Etiket arşivi: Okul

Kim Demiş Okullar Öğrencileri Hayata Hazırlayamıyor Diye?

okullar ve seçim

Okul Seçimlerinin Ekonomiye ve Toplum Hayatına Katkıları

Bugünlerde okullarda çok demokratik bir hava esiyor. Öğrenci meclis çalışmaları son sürat devam ediyor. Bazı okullarda seçimler tamamlandı, okul başkanına kavuştu, herkes rahatladı. Tabi, seçim sürecinin devam ettiği okullarda okul başkanlığı için aday olan öğrenciler arkadaşları ile görüşüyor, kulisler yapıyor hatta kantinden seçmenlerine hamburger bile ısmarlıyor.  İşte tam bir iletişim becerilerinin geliştirilmesi için kendiliğinden oluşmuş bir sosyal ortam.

Seçim çalışmalarına devam eden başkan adayları sadece bu işlerle başa çıkmıyor; poster, broüşürler, afişlerler ile okulun duvarlarını süslüyor, olayın ciddiyetini kavrayabilen (!) veliler daha profesyonel yöntemlerle aday olan çocuklarını destekliyorlar. Bu sayede matbaaların cirolarında sağlam bir artış da gözleniyor. Böylelikle bu seçim işinin öğrencilerin hayatına nasıl bir katkı yaptığını bir yana bırakın, toplumsal hayatımıza sağladığı bariz katkıları da gözden kaçırmamak gerekiyor.

 Kim Demiş Okullar Öğrencileri Hayata Hazırlayamıyor Diye?

Okul seçimlerinin toplumsal ve ekonomik etkilerine yüzeysel değindik. Öğrenciler sosyal becerilerini geliştirirken el becerilerini de afiş, poster vb. çalışmalar hazırlarken geliştirebiliyor. Bunu eklemeyi de unutmayalım. Tüm bunların yanında, başkan adayı olan öğrencilerin vaatlerini dinlerseniz dudaklarınız uçuklayabilir. Okullara yüzme havuzları, her sınıfa projeksiyon, okul bahçelerine bangee jumping, go kart vb. vaatler almış başını gidiyor. Başkan adayları çok rahat bir şekilde bol keseden atıyor. Demokrasiyi, demokratik seçimlerin nasıl olduğunu öğrencilere yaşayarak öğreteceğiz derken, onların bol keseden atarak, sahtekarlığa, düzenbazlığa, yalana, dolana  başvurmalarına seyirci kalıyoruz. İşin ilginç yanı, bu vaatleri veren öğrenciler de kendilerinin bu vaatleri yerine getiremeyeceğini çok iyi biliyor, bildiği halde hiçbir yetişkinin ya da arkadaşının buna itiraz etmemesine içten içte kıs kıs gülüyor. Kimse bu öğrencilere yerine getiremeyeceği vaatlerde bulunmasının doğru olmadığını neden söylemiyor?

Kim demiş okullar öğrencileri hayata hazırlayamıyor diye? Bu ülkede yetişen politikacıları düşünün. Onların vaatleri ile okullarımızda öğrenci başkanlığına aday olan öğrencilerin vaatlerini düşünün. İşte,  eğitim sistemimiz, eğitimciler, bu güzel ülkenin siyaset bataklığına yetiştirdiğimiz minik sayasetçilerimizle gurur duyun.

okullar-seçim
Öneriler

Peki ne yapmalıyız diye soracak olursanız, elbette ilk olarak öğrencilerin verdiği vaatleri dinlemek ve onlarla bu konuda konuşmak gerekiyor. Seçmenin de adayların da mantık çerçevesinde olmalarını sağlamalı , ne kimseyi kandırmaya ne de kanmaya müsamaha göstermemeliyiz.

