Kategori arşivi: Sınıf Yönetimi

Daha Çok Soruya İhtiyacımız Var

“Eğer öğretme işine çok fazla odaklanırsak, kısa bir süre içerisinde öğrencilerin kendi kendilerine de sürdürebildikleri öğrenme ve keşif yollarını kasıtlı olmadan da olsa kesmiş oluruz.”

Sadece Google’da saniyede 50.000’den fazla arama sorgusu yapılan bir dünyada yaşıyoruz. Her merak ettiğimizi Google’a rahatça soruyoruz. İstediğimiz cevapları en kolay Google’dan alıyoruz. Nasıl yazıldığına emin olamadığımız bir kelimenin doğru yazılışını kontrol etmekten tutun da gideceğimiz bir mekan ile ilgili ayrıntıları öğrenmeye kadar, hayatımızın hemen hemen tüm alanında arama motorlarından istifade ediyoruz. Bilgisayarlar gerçekten cevap bulma konusunda çok iyi çıkarıyor. Peki ya sorular?

Merak, insan doğasında yer alan en önemli duygulardan biridir. Çocuklar 2 -5 yaşları arasında ortalama 40.000 soru sorarlar. Ve gerçekten merak ettikleri şeyler konusunda öğrenmeye isteklidirler, öğrenmeleri sonucunda büyük haz yaşarlar. Özellikle gerçek dünyaya olan merakları, onları daha fazla soru sormaya iter.

Peki, çocuklar sormaya bu derece meraklıyken, merak etmek, araştırmak, sormak insan doğasında bu denli önemli bir yer tutarken, sizce çocukların soru sormaları neden 5-6 yaşlarında ciddi derecede azalmaya başlar?

Evet, maalesef çocuklar merağı, sorgulamayı, soru sormayı okula taşıyamıyor. (Yoksa, okulda bunları yitiriyor mu demeliyiz?)

http://www.kidsmentalhealthinfo.com/wp-content/uploads/2015/03/iStock_000029803294_Double.jpg
http://www.kidsmentalhealthinfo.com/wp-content/uploads/2015/03/iStock_000029803294_Double.jpg

Cevapları Bulabilmek İçin Sorulara İhtiyacımız Var.

Günümüzde, şirketler soran, araştıran çalışanlarına ihtiyaç duyuyorlar. Gerçek dünyada ihtiyaç bu yöndeyken biz nasıl bireyler yetiştiriyoruz? Okulda öğrencilerimize soru sormaları için fırsat oluşturuyor muyuz? Kendilerinin veya arkadaşlarının yaptığı çalışmaları kritik etmelerine fırsat veriyor muyuz? Veya, yaptığımız ders ile ilgili geri bildirim alıyor muyuz? Aslında bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz.

Okulda hayatında çıkılan basamaklar arttıkça, çocukların daha az soru sorduğun gösteren birçok kaynak var. Peki neden?

Elbette bunun tek bir sebebi yok. Genel anlamda aile ve öğretmen tutumlarının bunu etkilediği aşikâr. Ebeveynler çocukların sorularından bir müddet sonra bıkıp, daha kısa cevaplarla, onlara daha fazla soru sormalarından rahatsızlık duyduklarını ima ederek veya açıkça daha fazla sormaması gerektiğini söyleyerek çocukları durdurabiliyorlar. Ebeveynler olarak sabırlı olmalı, çocukların merağına ket vurmamalıyız.

Mesela, öğretmenlere sorduğunuzda tüm öğrencilere soru sorma hakkı vermek için yeterince fırsatları olmadığını söyleyebilirler. Çünkü yetiştirmeleri gereken bir müfredat vardır ve daha deftere yazılması gereken onlarca not varken çocuklara nasıl daha fazla sormaları için fırsat verebiliriz ki? Kendinizi düşünün, sınıf ortasında soru sormaktan çekinmediniz mi? Merak ettiğimiz soruları sırf öğretmen bize kızacak, arkadaşlarım bana gülecek veya bilmediğimiz ortaya çıkacak gibi nedenlerle sormaktan vaz geçmedik mi?

Aslında okullarda öğretmenlerin tutumu öğrencileri soru sormaktan alıkoyan tek sebep değildir. Sınıfın ikliminin buna müsait olması gerekir. Öğrencilerin birbirini ayıplamayacağı, kendilerini özgür ve rahat hissettikleri bir sınıf ortamı oluşturmak öğretmenin elindedir. Bunu zaman zaman çocuklara soracağı sorular ile hissettirmeli, bilmemenin rahatlığını ve öğrenmek için sormak gerektiğini ve bunun yanlış-ayıp olmadığını sınıfta modellemelidir.

