Etiket arşivi: kitap

Montessori Metodu – Özgür Çocuklar İçin Eğitim

“Montessori Metodu – Özgür Çocuklar İçin Eğitim” kitabı, Montessori metodu ile ilgili bilgi almak isteyen eğitimcilerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri. Kitap, her ne kadar yazar Eylem Korkmaz’ın, tez çalışmasının özeti olsa da, alternatif eğitime ve Montessori metoduna ilgi duyan eğitimcilerin sıkılmadan, bir çırpıda okuyabileceği bir kitap. Özellikle alternatif eğitim akımlarına ilgi duyan ve bu hususta bilgi edinmek isteyen eğitimcilere faydalı olacağını düşündüğümüz kitap, Montessori metodu ile ilgili geniş bilgi içermektedir.

montessori

Kendi başıma yapabilmem için bana yardım et!

Ana akım eğitim öğrenme sürecinde kişiyi bağımlı kılarken, Montessori Metodu yukarıdaki fikirden yola çıkarak çocuğun bağımsızlık kazanarak özgürlüğe yol almasını sağlar. Montessori metodu, bu fikir doğrultusunda çocukların kendi kendilerine çalışabilecekleri, öğretmen müdahalesini azaltan eğitim materyalleri ve çocuğun tüm günlük etkinliklerini olabildiğince az yardım alarak yapabilmesine olanak sağlayan bir öğrenme çevresi sunar. Farklı yaşlardan çocukların bir arada öğrenmesine olanak sağlanır. Özel eğitilmiş öğretmen eğitimin belirleyicisi değil kolaylaştırıcısı ve rehberidir. Bir sınıfta bulunan tüm öğrencilerin aynı anda, aynı konuyu, aynı yöntemle öğrenebileceği varsayımına dayanan toplu eğitime karşı çıkar. Çocuğun öğrenme sürecini belirleyen kendi ilgileri ve hızıdır. Bu nedenle eğitim bireyseldir. Çocuğu diğer öğrencilerle kıyaslayan, derecelendiren ve rekabete yol açan değerlendirme yöntemleri kullanılmaz. Değerlendirme de çocuğun kendi ilgilerini keşfetme sürecinin bir parçasıdır. Tüm bu uygulamalar ve daha fazlası çocuğun kendi potansiyelini keşfedeceği ve ortaya çıkarabileceği bir öğrenme ortamı sunar. Montessori metodunun nasıl oluştuğunun ve nasıl uygulandığının anlatıldığı bu kitabın eğitimde alternatif yaklaşımlar arayışında olan ailelere ve eğitimcilere katkı sağlayacağını umuyoruz.

Alternatif Eğitim üzerine değişik çalışmaları bulunan Eylem Korkmaz, bu kitabında alternatif eğitim modellerinden birisi olarak bilinen “Montessori Metodunu” incelenmektedir.
Montessori kuramsal ve ülkemizdeki uygulama açısından incelenmektedir. Eylem Korkmazın bu çalışması ülkemiz açısından bu eğitim modelini ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır.

Eğitim ve Çocuk alanıyla ilgilenen herkesin rahatlıkla okuyabileceği, eğitime ve çocuklara başka bir pencereden bakabilmenize yardımcı olacak nitelikli bir kitaptır.

Sayfa Sayısı: 208

Baskı Yılı: 2013

Dili: Türkçe
Yayınevi: Algı Yayın

Kitap Tavsiyeleri

Sizlere bu yazımızda, Öğretmen Akademisi Vakfı’nın Genel Müdürü Kayhan KARLI’nın “Dijital Bilgelik Yolculugu İçin Öğrenme Yoldaşlığı”, Eğitimci yazar Doğan Cüceloğlu ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi İrfan Erdoğan’ın eğitim ile ilgili sohbetlerinden derlenmiş “Öğretmen Olmak Bir Can’a Dokunmak” kitabını ve toplum eleştirmeni Ivan Illich’ın “Okulsuz Toplum” adlı kitaplarını tanıtmak istiyoruz.

dijitalbilgelik

Dijital Bilgelik Yolculugu İçin Öğrenme Yoldaşlığı

“Dijital Bilgelik Yolculuğu İçin Öğrenme Yoldaşlığı” kitabı benim yaşımdaki birçok eğitimci için bir dönüm noktası. Biz yirmili yaşlarımızın ortasında dijital konularla ilgilenmeye başladık. Devasa makinalardan çıkan delikli kartlarla istatistik yazılımlarını anlamaya çalıştık. İspirtolu fotokopi makinalarından çıkan ıslak kağıtları mandallara asıp kurumasını bekledik. Velhasıl mekanik olandan dijital olana geçişi somut olarak yaşadık. Bizim için yaptığımız işin dijital tercümesi çok önemli.