Okullardaki sınıf başkanı ve okul meclis çalışmalarını, okul başkanlıklarının görevlerini yeniden gözden geçirmeliyiz. Başkanın görev ve sorumluluklarını artırmalı, konuşanları şikayet eden, sınıf defterini taşıyan, öğretmenlerin fiş ve defter imzalarını takip eden kişiler olmaktan öte görevler vermeliyiz.

Örneğin, Teaching Assistant modeli ve Müzakereci Öğrenci-Akran Arabulucuğu gibi projeler ile sınıf-okul başkanlıklarının sorumlulukları artırılabilir.

Teaching Assistant Modeli

Müzakereci Öğrenci – Akran Arabuluculuğu

 

Sizler de bu yazının altına yorum yaparak görüşlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.

 

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Okullar Neden Gerçek Hayata Hazırlayamıyor?

Okullar çocukları gerçek hayata hazırlayamıyor çünkü okulda çocuklara öğretilen davranışlar ile işyerinde beklenen davranışlar çoğunlukla birbirine zıt.

SchoolSucks

Nasıl mı?

GRUP ÇALIŞMASI

Okulda bireysel çalışma kültürü vardır, işyerinde takım kültürü. Örneğin:

Sınıfta öğretmen çocuklara “Arkadaşının kağıdına bakma, kendin yap.” der, işyerinde müdür “Birlikte yapın.” der.

Sınıfta öğretmen çocuklara “Kopya çekmeyin.” der, işyerinde müdür “Amerika’yı yeniden keşfetmeyin, meslektaşınıza sorun.” der.

Sınıfta öğretmen “Arkadaşlarını rahatsız etme!” der, işyerinde müdür “Sürekli birbirinizle konuşun.” der.

FİKİR BEYAN ETME

Okulda dinlemek esastır, işyerinde fikir beyan etmek. Örneğin:

Öğretmen sınıfta sık sık “Sessiz olun!” der, işyerinde müdür “Niye sessizsiniz?” der.

Sınıfta öğretmen “Dinleyin!” diye bağırır, işyerinde müdür “Konuşun, fikrinizi söyleyin.” der.

OKULUN PASİF YAPISI

Okulda çocuklar pasif durumdadır, işyerinde çalışanlar aktif. Örneğin:

Sınıfta çok aktifsin diye ceza alırsın, işyerinde çok pasifsin diye.

Sınıfta öğretmen “Herkes otursun!” diye bağırır, işyerinde müdür “Hadi hadi! Oturmayın.” der.

Sınıfta öğretmenin talimatlarını harfiyen yerine getirmek makbuldür, işyerinde yaratıcı ve inovatif olmak.

SORUMLULUK KAZANDIRMA

Okulda öğrencilere sorumluluk da verilmez. Örneğin:

Okulda sorun olursa, öğretmen veliyi çağırır, isyerinde müdür kişinin direkt kendisiyle konuşur.

Okulda ödevleri (bazen) veli yapar, işyerinde çalışanlar kendi işlerini kendi yapar.

Öğrenci okula gitmediği zaman yok yazılır, ama çalışan işyerine gitmediği zaman evden çalışabilir.

Okulda çocuklar birçok şey hakkında az şey öğrenir, işyerinde az şey hakkında çok şey.

ÜRÜN

Okulda öğrenme çıktıları anlamsız ve gerçek hayattan uzaktır. Örneğin,

Okulda çıktı çoğu zaman anlamsız test sonucudur, işyerinde anlamlı üründür.

Sınıfta ezber ve sınav vardır, işyerinde proje.

Okulda çocukların yaptığı ürünlerin ne gerçek alıcısı vardır ne de gerçek hayatla ilgisi, işyerinde alıcısı olmayan ürün üretilmez.

GELİŞİM

Okul değerlendirme üzerine kuruludur, işyeri geribildirim. Örneğin,

Sınıfta not çok, geri bildirim azdır; işyerinde geribildirim çok, not (yıl sonu performans değerlendirmesi) azdır.

Sınıfta öğrenciler sadece öğretmenden öğrenir, işyerinde herkes herkesten.

İNSAN GÜCÜNÜN DEĞERİ

Tabii ki okula benzeyen işyerleri ya da  gerçek hayata yakın okullar var.

Ama genel olarak okullar gerçek iş hayatından oldukça uzakta.

Bu aradaki uçurum kapatılmadıkça, okullar asla çocukları gerçek hayata hazırlayamayacaktır.

 

Özgür Bolat
Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24388140.asp

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Çocuklarımızı Ölümüne Besliyoruz!

2007 EG Konferansı’nda, “bayan öğle yemeği isyancısı” Ann Cooper çocukların okulda yemek yeme tarzıyla ilgili yaklaşan devrim hakkında konuşuyor — yerel, sürdürülebilen, mevsimlik ve hatta eğitici gıda.

4034568544_2a9a7b7696

Aşağıda, Ann Cooper’ın konuşmasından kesitler de mevcut. Videoyu izlemeye zaman ayıramayacağını düşünenler, en azından alıntılara bir göz atabilir. 😉

Çocukların yemek ile olan ilişkisini gerçekten nasıl değiştirebiliriz? Ve bunu neden değiştirmemiz gerektiğini size anlatacağım, fakat mutlaka bunu değiştirmeliyiz. Ve şimdi anlıyorum ki, çocuklara sağlıklı gezegen, sağlıklı gıda ve sağlıklı çocuklar arasındaki ortak yaşam ilişkisini öğretmeliydik. Ve bunu yapmazsak, karşı tez – aksini duymuş olsak da – neslimizin gerçekten tükeneceğidir, çünkü çocuklarımızı ölümüne besliyoruz.

Bu konular ve çocukların yediklerini nasıl değiştirebileceğim hakkında düşünmeye başladığımda aslında onlara ne öğreteceğimize odaklanmaya başladım. Ve ilk şey bölgesel besinler hakkındaydı – bizim bölgemizden olan besinleri yemeye çalışmak. Ve şüphesiz, fosil yakıt kullanımı böyleyken, ya da fosil yakıtlar tükenirken petrol kullanımı zirvedeyken, petrol- biliyorsunuz, gerçekten düşünmeye başlamalıyız gıdayı yemeden önce 1,500 mil (2,400 km) taşıyabilir miyiz, taşımalı mıyız, taşımamalı mıyız ? Sonra çocuklarla bunun hakkında konuştuk, ve gerçekten çocuklarımızı bölgesel besinlerle beslemeye başladık.

Ve sonra organik gıdalardan bahsediyoruz. Şu an çoğu okul bölgesinin organik gıda almaya maddi gücü gerçekten yetmiyor, ama biz, ulus olarak kimyasal maddelere boğulmamış besinleri tüketmeyi, yetiştirmeyi ve onlarla çocuklarımızı beslemeyi düşünmeye başlamak zorundayız. Çocuklarımızı böcek ilaçlarıyla, bitki öldürücülerle, antibiyotiklerle ve hormonlarla beslemeyi sürdüremeyiz. Bunu yapmayı sürdüremeyiz. Biliyorsunuz ki bu işe yaramıyor. Ve bunun sonuçları çocukların hastalanmasıdır.

fast-food-piccie1

Çocuklar ve gıdayla ilgili tüm bu örneklemi gerçekten değiştirmemiz gerekiyor. Çocuklara tavuğun zürafa olmadığını gerçekten öğretmeliyiz. Sebzeler aslında renklidir – onların tadları var, havuçlar toprakta yetişir, çilekler toprakta yetişir. Bir çilek ağacı ya da havuç çalısı yok. Evet, çocuklara bütün bunlar hakkındaki öğretme tarzımızı değiştirmek zorundayız. Yapabileceğimiz çok şey var. Çiftlikten okula programını uygulayan birçok okul var. Okullarına gerçekten taze gıda getiren birçok okul var.

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın: