Kategori arşivi: Makaleler

Neden 1:1 Öğrenme Ortamına Geçilmeli?

1:1 TEKNOLOJİ PROGRAMI NEDİR?

“Genç insanlar dünyanın en değerli doğal kaynağıdır.”

Eğitimde 1:1 Bilgisayar/Tablet düşüncesi, bir okuldaki her öğrencinin ve her çalışanın kişisel bir bilgisayarı olmasını öngören oldukça basit bir kavramdır. Yıllar içinde “kişisel bilgisayar” sözcüğü yerini önce “laptop”a, şimdilerde ise “cihaz”a bırakmıştır. Bu cihaz, bir laptop, mobil bilgisayar ya da tablet olabilir.
1:1 yeni bir kavram değildir. Uzun yıllardır ortada olan ve desteklenen bir fikirdir. Ancak artık cihazlar çok daha ulaşılabilir ve ucuz olduğundan, çok daha yaygın bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bu esnada, okul liderleri ve politikaları belirleyen kişiler de, 1:1 bilgisayar programının değerini ve öğrencilerin motivasyonu ile öğrenmenin kalitesi üzerindeki etkisini görmeye başlamışlardır.
1:1 Bilgisayar programı eğitim öncüleri tarafından, gelecekte gençlere nasıl eğitim verileceği gibi daha büyük bir konunun kilit bir parçası olarak görülmektedir. Microsoft Education Worldwide’ın direktör yardımcısı Anthony Salcito, bunu geleneksel (tek tip) yaklaşımdan daha teknolojik ve erişime açık, daha bütünleyici bir dönüşüm içeren bir çağa geçiş olarak tanımlıyor.

Elbette, tek başına 1:1 kullanımının birçok eğitim sisteminin ihtiyacı olan bütünleyici dönüşümü gerçekleştirmek için yeterli olmayacağını biliyoruz. Altyapı, iyi pedagoji uygulamaları, okul liderliği ve öğretmenlerin profesyonel öğrenmesi başarı için çok önemli unsurlardır.
Tüm bunları başaran okul ve sistemlerde, 1:1 programının, gelecekteki eğitime dair henüz yeni hayal ettiğimiz veriye dayalı kişiselleştirme, öğrenme analizleri, kusursuz işbirliği, zengin öğrenme içerikleri, yaş yerine seviye değerlendirmesi ve teknoloji destekli düşünme uygulamaları gibi kavramlara açılan kapı olacağında şüphe yoktur.

https://compass-ssl.surface.com/assets/37/fa/37fab521-77e4-453c-bbd4-23356f47afbf.jpg?n=desktop_Surface_BusinessforEducation_Hero.jpg
https://compass-ssl.surface.com/assets/37/fa/37fab521-77e4-453c-bbd4-23356f47afbf.jpg?n=desktop_Surface_BusinessforEducation_Hero.jpg

NEDEN 1:1 ÖĞRENME ORTAMINA GEÇMELİ?
* Birçok öğrenci 1:1 Ortamlarında öğrenmeye daha motive olurlar.
* 1:1 Öğrenme ortamları öğrencilerin daha fazla kişiselleştirilmiş öğrenme ortamına erişmesine olanak sağlar ve istedikleri zaman istedikleri şekilde öğrenmelerine olanak sağlamak gibi bir özelliği de vardır.
* 1:1 ile farklılaşma oluşturmak daha kolaydır. Buna daha yetenekli öğrencilerin öğrenmesinin arttırılması ve hızlandırılması da dâhildir.
* Çalışanlar arasında, öğrenciler ve çalışanlar arasında, öğrenciler arasında ve ev ile okul arasındaki iletişimde iyileşme olur.
* Zamanla 1:1 okulun yönetim işlevlerini iyileştirerek, sistemlerin daha verimli çalışmasına ve kaynakların daha adil dağıtılmasına olanak sağlar. Bilgisayar laboratuvarları gibi diğer okul kaynakları üzerindeki baskı azalır.
“Harika teknolojiler kullanan iyi öğretmenler, gençler arasındaki beklentileri gerçek anlamda arttırabilir.”
Giderek harika teknolojilere sahip iyi bir öğretmenin gençler arasında beklendiği arttıracağı ve deneyimlerle sonuçları iyileştireceği yönündeki kanıtlar artmaktadır. Ancak, profesyonel öğrenmeyi ciddiye alan ve harika teknolojilerle desteklenen iyi ya da mükemmel bir öğretmenin, insanların hayatlarını bambaşka bir hale getirme potansiyeline sahip olduğuna gerçekten inanmalıyız. Aynı zamanda, teknolojinin her türlü eğitim değişimi modelinin yalnızca bir parçası olduğunu unutmamak gerekir.

Yararlanılan Kaynaklar: Using 1:1 to Unlock Learning, Ollie Bray

Öğretimi Ne kadar Farklılaştırıyorsunuz?

“Öğrenciler derslerde yatakta olduklarından daha uykulu.” Profesör Eric Mazur’un paylaştığı bu araştırma sonucuna paralel bir başka veri de, öğrencilerin çoğunun fiziksel olarak sınıfta bulunmalarına karşın zihinsel olarak orada olmadıkları sonucu. Daha ilgi çekici bir araştırmada da, öğrencilerin %40’nın dersin ilk 5 dakikasından sonra zihinsel olarak ortamdan koptukları sonucu ortaya çıkmış. ABD’de yapılan bu araştırmaların sonuçları öyle tahmin ediyorum ki bir çok yerde benzer bir durumdadır.

Geçtiğimiz Cuma günü (12 Şubat) FMV Işık Okullarının Erenköy Kampüsünün ev sahipliğini yaptığı LTEN (Learning Technology Exchange Network) etkinliğindeydik. Harika deneyimler edindiğimiz ve çok kaliteli bilgiler öğrendiğimiz bu etkinlik için, Işık Okullarının mükemmel ev sahipliğine ve değerli arkadaşlarımız Süha Hayal, Ender Tuncalı, Fatma Candan Asal ve Sibel Sagner’e çok teşekkür ediyoruz.  Meslektaşım ve egitimtrend.com yazarı Arif Kazancı ile beraber Farklılaştırılmış Öğretim seansında, gelen çok değerli katılımcılara tecrübelerimizden ve birikimlerimizden paylaşımlar yaptık. O paylaşımlardan bir kaç notu da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öğrenciler Ne İstiyor?

  • Aktif öğrenenler olmayı
  • Öğrenmeyi sevmeyi
  • Motive olmayı
  • İlgilerinin çekilmesini
  • Potansiyellerini zenginleştirmeyi
  • İhtiyaçlarıyla buluşmayı
  • Kendi hızlarında ilerlemeyi
  • Öğrenmenin bireyselleştirilmesini
  • Başka bir ifadeyle FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖĞRENME ORTAMINI
ic resim_different
http://thomazellihoyos.com/wp-content/uploads/2015/04/classroom-of-the-future-multitouch-desk-synergynet-41.jpg

Farklılaştırılmış Öğretiminin oldukça pratik ve güzel bir tanımıyla başlayalım. Farklılaştırılmış Öğretim, bütün öğrencilerin, becerilerini maksimum kullanabilecekleri bir öğrenme ortamını oluşturmak demektir. Bu tanımda 3 önemli nokta var. Birincisi, tüm öğrencilerimiz. Her sınıfta genel olarak 3 tip öğrenci bulunur. Bu 3 grubu az başarılı, orta düzey başarılı ve gerçekten başarılı öğrenciler şeklinde kategorize ettiğimizde, sunduğumuz öğretimin tüm hepsini kavraması ve bu 3 grubun da kendi çapındaki potansiyellerini en iyi düzeye getirebilmelerine yardımcı olabilecek bir öğrenme ortamı oluşturulmalıdır. İkinci önemli nokta, öğrencilerin becerilerini maksimum düzeyde kullanabilmeleri. Burada dikkat edilirse hedefin müfredatı ilerletmek olmasından öte,  öğrencinin kendi öğrenme hedefine ulaşması ve öğrenmeden duyacağı hazza vurgu vardır. Hatta görünmeyen bir vurgu da, öğrencinin kendi hızında ilerlemesi durumu söz konusudur. Farklılaştırılmış Öğretim kavramının kilit noktalarından birisi kesinlikle burasıdır diyebiliriz. Burada, çok önemli bir prensibe yer verelim. Geleneksel mantıkta öğretimin yapıldığı sınıflarda öğrenciler birbirleriyle yarışırlar. Farklılaştırılmış Öğretimin yapıldığı sınıflarda öğrenciler kendileriyle yarışırlar. Tanımdaki üçüncü önemli nokta ise, öğrenme ortamını oluşturma vurgusudur. Öğrenmeyi bir tasarım sanatı olarak da nitelemek sanırım yanlış olmayacaktır. Öğrencinin sınıfa hangi bilgi altyapısı ve becerilerle geldiğini ölçmekten başlayan bu süreç, sınıf içindeki işleyişi yönetme, fiziksel öğrenme ortamının tasarımı, farklı öğrenenlere uygun aktivitelerin tasarlanması, işleyişin ardından yapılan ölçme ve değerlendirme çalışmalarına varana kadar tüm akışın yönetilmesi oldukça profesyonellik gerektiren bir iştir. 

Farklılaştırılmış Öğretim bir anlayışı ifade ediyor.

Bir çok öğrencinin zihinsel olarak derslerden kopmasının en büyük sebebi, onların ilgisini çekecek ders tasarımının olmamasından kaynaklanıyor. Hepimiz biliyoruz ki, her öğrenen farklıdır. Sınıfımızdaki her öğrenci farklı ilgi, ihtiyaç ve becerilere sahip ve okullar, bu kadar farklılıklarla okula gelen öğrencilere farklı hızlarda ve farklı yollarla öğretim yapma konusunda politika geliştirmelidir. Farklılaştırılmış Öğretimin 3 elementi vardır: Öğrenme ortamı, müfredat, öğretim yöntem-stratejileri. Bu 3 elementin içinde aktif olanlar: Okul lideri, öğretmen ve öğrenciler. Farklılaştırılmış öğretim bir ders metodu ya da bir öğretim stratejisi olmaktan daha öte bir yaklaşımdır, bir anlayıştır. Bu açıdan düşünüldüğünde okul liderlerinin politika geliştirmede çok önemli rolü bulunmaktadır. Bu tip bir anlayış yönetsel politikalar ve stratejiler paralelinde okullara yayılabilir. Tek başına bir veya birkaç öğretmenin gayretleriyle çok mesafe alınacak bir durum değildir.

Günümüz öğrencilerinin hazır bulunuluşlukları çok dar bir çerçevede! Farklılaştırılmış Öğretimde anahtar noktalardan birisi de, öğrencilerin öğrenmeye hazır bulunuşluğunu genişletmektir. İyi planlanmış Farklılaştırılmış Öğretim stratejileriyle her öğrenci düşünülenden daha sıkı çalışabilir ve hedeflerine ulaşabilir. Teknoloji, sınıfları dünyaya açıyor ve bu şekilde öğretimin ve öğrenmenin dünya kadar farklı yolunu bize gösteriyor. Teknolojinin bu gücünden yararlanmak bizim elimizde. 
differentiated instruction

Her öğrenci her gün ölçülebilir ve gözlemlenebilir bir başarı gösterebilir.

Eğer hedeflenen standart test başarılarıysa öğretimi nasıl farklılaştıracaksınız? Biz öğretimimizi farklılaştırmaya çalışıyoruz ama hedeflerimiz öğrencilerimizin standart testlerden aldığı başarılar şeklinde bir zıtlığa yönelik oluyor. Dolayısıyla ölçme ve değerlendirme yaklaşımının da Farklılaştırılmış Öğretime paralel olarak modifiye edilmesi gerekiyor. Yani Süreç Değerlendirmesi kavramına sarılmak gerekiyor. Süreç odaklı ölçmenin verileri nereden gelir? Küçük gruplar, bireysel çalışmalar, tüm sınıfın katıldığı tartışmalar, portfolyolar, çıkış bileti, ev ödevi, anketler, öğretmen gözlemi, öğrencinin tuttuğu notlar… Böylece öğrencileri daha geniş bir perspektifle değerlendirme imkanı bulacaksınız. İyi planlanmış Farklılaştırılmış Öğretim stratejileri ve ölçme-değerlendirme yöntemleriyle her öğrenci düşünülenden daha sıkı çalışabilir ve hedeflerine ulaşabilir.

Aşağıda, geleneksel sınıflarla farklılaştırılmış sınıflar arasındaki farkları bulabileceğiniz bir tablo paylaşıyorum.

Geleneksel-Farklılaştırılmış

Yararlanılan kaynaklar: http://www.amazon.com/Differentiated-Classroom-Responding-Needs-Learners/dp/1416618600/ref=sr_1_1?s=books&ie=UTF8&qid=1455477919&sr=1-1&keywords=differentiated+classroom

Zamanında Geri Bildirimin Önemi

Zamanında Geri Bildirimin Önemi

Çoğu zaman bilmediklerimizin veya yaptığımız işi ne kadar iyi yaptığımızın farkında olmayız.  Fakat, ufak bir destek ile farkında olmadığımız çok şeyin gerçekten farkına varabiliriz.

Geri bildirim, öğrenmenin anahtarıdır. Bir insan mevcut durumunu yeniden değerlendirmesi gereken bir bakış açısı kazandığında, ortada gelişim için yeterli olan en önemli şart oluşur. Yüksek kaliteli değerlendirmelerin etkisi kısmen kaybolur ancak geri bildirim hedefli bir şekilde ve zamanında verilirse, elde edilen bilgi bireyin ihtiyaçlarını karşılar ve kaybolacak olan etki geri kazanılabilinir. Aynı ilke öğrenciler için de geçerlidir. İşte formatif değerlendirmeler için harika geri bildirimler sağlamayı mümkün kılan bazı ipuçları:

Yapıcı, Nazik ve İlgili Olun

Bir öğretmen olarak, her toplanızda bölüm başkanınız veya okul müdürnüz, size sürekli hatalarınızdan bahsetse veya problemlerinizi anlatsa nasıl hissederdiniz? Elbette en kuvvetli hissedeceğiniz “güven eksikliği” olurdu. Öğrencilere de sürekli hataları söylendiğinde bu şekilde hissederler. Kısa bir süre içerisinde de konuşmadan koparlar ve gerekli olan şeyleri kaçırmaya başlarlar.

Yapıcı geri bildirimler alındığında ise öğrenenler neyi iyi yaptığını ve hedeflenen konu üzerinde neyi anladıklarını bilirler. Bu sayede neyin işe yaradığının bilincine de varırlar.

https://www.cen.eu/news/brief-news/PublishingImages/BusinessMenTalk_Feedback-bubble_Copyright-BoBaa22_shutterstock_190537427.jpg
https://www.cen.eu/news/brief-news/PublishingImages/BusinessMenTalk_Feedback-bubble_Copyright-BoBaa22_shutterstock_190537427.jpg

İşe yarayanla başlayın.

Bu çok daha kibar bir yol olacaktır çünkü bireyler çabalarının üretken ve vakitlerinin de verimli geçtiğini hissedeceklerdir. Hangi becerilerin veya kavramların eksik olduğu hakkında konuşmak için daha açık bir hale gelmektedirler. Geri bildirim için sözcük seçimi de önemlidir. Yapıcı geri bildirim sağlarken öğrencilere yol göstericilik yapmak için aşağıdaki şu sözcükleri kullanmayı deneyin.

  • Ben olsaydım…
  • Fark ettim ki…
  • Acaba şöyle mi…
  • Ya şöyle olsaydı…

Kibarlık, eleştiri yapmaktan kaçınmak anlamına gelmez.

“Ne tür detaylar (gerçekler, örnekler veya açıklamalar) sizin durumunuzu anlaması için okuyucunuza yardımcı olabilir” diye sorun. Bu, “Eğer okuyucuların senin durumunu anlamasını istiyorsan yazarken daha çok çaba sarf etmelisin” demekten çok daha yardımcıdır. Geri bildirimi dile getirme şeklimiz, onun etkisinin nasıl algılandığını etkiler.

İlgili geri bildirim en anlamlısıdır.

İlgili bir şekilde geri bildirim, bireyin alakayı anlamasına yardımcı olur. Yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi belirli tür detaylara odaklanmak, açıklamanın en doğru biçimde yapılmasına çok yardımcı olur. Belirsiz geri bildirim arkada karışıklık ve kızgınlık bırakacaktır.

Bu üç bileşeni (yapıcı, nazik ve ilgili) birleştirmek geri bildirimi sağlayan ve alan arasında güçlü bir çalışma ilişkisi kurmaktadır.

Önce Düşün Sonra Düzelt

Öğretmenler tarafından bildirilen en yaygın endişe ise öğrencilere ödev verildiğinde ve bu ödev kontrol edilip, öğrenciye geri bildirim verildiğinde yorumlara bakılmamasıdır. Onlara geri bildirimi nasıl almaları gerektiğini öğretmemiz gerekiyor. Yıllarca öğrenciler sadece nota dikkat etmeye koşullandırıldılar.

  • Bir düşünme aktivitesi ile öğrencilerin yorumları gözden geçirmesi için 5-10 dakika ayırın.
  • Öğrenciler için sorular veya düşünme haritaları kullanarak, geri bildirimleri gözden geçirmelerini sağlayın.

Bir öğretmen not vermeden sadece değerlendirmeleri ve yorumları geri verebilir. Öğrenciler geri bildirim üzerinde düşüneceklerdir. Notlar ise daha sonra verilecektir. Küçük gruplarda bu düşünme etkinliği veya öğretmenlerin öğrenmek için öğrencilere tekrar yaptırması ve alanları göstermesi eksik olan gerekliliklerdir.

Yeniden gözden geçirme fırsatı, yeterli zamanla birleştiğinde öğrenmeye yardımcı olur. Öğrencilere yorumlar üzerinde düşünme fırsatı tanımak onlara artık neyi anladıklarını yeniden değerlendirme fırsatı vermektedir. Ödevleri kabul etme döngüsünü düzeltme gerektirmeyen bir şekilde bozarsak öğrenciler pratik yapmak için yeni bir kültür geliştireceklerdir. İlk taslaklar başarının kötü taklitleridir. Gerçek öğrenme önce düşünme sonra da düzeltme ile gerçekleşir.

Ertesi Gün Hizmeti

Geri bildirim 24 ila 48 saat arasında verilmelidir. Günde 150-200 öğrenciyle görüşen bir öğretmen için yorucu olabilir ancak eğer öğrenciler geri bildirim için çok uzun süre beklerlerse, öğrenmek için gerekli olan bağlamı kaybedebilirler. Tepki süresini kısaltmayı bir ilke olarak değil, bir hedef olarak görün. Titizlikle çalıştığınızda öğrenciler başarıya en çok ihtiyaç duydukları anda başarıyı elde edeceklerdir.

Geri bildirim sadece öğretmenden olmak zorunda değildir. Örneğin, bilgilendirici konuşmalar da olabilir. Teknoloji tartışma panoları, yorumlar ve video konferanslar aracılığıyla geri bildirimi desteklemektedir. Resmi geribildirimler en büyük etkiyi oluşturabilmek için stratejik olarak kullanılmalıdır. İncelemek için yönetilebilinir ödevler verin. Daha büyük bir öğrenme etkisi için eğer yanıt süresi 48 saatten daha fazla olursa ödevi yeniden gözden geçirmeyi veya çıktının odağını daraltmayı düşünün.

Öğrenciden Öğrenciye Geri Bildirim

İlkokul 4.sınıfta öğrencilerime birbirlerine geri bildirim vermeleri üzerine bir proje geliştirmiştim. Aslında bu bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştı. (Geri bildirimin gücüne gerçekten inanan bir öğretmen olarak, her öğrenciyle ilgilenmek çok vakit alıyordu. Sınıf içinde daha hızlı bir yol bulmalıydım. Dolayısıyla bu ihtiyaç buradan ortaya çıktı.) Bu projemde, bir öğrenci çalışmasını tamamladığında veya bir ödevini bitirdiğinde en az 3 arkadaşına gidip, çalışmasını kontrol etmesini, kendisine geri bildirim vermesini isterdi. Ve üç arkadaşından geri bildirim aldıktan sonra çalışmasını bana getirir, kontrol ettirirdi. Elbette buna benzer bir uygulama yapmadan önce yapmanız gereken öğrencilerinize geri bildirim vermenin amacı ve önemi üzerine güzel bir konuşma yapmaktır. Yoksa, benim yaşadığım gibi, başta her öğrenci sevdiği arkadaşından geri bildirim almaya gider. 🙂 Tabi, bu da size başka bir öğrenme-öğretme fırsatı oluşturuyor. Objektif geri bildirim yapmadığımızda nasıl sonuçlar doğuracağı üzerine güzel konuşmalar yapabilirsiniz, örnekler gösterebilirsiniz. Ben, öğrencilerime bu yanlış davranışlar sonucunda, “sevdiğiniz insanın hata yapmasına göz yumuyorsunuz” cümlesinden yola çıkarak güzel bir konuşma yapmıştım. Gerçekten e öğrencilere etkisi olmuştu. Ve sonraki zamanlarda sınıf içerisinde öğrencilerimin yaptığı çalışmaları kontrol etme zamanım hemen hemen %80 civarında azalmış oldu. Çünkü onlar gerçekten birbirlerine –belki de bizlerden daha iyi- geri bildirimler veriyorlar. Hatta, geri bildirim vermekten öte, arkadaşlarının eksikliklerini gördüklerinde onlara destek oluyorlar, birbirlerinin öğrenmelerine daha çok destek oluyorlar. Sınıf içinde bunları mutlaka deneyin. Çok güzel şeylere şahit olacaksınız…

Ayrıntılı bilgi için -makalenin de yazılmasında kullanılan- aşağıdaki kaynaklara göz atılabilir.

http://education.qld.gov.au/staff/development/performance/resources/readings/power-feedback.pdf

http://www.edutopia.org/blog/timely-feedback-now-or-never-john-mccarthy

 

Eğitim Ortamındaki Işık Miktarı Öğrenmeyi Etkiler Mi?

Güney Amerika’da 60 binden fazla okul elektrik sorunu yaşıyor. Ancak yeni başlatılan bir proje sayesinde kırsal kesimlerdeki okullara ışık sistemleri inşa edildi. Öncelikle Dominik Cumhuriyeti’ne gittik.

Ibero Güney Amerika Ülkeleri Eğitim Organizasyonu’nun 2012 yılında başlattığı ‘Öğrenmek için Işık’ adlı projesiyle elektriği olmayan okullara güneş paneli sistemleri kuruyor.

Bu proje sayesinde şimdi ülkenin 500 eğitim merkezinin artık güneş panelleri, bilgisayar ve internet erişimi bulunuyor.

Program Afrika kökenli ve yardıma muhtaç yöre halkına öncelik veriyor. Asıl hedef, şehirden çok uzakta olan okulu bırakma oranı yüksek bölgelerdeki eğitim kalitesini artırmak ve yörenin gençlerine yardım etmek.

Okul, bu proje sayesinde tüm yöre halkının buluşma ve kalkınma noktası aynı zamanda da halkın dış dünyaya açılan kapısı olmuş. Yetişkinlere de eğitim kalitesini artırmak için bu sayede fırsat doğmuş.

Programın başarısı dikkat çekiyor. ‘Öğrenmek için Işık’ programının uygulandığı bölgelerde okulu bırakma oranı büyük oranda azalmış. şehirden uzak köylerin kalkınması için bu proje iyi bir fırsat.

p1592145_004_mdlg

 

Almanya’da okullarda kullanılan ışık sistemleri eğitim kalitesini artırıyor

Işık, öğrenme seviyesini etkiliyor. Bilim adamlarına göre ortama uyum sağlayan ışık miktarı, öğrencilerin öğrenme kabiliyetini artırıyor. Gençler bu sayede daha az hata yapıyor ve hiperaktiflik azalıyor. Bu araştırmamız için şimdi Almanya’ya gidiyoruz.

Hamburg’da kapalı ve yağmurlu bir Pazartesi günü… In-der-Alten-Forst Okulu öğrencileri yavaş yavaş okula gelmeye başladı. Çocukların yüzünden adeta uyku akıyor. Öğretmen Diana Kleinicke 3 B öğrencilerini derse hazırlamak için sınıftaki ışık ortamını değiştiriyor.

Diana Kleinicke, Öğretmen: ‘‘Mavimsi ışık sayesinde öğrenciler daha iyi konsantre oluyor. Öğrencileri ayakta tutabilmek için sabah erken saatlerinde 20 dakika boyunca bu ışığı açıyoruz. Göz bebeklerinin büyüdüğünü görüyoruz çünkü bu görsel bir etki.’‘

Burası dinamik ışık sistemiyle donatılmış Almanya’daki tek okul… Aktif ışık modu harici üç ayrı ışık şekli daha bulunuyor. Diğer ışık modları da karartılıp daha da aydınlatılabiliyor.

Öğretmen Diana Kleinicke ışık modunu günde 15 kere değiştiriyor. Bu uygulamanın faydaları Hamburg Üniversitesi Eppendorf Kliniği tarafından doğrulanmış. Işık modları derslerin içeriğine göre değiştirildiğinde öğrenciler yüzde 75 oranında daha az hiperaktif olmuş ve yüzde 45 daha az hata yapmaya başlamış.

Araştırmalara göre sadece ışığın parlaklığı değil, renginin de büyük etkisi olduğu saptandı. Eğer ışık parlak ve mavi tonlardaysa, vücut kortizol hormonu salgılıyor ve bu sayede öğrenciler daha randımanlı ve üretken çalışıyor.

Bilimsel veriminin kanıtlanmış olmasına rağmen dinamik ışık sistemlerini çok az sayıda okul kullanıyor. Bilim insanları bu duruma anlam veremiyor.

Kaynak: http://tr.euronews.com/2016/02/05/egitim-ortamindaki-isik-miktari-ogrenmeyi-etkiler-mi/

Görsel: http://blog.verilux.com/wp-content/uploads/2016/01/p1592145_004_mdlg.jpg

Şiddet Oyunları Gerçekten Zararlı Mı?

Şiddet içerikli oyunların çocuklar için zararlı olup olmadığı çok araştırılan bir konudur.  Bu tarz oyunların çocuklarda öfke, korku, kin, nefret gibi duyguları arttıracağı, gece korkuları ve şiddete karşı duyarsızlaşmaya neden olacağı idda ediliyor. Model alma kuramına dayanarak da şiddet içeren oyunların çocuğu şiddete yönelteceği savunulabilir. Harvard Üniversitesi’nin bir araştırma sonucu ise; şiddet içeren bilgisayar oyunları ve çocuklarda şiddet davranışları arasında hiçbir bağlantı olmadığını gösterdi. (Cheryl Olson)

Peki,  konuya iki farklı sonuç elde edilen araştırmaların kadrajından değil de yalnızca psikolojik açıdan bakarsak ne buluruz?

Nörobiyoloji çalışmaları bize bu konuda ışık tutabilir. Ayna nöronlar sayesinde kişi bir hareketi kendisi yaparken de, aynı hareketin başkası tarafından yapıldığını izlerken de beyinin aynı bölgesi aktive olmaktadır.b Bu nöronların görevi taklit etme ve karşıdakinden öğrenmeyi bize sağlamaktır.

Bulguların en çarpıcı kısmı ise; ayna nöronlar kişiyi elinde olmadan, doğal süreçte taklite yatkın hale getirmektedir. Esneyen birinin, ortamdaki herkesi esner hale getirmesi, filmde ki hüzünlü bir sahneye gerçekmişcesine ağlamamız, bazen istemediğimiz halde bir şarkının melodisini mırıldanmamız buna örnektir.

Dolayısıyla sanal ortamda da olsa çocuk, şiddet içeren bir oyun aracılığıyla insan öldürmekte, ateşli silahlar kullanmaktadır. Bunun beyin tarafından gerçek olmadığı ayırt edilse dahi ayna nöronlar sebebiyle gerçekmiş gibi algılanmaktadır. Yapılan deneylerde gerçek yaşanan eylemle ve simülasyonda (video) yaşanan eylem sırasında beynin aynı bölgelerin çalıştığı görülmektedir. Oyun oynayan çocukları izlerken ekranla paralel eğilip, kalktıklarını beden hareketleriyle gerçekmiş gibi tepki verdiklerini çoğu zaman görebilirsiniz.

Bu demek oluyor ki çocuklar şiddet içerikli oyun aracılığıyla süreci normalize ediyor. Beyinde gerçekmiş gibi bir işleme sürecine giriyor. Böylece çocukların şiddeti taklit ve şiddete eğilim oranı artıyor.