Öğrencilerimizi Nasıl Daha Çok Sormaya Teşvik Edebiliriz?

Sınıfta Soru Sorma Seansları Yapın.

Zaman zaman okuduğunuz hikâyeler ile alakalı, izlediğiniz belgesellerle ilgili veya öğrencilerin seviyelerine uygun, konularla ilgili sınıfta soru sorma, soru üretme seansları yapabilirsiniz.  Burada öğretmen olarak çocuklardan cevap almaya yönelik değil de, bilmediğinizi hissettirerek soru soruyor olmanız gerçekten onlar için çok önemli.

Güzel Soruları Öne Çıkarın.

Sorulan güzel soruların üzerine odaklanın, bu sorularla ilerleyin ve daha iyilerinin sorulması için öğrencileri yönlendirin. Cevapları başka öğrencilerde arayın.

İşi Oyuna Çevirin.

Sınıflarınızı her ünite, konu sonunda veya işlediğiniz metinlerden sonra gruplara ayırın ve  birbirlerine soru sormalarını sağlayın. Hatta bunu bir TV yarışması modunda da yapabilirsiniz. Kim 500 Milyar istemez ki? 🙂

Soru Panoları

Sınıfa soru panoları yapabilirsiniz. Böylece sınıf ortamında kendini rahat hissetmeyen öğrenciler için de güzel bir ortam oluşturmuş olursunuz. Öğrenciler dersin sonunda veya ders esnasında gidip panoya merak ettiği bir soruyu yazabilir. Bir sonraki ders o sorulara yanıt arayarak derse başlayabilirsiniz.

Sorunuz Yok Mu?

Öğrencilerin soru sormuyor oluşu, onların merak etmediği veya sorusu olmadığı anlamına gelmez. Gerçekten soruları olmasa bile, daha derinlemesine öğrenmeleri için daha çok sormaları gerektiği mesajını onlara vermeniz gerekir.

Elbette sormak kadar amaca yönelik sormak, kaliteli soru sormak da önemlidir. Fakat, öğrencilerimizi daha fazla sormaya teşvik etmeden, onlar için rahat bir ortam oluşturmadan, onların meraklarını tetiklemeden onları nasıl daha iyi soran bireyler haline getirebiliriz?

 

Daha fazlası için, bu makaleyi hazırlarken istifade ettiğim, aşağıdaki kaynaklara göz atmanızı tavsiye ediyorum…

http://www.edutopia.org/blog/help-students-become-better-questioners-warren-berger

http://amorebeautifulquestion.com/why-do-kids-ask-so-many-questions-but-more-importantly-why-do-they-stop/

https://news.virginia.edu/content/curry-study-reducing-teachers-stress-leads-higher-quality-classrooms?utm_source=UTwitter&utm_medium=social&utm_campaign=news

Duruşunuzla Sınıfı Yönlendirin

Beden dilinin sözlü iletişimden daha etkili olduğunu defalarca kez okumuşsunuzdur. Birçok araştırma kişilerin birebir kurdukları iletişimde %10 kelimelerin, %40 ses tonunun ve %55-60’da beden dilinin etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Peki sınıf yönetiminde öğretmenler beden dilini nasıl kullanabilirler?

Doç. Dr. Amy Cuddy Harvard Üniversitesi’nde beden dili üzerine bir çok araştırma yapıyor. Beden dilinin hem insanların bizimle ilgili yargılarını etkilediğini hem de kendi düşüncelerimizi,hislerimizi de etkilendiğini söylüyor.

Görme engelli veya gören insanların bir yarışmayı kazandıklarında aynı coşku ile kollarını havaya kaldırdıklarını söyleyen Dr. Cuddy, güçsüz hissettiğimizde de  tam tersini yaptığımızı belirtiyor: ‘Kollarımızla kapatıyoruz kendimizi’…Doğa’da hayvanlarında güçsüz hissettiklerinde kendilerini kapattıklarını, güçlü görünmek istediklerinde ise dik durduklarını söylüyor…tıpkı bir yılan gibi…

Biz kollarımız havaya doğru açık ‘V’ gibi durmayı sosyalizasyon sürecinde öğrenmediysek (ki doğuştan görme engellilerin de bu hareketi yapması bunu kanıtlar) bu hareketin hormonal bir anlamı olmalı.

 

Dr. Cuddy’nin gerçekleştirdiği deneyde bu varsayımı kanıtlıyor.

Bir iş başvurusu için gelen adayların tümünden tükürük örneği alınıyor. Sonrasında adayları iki gruba ayırıyorlar. Kontrol grubundaki adaylara bekleme süresince herhangi bir müdahalede bulunulmuyor. Deney grubundaki adayların ise  görüşmeye girmeden önce iki dakika kolları havaya doğru açık şekilde durmaları sağlanıyor. Tüm adaylardan görüşmeye girmeden hemen önce ikinci bir tükürük örneği alınıyor. Alınan örneklerin analizinde deney grubunda olanların testosteron (güç hormonu) düzeylerinin % 15 artarken kortizon (stres hormonu) düzeylerinin % 25 düştüğü belirleniyor. Kontrol grubundaki deneklerin ise testosteron düzeylerinin %10 azalırken, kortizon düzeylerinin %15 arttığı görülüyor. (Muhtemelen stresten) İşe alınanların % 70’I ise control grubundaki denekler. Kısaca dik durarak girmek sosyal açıdan insanları etkiliyor.

Bu yüzden sınıfın lideri olmak için özellikle sabahları kollarımız havada dik bir şekilde biraz durup öyle sınıfa girmeliyiz. Böylece hem sınıfı kendimizden emin duruşumuzla etkileyip onların eğitim lideri olmak hem de dik duruşun bize sağladığı fizyolojik mutluluğun öğrencilerimize geçmesine katkıda bulunuruz.

TEDTalks Konseptini Sınıfınıza Taşıyın

Bildiğiniz gibi TED, yenilikçi ve girişimci fikirlerin yayılması ve geniş kitlelerle paylaşılması için kurulmuş global bir organizasyondur. TED, 1984 yılında teknoloji, eğlence ve tasarım kelimeleriyle insanları bir araya getirmeye başlamıştır.
TED konuşmacıları maksimum 12 dakikada dünyayı değiştirebilecek, eğitici ve ilham veren düşünceleri paylaşırlar.


FOTO-(1)

Günümüz öğrencileri bazı konularda büyüklerinden bile daha sıra dışı fikirlere sahipler. Özellikle teknoloji konusunda birçok beceriyi edinmiş olarak okula geliyorlar. Onların bu yönünü iyi değerlendirip, doğru biçimde kanalize etmek gerekiyor. Onlara bolca kendilerini ifade etme fırsatları sunmalıyız. Zira topluluk önünde konuşma yapmak, fikirlerini özgürce ifade edebilmek zor bir iş olmasından öte bu beceriyi kazanmış öğrenci yetiştirme hedefini belki de ilk sıralara koymalıyız.
Dünya çapında milyonlarca izleyici kitlesine sahip TED konuşmaları bu anlamda bizlere bir fikir verebilir.

mad1

Sınıfa güzel bir dekor, öğrencilerle iyi bir hazırlık bu sıra dışı konsepti sınıflarımızda da uygulayabilmemize imkan sunabilir. Sosyal Bilgiler Öğretmeni Mehmet Ali Doğan, işte bu fikri değerlendirmiş ve MADTalks adını verdiği etkinlikle okuluna büyük bir canlılık getirmeyi başarmış. Hatta bu fikir sayesinde TEDx platformunda bile sahne almış. Doğan’a göre MADTalks, farklı sınıf düzeylerinden öğrencilerin, farklı branştan öğretmenlerle bir arada bir dinleyici topluluğuna paylaşım yapılan bir eğitim platformu.

mad3

Öğrenciler, önceden belirlenen bir tema çerçevesinde kendi konuşma metinlerini hazırlıyorlar veya serbest olarak farklı bakış açılarını veya yeni bir fikri topluluk önünde sunuyorlar. Dinleyici öğrenciler, bu etkinliğe mobil cihazlarını getirebiliyorlar ve öğretmen tarafından belirlenen hashtaglerle onların sosyal medyayı kullanması teşvik ediliyor. MADTalks’da konuşmalara ek olarak, müzik, single ya da grup gösterileri de yer alıyor.
MADTalks’da yapılan konuşmalardan bir tanesini aşağıda paylaşıyoruz:

Kalem Konuşur Protokolü

Orijinal ismi “Chalk Talk Protocol” olan, Kalem Konuşur Protokolü, şubat tatilinde EğitimTrend ekibi olarak katıldığımız, Kayhan Karlı hocamızın ÖRAV’daki eğitiminden öğrendiğimiz harika bir etkinlik. Öğrencilerin eşit katılım sağlayabildiği, sessiz bir şekilde yazı yazarak, çizerek iletişim kurmak üzerine kurulu bir etkinliktir. Aynı zamanda çok farklı amaçlar için de kullanılan ve çok yönlü bir protokol olan “Kalem Konuşur Protokolü” yeni fikirler ortaya çıkarmak, problem çözmek, hazırbulunuşluğu ölçmek, ünite sonlarında öğrenmeyi zevkli bir şekilde ölçmek için kullanılabileceği gibi, formal-informal eğitim ortamlarından ticari şirketlere kadar, üniversitelerden ilkokullara kadar bir çok yerde kullanılabilecek bir çok kullanışlı protokoldür.

ÖRAV’da uyguladığımız Kalem Konuşur Protolü’nden kareler;

orav 20130128_111408

20130128_111352 20130128_111431

Kalem Konuşur Protokolü, 5 dakikadan 1 saate kadar, katılımcıların ve eğitmenin belirleyebileceği herhangi bir zaman diliminde yapılabilir. Materyal olarak ise tahta ve tebeşir kullanılabileceği gibi, A3 ya da daha büyük boyuttaki kağıtlar ile renkli kalemler kullanılabilir.

Uygulamanın başlangıcında, katılımcılara tek ve en önemli kuralın konuşmamak olduğu hatırlatılır. Katılımcıların  rahat olması sağlanmalı, istediklerini yazıp, çizebilecekleri bir ortam sağlanmalıdır.  Protokol eğitmenin belirleyeceği sayıdaki katılımcılar ile yapılabilir. Gruplara ayırıp çalışmak avantajlı olabildiği gibi duruma göre bir sınıftaki tüm öğrenciler bir tahta üzerinde de çalışabilir.

Problem, cevaplanacak soru ya da tartışılacak konu tahtaya/kağıda yazılır ve katılımcılar bu husustaki fikirlerini çizerek/yazarak belirtir.

Katılımcılar diğer katılımcının yazdıklarını yorumlar, katılıp katılmadığını belirtir, yeni yorumlar yazar ve yeni fikirler üretmek sorunları çözmek için bir nevi sessiz beyin fırtınası yapılır.

Katılımcılar, beğendikleri fikirlerin/çizimlerin üzerine onay/tick işareti koyarak beğendiklerini belirtip, yorumu daha da genişletebilir.

Tüm bu etkinlikler sona erdiğinde, katılımcıların, grupların yaptığı çalışmalar herkesin daha fazla fikir sahibi olması açısından duvarlara ya da tahtaya asılabilir. Böylelikle farklı grupların aynı konu hakkında neler düşündüğü, neleri tartıştığı bilgisine de sahip olunabilir.

BC9-82jCEAIFgMH.jpg large
Aynı zamanda müthiş bir zihinsel aktivite olan Kalem Konuşur protokülünü duymadıysanız, en kısa zamanda mutlaka deneyin ve ne kadar faydalı ve zevkli bir etkinlik olduğuna sizler de şahit olun.

Örnek olara,

Bugün ne öğrendik?Kesirler gerçek hayatta ne işe yarar?
Sınıfımızın sessizliğini daha iyi nasıl sağlarız?
Okul neden sıkıcıdır?
Sorumluluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce sınav yapmak gerekli mi?
Galatasaray Fenerbahçe’den iyi bir takım mıdır?
Çalışanların daha iyi projeler üretmesi için ne yapmalıyız?
Öğrenme odaklı sınıf yönetimi nedir?

gibi sorularla tartışma ortamları oluşturulup çok zevkli dersler yapılabilir.

İlkokul 3’den, 8’e kadarki sınıflarda, Kalem Konuşur protokolünü uygulayan öğretmenlerden sınıf öğretmeni Enes Şenpeker, sosyal bilgiler öğretmenleri Mehmet Ali Doğan ve Hüseyin Erdem öğrencilerinin bu etkinlikten çok zevk aldıklarını belirterek, bizlerle yaptıkları uygulamaların fotoğraflarını paylaştılar.  Sizleri bu fotoğraflarla başbaşa bırakıyoruz. 🙂

1 2 3 4 7 5   86 9 1013  12  1411

Mehmet Ali Doğan ve Hüseyin Erdem öğretmenlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

Kaynaklar:

http://www.nsrfharmony.org/protocol/doc/chalk_talk.pdf

http://isites.harvard.edu/fs/docs/icb.topic1059403.files//Chalk%20Talk%20Protocol.pdf

Ayrıca, protokolü uygulayan ÖRAV eğitmenlerinden Sedat Subaşı ve Burcu Esin İliş’in de bloglarında protokolin uygulanması ile ilgili yazılar mevcut. Göz atmanızda fayda var.

http://ekampus.orav.org.tr/Blogger/subasi4/Page/41374/kalem-konusur-teknigi-ile-sinif-kurallari-olusturmak

http://ekampus.orav.org.tr/Blogger/esinburcu/Page/41384/12atb_kalem_konusur

 

Türk Öğrenciler Flipped Classroom Modelinde Lider Rol Oynuyorlar

Türkiye’de Flipped Classroom Nasıl İşliyor?

Dünya çapında eğitimin nabzını tutan, birçok yerde referans gösterilen ve milyonlarca eğitimcinin takip ettiği bir platform olan www.edudemic.com’da Türkiye’den de çarpıcı bir örneğe yer verildi. “How Flipping the Classroom is Working in Turkey” başlığı ile yer alan haberde , İhlas Koleji’nde Sosyal Bilgiler Bölüm Başkanı olarak görev yapan Mehmet Ali Doğan’ın uyguladığı eğitim modelinden övgüyle bahsediliyor. Aynı zamanda ASCD Worldwide Edition Smartbrief’de de “Students in Turkey have a leading role in flipped instruction” başlığıyla haber olan Doğan, yaptığı uygulamalarla dünyaca ünlü eğitim portallarında örnek gösterildi.


flipped_3
Edudemic editörü Katie Lepi imzalı haberin çevirisini aşağıda yayınlıyoruz:
Birçok ülkede Flipped Classroom modelini gördüm. Flipped Classroom şu anda eğitimdeki en büyük gelişmelerden biri olarak gösteriliyor. Sınıfı Flip etmek ve öğretmeni ders anlatan bir unsur olarak değil bir moderatör olarak sunmak öğrencileri ve okulları heyecanlandıran bir sistem olarak kanıtlandı.

flipped_ic1
İsterseniz Flip modelin Türkiye’de nasıl uygulandığına bir göz atalım. İngilizceye çok güzel şekilde dublaj yapılmış bu videoyu izlemek gerçekten keyif vericiydi. Video 17 dakika ve izlemeye değer. Biliyorum oldukça uzun bir video, o yüzden linki Bookmark ( Sık Kullanılanlar ) a eklediğinizden ve sonra izleyeceğinizden emin olun.

flipped_ic3
Videoda öğrencilerin Flip modelden önce ev ödevlerine bakış açılarına ve Flip modelle birlikte sınıfa ve ev ödevlerine karşı bu bakış açılarının ne kadar değiştiğine yer veriliyor. Videonun en etkileyici bölümlerinden birinde öğrenciler Flipped Classroom’da teknolojiyi nasıl kullandıklarını tartışıyor. Öğrenciler stüdyoda ( Green Screen ) tabletleriyle kendi filmlerini çekiyorlar. Gerçekten çok etkileyici.

flipped_ic2
Türkiye’deki Flipped Classroom’un bir özelliği de öğrencilerin resmi olarak lider rolüne sahip olmaları. Teaching Assistants ( Öğretmen asistanları ) denilen bu öğrenciler düzenli olarak toplanıyor ve sınıfın gelişimini tartışıyorlar. Dersin çok zor ya da çok kolay olduğuna kanaat ettiklerinde dersin işleyişi üzerine düzeltmeler yapıyorlar. Öğrencilerin bu rolü üstlenmelerini düşünme inceliği gerçekten inanılmaz. Keşke ben ortaokuldayken böyle bir sınıf modeli olsaydı. Bu öğrencilerin ‘ Gerçek Dünyaya ‘ ne kadar iyi hazırlandıklarını tahmin edin. Okul arkadaşlarını yönetmekle görevlendiriliyorlar, üst düzey eleştirel düşünmeler yaptıkları ve sınıflarında teknolojinin daha etkili nasıl kullanabileceklerini tartıştıkları toplantılar düzenliyorlar. Muhteşem bir iş !


Tercüme eden: Ahmet Cihat Kapçık

Kaynak: Katie Lepi

http://www.edudemic.com/how-flipping-the-classroom-is-working-in-turkey/