Bu kitabı eğitimde dijital paradigmaya geçiş açısından bir tercüme aracı veya adaptör olarak görüyorum. Anlam oluşturmadan, kültürü dikkate almadan, öğretmenlerle diz dize çalışmadan kendimize özgü bir dijital öğrenme yaklaşımı geliştiremeyiz. Dijital Bilgelik Yolculuğu için Öğrenme Yoldaşlığı” kitabı tam da bu eksiği gidermek için inanılmaz bir fırsat sağlıyor.

Sayın Karlı yıllardır gerçekleştirdiği uygulamalı çalışmaların bir sonucu olarak “yaptığını yazıyor”. Bu kitap, dijital olanı kavramak, bilgeliğe yönelmek, öğrenme yolculuğunun keyfini çıkarmak, yoldaş olmak isteyen herkesi davet ediyor. Böyle bir çalışmayı Türk Eğitim Sistemi için bir fırsat olarak değerlendiriyor, “başka bir şey yapmış” olan Kayhan hocamızı yürekten tebrik ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.

Prof. Dr. Ziya Selçuk

ogretmenolmak-bircanadokunmak-dogancuceloglu-irfanerdogan

 

Öğretmen Olmak Bir Can’a Dokunmak

Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan bu kitapta genç fidanları taptaze umutlara dönüştüren öğretmenlerimizi konuşuyorlar.

Eğitim ve öğretmenlik hakkında bugüne kadar biriktirdikleri kuramsal tarihsel ve güncel fikirlerini paylaşmak üzere bir araya gelen Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan uzun soluklu bir yol arkadaşlığı kurdular. Yaklaşık bir yıla yayılan bir zaman dilimi içinde sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin çeşitli kentlerinde öğretmen i konuştular tartıştılar ve bütün bu kayıtları elinizdeki kitabın malzemesini teşkil edecek şekilde düzenlediler.

Nihayetinde ortaya çıkan bu eser eğitim konusunda Türkiye’nin en birikimli düşünürlerinden Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan’ın yalnızca kendi aralarındaki değil tüm öğretmenlerimizle kurdukları diyalogun bir ürünü olarak görülmelidir. Ve şimdi bu diyalog kitabın okurlarıyla devam edecek.

Öğretmen Olmak sadece okulda değil yaşamın her alanında herkese esin kaynağı olmak isteyenlere…

 

okulsuz-toplum

 Okulsuz Toplum

“Okullaştırma, eğitimle aynı anlama mı gelmektedir? Kesinlikle hayır. Herkes gün be gün bir şeyler öğrenmektedir. Dürüst olmak gerekirse, çoğumuz, yaşamımızda okullaşmanın direk ve derin bir etkiden son derece yoksun olduğunu görürüz. Bu durumda iki soru ortaya çıkmaktadır: Her toplumda okullaşmaya bu derece büyük bir önem ve prestij kazandıran nedir? Eğitimin işlevi bir şüphe içeriyorsa, okullaşma gerçekte ne anlama gelmektedir?

Ivan Illich, bu eserinde okulun, statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğundan dolayı bu prestije sahip olduğu yolundaki tezini kanıtlamaya çalışmaktadır. Ona göre günümüzdeki okullar eğitimi açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik de taşımaktadır.

Tatil Sürecinde Çocuk Eğitimi

Tatil, hayatımızın bir gerçeği. Ama, nedense amaçsızlık ve aylaklıkla özdeşleştirildiği için, bir süre sonra ‘can sıkıntısı’ üreten; geliştirmeyi bırakın, gerileten acı bir gerçeği de… Peki, bu mudur olması gereken? Tatil, eğitime ara verilen, verilmesi de gereken bir zaman dilimi midir? Yoksa tatil, eğlenceli, harikulade bir eğitim imkanı mı demektir? Eğer öyleyse, özellikle de ailenin bütün fertlerinin tam zamanlı olarak bir araya geldiği bir tatil dönemi, sevgi ve neşe dolu bambaşka bir eğitime nasıl imkân verebilir? Uzman pedagog Adem Güneş, Tatil Sürecinde Çocuk Eğitimi’nde bu soruların cevabını veriyor. Öğrenmenin ömür boyu, eğitimin de yıl boyu sürdüğü gerçeğinden hareketle, tatili mücevher kıymetinde, keyif ve keşif dolu bir eğitim sürecine dönüştürmenin yolunu anne babalara gösteriyor.

 

Adem Güneş 
Nesil Yayınları 

Şiddetsiz İletişim

Marshall B. Rosenberg

 

Şiddetsiz İletişim farklılıkları barışçıl yollarla çözümlemede ve pozitif sosyal değişim için güçlü bir etkileşim yolu. Davranışları yönlendirmede korku, suçluluk, suçu başkasında arama ya da utanç yerine, etkileşim sırasında her iki tarafın da hayatını zenginleştirme amacıyla davranmanın en doyurucu motivasyon olduğunu savunur.

“Hayatımda şefkat istiyorum, diğer insanlarla aramda karşılıklı yürekten vermeye dayanan bir akış.”

“Marshall Rosenberg bize sağlığımızı ve ilişkilerimizi güçlendiren en etkili araçları sunuyor. Şiddetsiz iletişim canı cana bağlıyor ve şifa dağıtıyor. Davranışlarımızda eksik olan unsur işte bu.”

Deepak Chopra

Şiddetsiz İletişim – Bir Yaşam Dili, bugüne kadar 20’den fazla dilde yayınlanmıştır.

 

Kitap İle İlgili Bir Değerlendirme: 

Kitabı Farklı Kılan: Konuların itinayla sınıflandırılmış olması, çözüm önerilerinin sistemleşmiş olması. Soyut konuların bu kadar örnek ve alıştırmalarla düzenlenmiş olması, gerçek hayata uygulanabilme ihtimalini yükseltiyor. Okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil, okunup bol alıştırma yapılacak bir kitap. Türkiye’de bunun eğitimleri de veriliyor…
Şiirlerin çevirisi bile şiir gibi olmuş…

“Çoğu zaman içimizdeki şiddeti kabul etmeyiz; çünkü bu konuda cahiliz. Şiddet barındırmayan biri olmadığımızı varsayarız.” Arun Gandhi

“Dedemin de söylediği gibi, ‘dünyada görmeyi arzu ettiğimiz değişimin kendisi olmazsak’ değişim hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Hepimiz maalesef hep önce diğer kişinin değişmesini bekleriz.” Arun Gandhi

“Dünya, biz ona ne anlam yüklediysek odur. Bugün eğer dünya acımasızsa, onu kendi davranışlarımızla acımasız yaptık. Eğer kendimizi değiştirebilirsek dünyayı da değiştirebiliriz; kendimizi değiştirmek, dilimizi ve iletişim yöntemlerimizi değiştirmekle başlar.” Arun Gandhi

 

 

ŞİDDETSİZ İLETİŞİM SÜRECİ

1. GÖZLEM

Yargılar dünyasında KİMİN NE OLDUĞUNA odaklanırız. Mevlana şöyle demiş: “Doğru ile yanlışın ötesinde bir yer var. Orada buluşalım.” Başkaları hakkındaki analizler aslında kendi ihtiyaçlarımızın ve değerlerimizin birer ifadesidir. İnsanları sınıflandırmak ve yargılamak şiddeti körükler. Kötü adamların cezalandırılmayı hak ettiği öğretilen seyirciler bu şiddeti izlemekten zevk alırlar.

İnsanlar, asıl anlatmak istediğimizi değil de eleştiri duymaya o kadar yatkındır ki, bizim söylediklerimize direnç gösterirler. Şiddetsiz iletişim, sadece, gözlemlerimizle değerlendirmelerimizi birbirinden ayırmamızı ister.

Hiç aptal bir çocuk görmedim.
Anlamadığım ya da beklemediğim
Şeyleri yapanını gördüm.
Benim gittiğim yerleri görmemişti,
Aptal bir çocuk değildi ama.
Ona aptal demeden önce düşün,
O aptal bir çocuk muydu?
Sadece senden farklı şeyleri
Bilen biri miydi yoksa?

….

Kimimizin tembel dediği,
Kimimize göre yorgun ve gamsızdır.
Kimimizin aptal dediği
Kimimize göre farklıdır.

….

Yukarıdaki değerlendirme Kayhan Karlı Hoca’nın bloğundan alınmıştır. Devamı için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://www.ogrenmeyoldasi.com/6/post/2012/04/iddetsiz-letiim.html

 

Kişisel Özgürlüğün Psikolojisi

Hayatımızın her döneminde, sadece kendileri için değil; bizler için nelerin doğru ya da yanlış olduğunu belirten insanlarla karşılaşmaktayız. Düşünce yapımızı yıllardır baskısı altına alan bu “Senin için doğru olanı ancak ben bilirim.” geleneksel anlayışa meydan okumak için yazar William Glasser bir teori geliştiriyor; Seçim Teorisi. Bu teori, baskıcı ve yıkıcı disiplini bir kenara bırakıp; başkalarıyla iyi geçinmemiz ve şimdikinden daha mutlu olabilmemizi sağlayacak bir psikoloji ile tanışmamıza olanak sağlıyor.
Bu yeni psikoloji anlayışına göre herşey sizin seçiminiz.

Yaşadığınız mutsuzluk, hastalık, duygusal hayatınızın iyi ya da kötü olması da dahil bütün ruhsal ve fiziksel yaşamınız bu seçimin sonucu.

Dr. Glasser’in aile, iş ve okul yaşantısından terapi öyküleriyle de zenginleştirdiği seçim teorisinin uygulanması durumunda kişisel özgürlüğün nelere muktedir olduğu akılcı bir üslupla okuyucuya sunulmaktadır.

William Glasser
Hayat Yayınları