soruyu getirdi; Bu tipik hazır video oyunlarının beyin jimnastiği yapmakla gerçekten bir ilişkisi olabilir mi? Bunu doğrulayacak bazı bulgular ortaya çıkarıldı. Adam Hampshire tarafından yayımlanan bir araştırmada, bilgisayar oyunları oynayan çalışan kesimden bir grup meslektaşının kısa süreli hafızasının ve görev yönetimi kabiliyetinin ilerleme gösterdiği gözlemlendi. Bundan yola çıkarak Florida State Üniversitesinde yapılan bir araştırmada bilgisayar oyunu oynayan insanların, Lumosity gibi beyin jimnastiği uygulamaları kullananlardan çok daha etkin bir hafızaya sahip oldukları ve problem çözme ve bilişsel yeteneklerinin daha iyi oldukları görüldü. Bunun tam aksine beyin jimnastiği uygulamaları kullananların hiçbir ilerleme kaydedemediği de dikkat çekti.

Yani beyin jimnastiği uygulamaları işe yarar mı?

Kısacası şuan bu uygulamaların, sağlıklı bireylerin beyin gelişimine yararlı olduğunu kanıtlayacak yeterince bulgu olmadığını söyleyebiliriz. Bu uygulamalardan herhangi birini indirip oynamaya başlarsanız, muhtemelen beyninizi geliştirmek yerine, oyunun kendisinde gitgide başarılı olacaksınız. Bu da şu demektir ki, bu uygulamaları piyasaya süren insanların yaptıkları iddialarda çok daha dikkatli ve dürüst olması gerekir. Geçtiğimiz Ocak ayında Lumosity denen oyunun tam bir başarısızlık örneği olduğu ortaya çıktı ve sahte iddia ortaya atmak ve insanları kandırmaktan milyon dolarlık tazminat cezasına çarptırıldı.
Nörobilimciler de aynı doğrultuda bu uygulamalara şüpheci yaklaştı ve yaklaşık 70 nörobilimci bir araya gelip bu beyin egzersizi yaptırdığını iddia eden oyunların aslında gerçekten faydalı olduğuna dair hiçbir kanıt olmadığını belirtip, konuyla ilgili imza topladılar. Yani kısacası, hiçbir uygulama yoktur ki hızlıca beynimizin daha etkili ve iyi çalışmasını sağlasın. Paranızı bunlara harcamak yerine, standart bir bilgisayar oyunu oynasanız bile aynı hatta daha iyi bir etki gözlemleyebilirsiniz.

http://www.theguardian.com/education/2016/mar/19/brain-training-should-you-believe-the-hype?CMP=share_btn_tw

From The Guardian natalie.gil.casual@theguardian.com

Tuğba ÖZKAN

Okulda Oyun Oynayarak Öğrenmeyi Kim İstemez?

Dersleri farklı bir bakış açısı ile eğlenceli hale getirebiliriz. Nasıl mı? “Öğrenmek için oynamak” sloganıyla…

http://www.eduapps.at/wp-content/uploads/2015/04/actionbound01-1000x667.jpg
http://www.eduapps.at/wp-content/uploads/2015/04/actionbound01-1000×667.jpg

Oyunun derste kullanılmasının öğrenciye olumlu katkısı oldukça fazladır. Öğrencinin sıkıcı bulduğu derse ya da konuya karşı ilgiyi bir anda arttırıp motive edebilir. Eğlenerek öğrenmeyi sağlar ve öğrenci merkezlidir. Oyunlar işbirliğine dayalıdır, dersi sınıf dışına taşıyabilir.

Teknolojinin hızla geliştiği günümüz dünyasında okullarımızın çağın gerisinde kalmaması ve geleceğin dijital dehaları olacak öğrencilerimize eğlenerek öğrenmenin mümkün olduğunu gösterebilmek için öğretme yöntem ve tekniklerinde değişikliğe gidilmesi gerekmektedir.
Size, öğrenme sürecindeki tekrar ve pekiştirme  aşamasında okul içinde rahatlıkla uygulanabilecek  “actionbound” uygulamasından bahsetmek istiyorum. Öncelikle öğretmen, öğrencilerden derse gelmeden önce uygulamayı tablet ya da telefonlarına indirmelerini ister. Sorular öğretmen tarafından uygulamaya yüklenir. Amaca uygun soru çeşitleri seçilebilmektedir (çoktan seçmeli ,boşluk doldurma vb.).

Konunun pekiştirilmesi eksiklerin giderilmesi için müfredatla ilgili sorular hazırlanabileceği gibi genel kültüre dayalı sorular da hazırlanabilir. Dersten önce qr kodları okulda uygun yerlere asılır ve oyuna yada derse başlanır. Öğrenciler grup adlarını yazar ve kodları okutarak sorulan soruları cevaplar. Öğretmen ise site üzerinden puanları, süreyi ve grup ilerlemesini izleyebilir.
Eğlenerek öğretmek ve eğlenerek öğrenmek dileğiyle.

Gönderen:

Figen OĞUZMERT
İngilizce öğretmeni