Etiket arşivi: Ken Robinson

Eğitimin Ölüm Vadisinden Nasıl Kurtulunur?

Okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı. Görünmeyen kısmıysa okulda olan ama okulu önemsemeyen, okuldan zevk almayan ve okuldan gerçek anlamda hiçbir fayda elde etmeyen öğrenciler.

Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.

Finlandiya’da standartlaştırılmış sınav sistemi yok. Demek istediğim, bir miktar var ama bu insanların yaşama sebebi değil. Bu onları masaları başında tutan şey değil.

url

Bu alıntılar, eğitimle ilgili müthiş fikirler sunan, insanların bakış açısının değişmesine sebep olan, internet üzerinde en çok izlenen konuşmacılardan biri olan Sir Ken Robinson’un, son konuşmasından alıntılar.  Bu videoda, Sir Ken Robinson insan zihninin gelişmesi için 3 prensip sıralıyor ve günümüz eğitim sisteminin onlara karşı nasıl çalıştığını anlatıyor. Eğlenceli ve renkli konuşmasında şu anda karşı karşıya olduğumuz eğitimin “ölüm vadisi”nden nasıl çıkılacağını ve genç nesilleri ihtimallere ortam hazırlayarak nasıl yetiştireceğimizi anlatıyor.

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Eğitim ve Reform

kenrobinsonEtkileyici ve esprili stiliyle Sir Ken Robinson, 2006 yılında yaptığı efsane konuşmasının devamını 2010 yılında getiriyor, standardize okullardan, çocukların doğal yeteneklerinin gelişebileceği ortamlar oluşturmak gerektiğinden, kişiselleştirilmiş eğitime radikal bir geçiş yapılması gerektiğini savunuyor.

Öncelikle, eğer Ken Robinson’un 2006 yılında yaptığı TED konuşmasını izlemediyseniz, sizi öncelikle onu izlemeye davet ediyoruz.  http://egitimtrend.com/okullar-uretkenligi-olduruyor/

Ken Robinson’un konuşmasından;

“En büyük zorluklardan biri eğitimin temelinden yenileştirmektir. Yenilik zordur çünkü insanların alışmakta zorlanacakları yeni bir şeyler yapmalarını gerektirir. doğru varsaydığımız şeyleri sorgulamayı gerektirir, apaçık ortada olduğunu düşündüğümüz şeyleri yeniden gözden geçirmemizi gerektirir. Reform ya da değişimle ilgili en büyük sorun sağduyunun koşulsuz kabulüdür. İnsanlar bir şeyi kabul ederler çünkü derler ki “Bu iş başka türlü yapılmaz çünkü bu hep böyle yapılmıştır.”

“Bir başka büyük sorun da uyum. Eğitim sistemlerimizi fast food modeline uyarlamışız. Jamie Oliver bu konuya değindi geçen gün. Catering kalite güvence sisteminde iki model vardır. Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır. Diğer model Zagat ve Michelin gibi restoranlardır, bunlarda hiç bir şey standart değildir Her şey o anki duruma göre özel olarak hazırlanır. Eğitim dünyasi olarak biz kendimize fast food modelini layık görüyoruz. ve bu yaklaşım ruhumuzu ve enerjimizi tüketiyor aynı hamburgerlerin sağlığımızı tükettiği gibi.”
 

 

Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın:

Okullar Üretkenliği Öldürüyor!

Ken Robinson, üretkenliği (baltalamaktan ziyade) besleyen bir eğitim sistemi meydana getirme ülküsünü eğlenceli ve son derece sürükleyici bir üslupla bizlerle paylaşıyor.

“Şu anda bizim eğitim sistemimiz akademik yetenekler göz önünde bulundurularak dizayn edilmiştir. Ve bunun böyle gerçekleşmesinin bir sebebi vardı. Bütün sistem 19. yüzyıldan önce, dünya çapında ortalıkta herhangi bir eğitim sistemi yokken ilk defa ortaya çıktı. Ve dahası hepsi endüstrileşmenin ihtiyacını karşılamak üzere oluşturuldu. Bu yüzden hiyerarşinin temelinde iki fikir var. Birincisi, en tepede iş sahası için en faydalı konular yer alacak Hatta bu yüzden büyük ihtimalle siz de okuldayken hoşlandığınız şeylerden, eğer böyle devam ederseniz bir işe sahip olamayacağınız söylenerek uzaklaştırıldınız. Öyle değil mi? Müzikle uğraşma, müzisyen olmayacaksın; resim yapma, ressam olmayacaksın. İyi tavsiye…fakat şimdi görüyoruz ki büyük bir yanılgı. Bütün dünya köklü bir değişim girdabına girdi. Ve ikincisi, zeka algımızı domine eden akademik yetenek, çünkü sistemi üniversiteler dizayn etti. Eğer bütün dünyadaki eğitim sistemlerini düşünürseniz, halk eğitimi öğrencileri üniversiteye hazırlayan bir süreçtten öte bir anlam taşımamaktadır. Ve sonuç olarak bir çok yetenekli, zeki, yaratıcı insan aslında hiç de öyle olmadıklarını düşünüyor, çünkü okulda iyi oldukları şeylere değer verilmiyor, ya da daha fenası küçümseniyor. Ve bence bu şekilde devam ederek durumu kurtaramayız…”

 



Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın: