Kategori arşivi: EĞİTİM DÜNYASI

21. Yüzyılda Nasıl Bir Öğretmen Eğitimi

21.yy. çocuklarının, daha fazla özgürlük ve esneklik sunan yeni bir okul anlayışına ve yeni nesil öğretmenlere ihtiyacı olduğunun, dünyanın eğitim gündemini en çok meşgul eden konulardan birisi olduğunu biliyoruz.
21.yy’da iyi bir okul konsepti ortaya koymak, birçok bileşeni etkili şekilde yönetebilmeyi gerektirmektedir. Bu noktada tek başına teknoloji, eğitimi 21.yy seviyesine getirmek için yeterli değildir. Asıl önemli olan, araçlardan çok, araçların ne şekilde kullanıldığıdır.

 

Görsel kaynağı: http://d1jrw5jterzxwu.cloudfront.net/sites/default/files/uploads/2011/04/UTTC-Teacher-Education.jpg

Bu yüzyılın gerektirdiği ihtiyaçlara göre, öğretmenlerin de tıpkı öğrenciler gibi yenilikçi eğitim programlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Öğretmenlere sunulacak etkili programlar, bu programların yöntemi, onlara sunulacak kaynakların kalitesi, iyi geribildirimler öğrencilerin gerçek bir 21.yy eğitim deneyimi yaşamalarında önemli faktörler olarak sayılabilir.
CPE ve Microsoft tarafından hazırlanan bazı kaynaklara göre, öğretmenlerin mesleki gelişim programlarının nasıl olması gerektiği konusunda oldukça kaliteli deneyimler paylaşılmıştır. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Görsel kaynağı: http://www.tamucc.edu/news/2013/12/images/Teacher%20Education.jpg

* Okullarda sıklıkla gerçekleştirilen tek seferlik çalıştaylar gibi 14 saatten daha kısa süreli programların öğrenci başarısı üzerinde hiçbir etkisi bulunmamaktadır.
* Öğrenci başarısının artırılması için, daha fazla zamana ihtiyaç bulunmaktadır. Öğrencinin başarısı artırılmak isteniyorsa, öğretmenlerle daha fazla vakit harcamak gerekmektedir.
* İyi öğretmenler, harika birer öğretmen olmayı isterler. Ancak, bütün öğretmenlerin, bugünün sınıflarında etkili ve verimli olabilmeleri için gerekli olan eğitim ve desteği aldığını söyleyemeyiz.
* Mesleki gelişim, günümüzde maalesef etkinliğini büyük oranda yitirmiştir. Öğretmenlik uygulamalarını değiştirmediği gibi, öğrencinin öğrenme sürecini de iyileştirmemektedir. Bu sebeplerden dolayı, mesleki gelişim programlarına önem verilmeli, öğretmenlere, öğrenme için yeterli süreler verilmeli ve kendilerine yeni bir strateji ile birlikte, uygulama sorununun üstesinden gelmelerine yardımcı olunmalıdır.
* Öğrencilerin ne şekilde öğrendiklerine dair soruları sıklıkla sorarız. Ancak öğretmenlerin ne şekilde öğrendiklerini çok da düşünmeyiz. Okullar, eğitmenlerin öğrenmeleri konusu üzerinde kafa yormalı, öğretme konusunda yeni teknikler benimsemeli ve planlamayı bunlara göre düzenlemelidir.
* Bazı araştırmaların sonuçlarına göre, öğretmenlerin, yeni bir strateji üzerinde uzmanlaşması ve sınıfta bu stratejiyi uygulayabilmesi için 50 saat kadar eğitim, uygulama ve koçluğa tabi tutulması gerekmektedir.
* Geleneksel çalıştaylar veya mesleki gelişim programları yalnızca öğretmenlerin uygulamalarını değiştirmek konusunda etkisiz olmakla kalmamakta, teorik kavramların ve kanıta dayalı araştırmanın uygulamaya yansıtılmasında da zayıf kalmaktadır. Bunun nedeni, pek çok mesleki gelişim çalıştayında öğretmenlerin yalnızca pasif dinleyiciler olarak bulunmalarıdır. Yine, öğrencilerde olduğu gibi, öğretmenler de aktif katılabildikleri ve sunulan bilgiyi anlamlandırabildikleri hallerde daha iyi öğrenmektedir.
* Öğretmenlerin bir kavram hakkında bilgi sahibi olmalarını amaçlayan Mesleki Gelişim seanslarının, öğretmenlerin kavramları çeşitli ve aktif biçimlerde öğrenmeleri sağlandığında daha başarılı olduğu görülmüştür.

 

Görsel kaynağı: http://www.oswego.edu/Images/graduate/images/programs/gs_program_curriculum.jpg

* Bu etkinlikler şunlar olabilmektedir: okuma, rol yapma teknikleri, sunulan konunun açık-uçlu şekilde tartışılması, flipping PD, öğretim metodolojisini gözlemleme ve tartışma amaçlı sınıf ziyaretleri gibi.
* 21. Yüzyılda eğitimin karşısındaki güçlük, uygulanabilir, uyarlanabilir ve gençlerin sınıf dışındaki yaşamları ile gelecekteki meslek edinimleri ile uyumlu bir yaklaşımın geliştirilmesidir. Bunun yanıtı yenilikte yatmaktadır; ancak, asıl soru ne tür bir yenilik olacağı ve bunun nasıl uygulanacağıdır.
* Bunun çözümü, teknolojinin pedagojik hedefleri destekleyecek şekilde entegre edildiği iyi düşünülmüş bir yaklaşım gerektirmektedir.
* Bunun çözümü karmaşıktır ve tek çözüm yolu olarak teknolojinin kullanılması, bu güçlüklerin üstesinden gelinmesini sağlamayacaktır.

Kaynaklar:
1) CPE
2) Innovation Framework Overview by Microsoft

Kitap Tavsiyeleri

Bu yazımızda sizlere iki harika kitap tavsiyesinde bulunacağız. Birincisi, Amerikan eğitim sistemini farklı bir bakış açısı ile sorgulayan ve eğitim sistemindeki sorunlara farklı çözüm önerileri sunan Dr. Ron Paul’ın Okul Devrimi kitabı, ikincisi ise dünyanın “eğitimi dönüştüren adam” olarak tanıdığı, Khanacademy’nin kurucusu, eğitime getirdiği yenilikçi anlayış ve akım ile dünyada adını sıkça duyduğumuz Salman Khan’ın Dünya Okulu isimli kitabı…

Çocuk sahibi olsun olmasın pek çok kişi, eğitimin, toplumumuzun refahı ve geleceği için son derece hayati olduğu kabul edebilir. Oysaki mevcut sistemimiz başarılı olamıyor. Veliler kendilerini giderek çaresiz hissediyor ve tüm Amerikalıların neredeyse yarısı okullarımıza bir C derecesi sunuyor. Bu durumdan hareketle Ron Paul yeni kitabında soruna temelden saldırıyor ve evde eğitim ile Amerikan eğitim sisteminde serbest piyasa ilkelerinin uygulanmasına yönelik güçlü destek üzerinde yoğunlaşan odaklanmış bir çözüm getiriyor.

Dr.Paul, bu ülkede eğitimin tarihini inceleyerek nerde yanlış yaptığımızı, bu konuda neler yapabileceğimizi ve Amerikalılar için daha parlak bir gelecek sağlamak amacıyla eğitimle ilgili düşünüş biçiminizi nasıl değiştirebileceğimizi tanımlıyor.

http://www.dr.com.tr/kitap/okul-devrimi/ron-paul/egitim-basvuru/egitim/urunno=0000000612024

 

Eğitimde fırsat eşitliği için, herkese, her yerde, dünya standartlarında, ücretsiz eğitim. Geleceğin okulları nasıl olacak, eğitim nasıl dönüşecek, öğretmen – öğrenci ilişkisi nasıl yeniden şekillenecek, sınıflarda hangi teknolojik yöntemlerle ders işlenecek? Tüm bu konuların yanı sıra bu kitapta Khan Academy’nin hikayesini de en samimi şekilde kurucusunun kaleminden okuyacaksınız. Khan Academy’nin nasıl teknoloji ve eğitimi bir araya getirerek insan faktörünü ön plana çıkarttığını anlatan “Dünya Okulu”, eğitim reformunun geleceğine ışık tutuyor. STFA’nın 1992 yılında kurduğu Bilimsel ve Teknik Yayınları Çeviri Vakfı, 2012 yılında Khan Academy kurucusu Salman Khan ile Khan Academy’nin ilk uluslararası iş ortaklığı anlaşmasını imzaladı. Anlaşma çerçevesinde dünyanın en büyük internet öğrenim platformu Khan Academy Türkçeleştirilerek tüm dünyada Türkçe konuşan herkese ücretsiz olarak sunulmaktadır. Khan Academy Türkçe, Ekim 2014 itibariyle 2 milyon ders vermiştir. Herkese kendi hızında ve kişiselleştirişmiş eğitim anlayışıyla dünya genelindeki eğitim reformunun en önemli paydaşlarından olan Khan Academy’nin sunduğu interaktif alıştırmalar, yönlendirme ve puanlama sistemleri ile öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik raporlama gibi gelişmiş özellikler de binlerce eğitim videosu ile birlikte Türkçe olarak kullanıcılarla ücretsiz olarak buluşturulmaktadır. STFA, Khan Academy Türkçe projesi için Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği protokolü imzalamış olup Fatih Projesi ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kapsamında ortak çalışmalara devam etmektedir. Khan Academy’nin kurucusu Salman Khan’ın 2012 yılında yazdığı “Dünya Okulu” isimli kitabı, Khan’ın eğitim reformu ve eğitim sisteminin geleceği ile ilgili görüşlerini derlediği vizyon açıcı bir çalışma. Eğitimde fırsat eşitliği için, herkese, her yerde, dünya standartlarında, ücretsiz eğitim.

http://www.dr.com.tr/kitap/dunya-okulu/salman-khan/egitim-basvuru/egitim/urunno=0000000621437

Tweet Atarak Okuma Yazma Öğrenilebilir mi?

Acaba sosyal medya bir eğitim aracına dönüştürülebilir mi?

Fransa’da çocuklara harfleri öğretmek için Twitter’ı kullanan öğretmenler, Güney Kore’de İngilizcelerini geliştirmek için Skype’la farklı ülkelere bağlanan çocuklar ve Amerika’da eski edebiyat eserlerini öğrenmek için Vine ve İnstagram programlarını kullanan lise talebeleri…

Kalem ve defterler bir kenarda duruyor, çünkü bu ana okulunda öğrenciler tablet kullanıyorlar. Eylül ayında öğretmenleri onlara Twitter kullanmasını öğretti. Artık çocuklar, öğrenirken eğleniyorlar.

Yeni teknolojilerden uzak durarak, öğretmen Twitter’a eğitim amaçlı katıldı. Sosyal medyayı, özellikle okuma yazma gibi günlük aktivitelerin hizmetine soktu. Böylece iletişim kurarak öğrenme süreci başladı.

Corinne Vanstraceele, Okul müdürü: “Bu işe ilgileri var çünkü yazdıkları şeylerin okunacağını biliyorlar. Ayrıca bugün, erkenden yazdıkları şeylere cevap ve tepki alma fırsatımız da var. Bu durum onların ilgisini çekiyor. Bu ilk amacımız sonraki hedef ise onlara harfleri öğretmek.”

Fikir aşamasından harflerin seçimine cümleleri özenle oluşturmak için, öğretmenlerin gözetimi ve izni altında öğrenciler birbirlerine yardım ediyorlar. Tweet atmak onları motive eden hedefleri oluyor. Yine de, el yazısını bırakmamak gerekir.

İlk okullarda okumaya çalışan çocukları görmek sıradan bir şey. Bazen Twitter’da yazmak ilgi çekici olabiliyor. Öğretmen Jean Roch Masson’a göre Twitter, sınıftaki bir numaralı motivasyon aracı. Avrupa’da, Twitter’ı okuma yazma öğretmek için kullanan ilk kişi o olmuş.


twitter
Her dönem başında öğretmen kısa bir toplantı düzenliyor. İlk isteksizlik aşıldıktan sonra veliler hemen işi kavrıyorlar.

Öğretmen, interneti en iyi şekilde öğrenmeleri için öğrencilerine bir Twitter şifresi uyguluyor. Onları internetin tehlikelerinden korumak için bir yol da denilebilir.

Skype’la İngilizce öğrenen Güney Koreli öğrenciler:

Bu okulda internette sohbet etmek serbest. Bu Koreli öğrenciler haftada bir gün, dünyanın farklı yerlerindeki öğrencilerle sosyal medya vasıtası ile konuşup, sohbet ediyor. Bu hafta, Tayvanlı öğrencilerle konuşacaklar. Son teknolojiyi dil öğrenmek için kullanıyorlar.

Seul yakınlarında bulunan bu okul British Council’in müfredatına katılıyor. Bu uluslararası program, dünyanın farklı ülkelerinden öğrencileri bir araya getirip bu yeni teknoloji sayesinde öğrencilerin İngilizce yetilerini geliştiriyor.

Jeongyeon Hwang, İngilizce öğretmeni: ‘‘Bazı öğrenciler tayvanlı arkadaşları ile konuşabilmeyi hayal bile edemezdi. Şimdi teknoloji sayesinde öğrenciler İngilizce öğrenme konusunda daha rekabetçi oldu.’‘

Skype ve diğer sosyal medya programlarını kullanan sınıfların fotoğraf paylaşmak için Facebook hesapları dahi var. Tabi sıkı bir şekilde denetleniyor.

İngilizce derslerinde Koreli öğrencilerin sözlük kullanmaları yasak. Fakat öğrenciler bu derslerde, daha iyi bir konuşma hazırlayıp bağlantı kurulan sınıfa göndermek için cep telefonlarını sözlük olarak kullanabiliyor.

Hyekyung Hye, Okul müdürü: ‘‘Koreli aileler İngilizce eğitimi konusuna çok ilgililer. Çocuklarının akıcı bir İngilizce konuşmasını istiyorlar. Bunun yanında öğrenciler Skype veya internet sayesinde uluslararası öğrencilerle iletişim sağlıyorlar. Biz de müfredatımızı genişletip, öğrencilerin daha çok teknoloji kullanarak İngilizcelerini ilerletmelerini istiyoruz.’‘

Seul’de yaklaşık 70 sınıf bu sistemi kullanıyor ve her geçen gün daha fazla ülke bu yolu kullanarak, yabancı dil öğrenmek istiyor.

İlgili linkler:

www.facebook.com/pages/Insu-Elementary-Schools-connecting-classrooms-South-Korea/238885822877080

schoolsonline.britishcouncil.org/programmes-and-funding/linking-programmes-worldwide/connecting-classrooms

Vine ve Instagram’ı kulllanarak İngiliz edebiyatı öğrenmek:

Sabrina ve Susan Beowulf destanını öğreniyor. Lise talebeleri eski bir İngiliz şiirine hazırlanıyor. Görevleri ise en sevdikleri bölümü canlandırıp, sadece 7 saniyelik videolar paylaşılabilen Vine sitesine yüklemek. Öğrenciler bunu yaparken eğleniyorlar.

Videolarını Dünya Edebiyat Tarihi hocalarına gösteriyorlar. Jodie Morgenson bu çalışmayı internete yüklemeden önce puan veriyor.

Sabrina Barton, Öğrenci: ‘‘Sınıfta Vine videoları yapmayı seviyorum çünkü dersi elle tutulur bir hale getirip onu daha iyi anlamamızı sağlıyor.’‘

Susan Sherman, Öğrenci: ‘’ Bu yöntem gerçekten de etkileşimi artırıyor ve oturup sıkıcı bir şekilde kitap okumaktan daha öğretici oluyor.’‘

Her öğrenci, dünya klasiği eserleri seçip video kaydediyor.

Dersler sadece edebiyat eserlerinden bir parça sunmuyor. Öğrenciler eski İngiliz destanı Beowulf’u tamamen kitaptan okuyor. Yani sosyal medya ‘kitap okumanın yerini’ almıyor. Yeni teknoloji, eski eserleri genç beyinlerin anlamasını sağlıyor. Öğrenciler, sosyal medyanın öğrenme konusunda yardımlaşmalarını artırdığını söylüyor.

Vine videoları öğrencileri sadece ders içeriği ile bağdaştırmıyor. Sosyal medya onları ders içeriğini öğrenmeleri konusunda daha istekli yapıyor ve eğlendiriyor.

Mason Tyler, Öğrenci: ‘‘Beowulf eserinin dili çok ağır. Vine videolarında bu dili anlıyacağımız hale getiriyoruz.’‘

Morgenson Vine projesine bir sene önce başladı. Bu sayede öğrencilerin ders içeriğinin nasıl iyi bir şekilde öğrenebilineceğini gördüğünü söylüyor. Öğrenciler, artık eski edebiyat eserlerini dahi severek okuyor ve bunu bir zorunluluk olarak görmüyorlar.

Jodie Morgenson, Öğretmen: ‘‘Lise talebeleri tiyatroyu pek sevmiyor. Beowulf ve eğlence bazen bir arada gitmez. Ancak sosyal medyayı seviyorlar. Vine projesi de sevdikleri bir yöntem. Eğitim ve eğlenceyi harmanlayabilirsem ne mutlu bana…’‘

Morgenson aileleri de sosyal medyaya dahil ederek, çocuklarının ne yaptığını görmelerini istiyor. Twitter ve Instagram, kullandığı diğer uygulamalar. Hailey’in annesi, kızının Grendel canavarını oynamasından büyük mutluluk duymuş.


Tweet atarak okuma yazma öğrenilebilir mi? from Gelecek Eğitimde on Vimeo.

Teknoloji ve sosyal medya uygulamalarını kullanarak, öğrenmeyi güncel ve zevkli hale getirmek… İşte bütün mesele bu…

Kaynak: Euronews

http://tr.euronews.com/2014/05/02/tweet-atarak-okuma-yazma-ogrenilebilir-mi/

“Scoop. it!”de Takip Edilmesi Gereken 5 Eğitim Teknolojisi Küratörü

Scoop. it!, son derece kullanışlı ve ilham verici bir sosyal paylaşım sitesidir. Yurt dışında popüler olsa da Türkiye’deki popülerliği tartışmaya açıktır. Scoop. it!, bir çeşit sosyal imleme sitesidir. İlgi alanlarınıza yönelik paylaşımları size servis eden bir çeşit paylaşım sitesidir. Bu yazıda, “Scoop. it!”in blogunda yayınlanan bir yazıdan hareketle  “Scoop. it!”de Takip Edilmesi Gereken 5 Eğitim Teknolojisi Küratörünü sizlere tanıtacağım.

John Evans, emekli bir öğretmen ve okul lideri. Teknolojiye tutku ile bağlı bir insan. Eğitimde iPad (iPads in Education)  ve yoğun eğitimciler için profesyonel öğrenme (Professional Learning for Busy Educators) başlıkları altında paylaşımlar yapmaktadır. Okulunda iPadleri kullananlar için pratik ve bilgi verici birçok paylaşımda bulunuyor.

Jim Lerman, çağdaş öğrenme için yeni okullar üzerine odaklanan öğrenen, öğretmen, lider, yazar, konuşmacı, iş birlikçi, danışman ve küratör. Direksiyonda (Into the Driver’s Seat) ve 4. devir (The 4th Era) başlıkları altında paylaşımlar yapıyor.

Katleen McClaskey, “Personalize Learning”in kurucu ortağı, EdTech misyoneri, yenilikçi lider, danışman, (teknolojik) araçların sunucusu ve eğitimcisi. Uygulamalar aracılığıyla herkese fırsat eşitliği sağlamak (Leveling the Playing Field with Apps) ve Kişisel Öğrenme (Personalize Learning) başlıkları altında paylaşımlar yapıyor.

Mark E. Deschaine, liderlik, etkili eğitim, özel eğitim, eğitim teknolojileri ve profesyonel gelişim konularına odaklanıyor. Eğitime etkili teknoloji entegrasyonu (Effective Technology Integration into Education) başlığı altında paylaşım yapıyor.

Anne Whaits, HE’de öğretme ve öğrenme uzmanı; eğitim teknolojisi ve yenilikçi öğrenme tasarımlarını destekliyor. Etkileşimli öğretme ve öğrenme (Interactive Teaching and Learning), Dönüştürücü Dijital Öğrenme Tasarımı (Transformative Digital Learning Design)  başlıkları altında paylaşım yapıyor.

Kaynak: http://blog.scoop.it/2014/02/05/digital-learning-day-5-edtech-curators-to-follow/

Flipped Learning: Çocuklar Öğretirken Öğrensin

Meşhur bir Afrika atasözü vardır. “When the music changes so does the dance” (Müzik değişince dans değişir.) Eğitim dünyasında büyük bir değişime şahit oluyoruz.
Müfredatımızı oluştururken, çocukların 21.yy için ihtiyaç duyacakları becerileri dikkate almak durumundayız. Çünkü bu becerilere ihtiyacımız var.


FL2

Edindiğimiz birçok bilgi, onu kullanabildiğimiz oranda değerlidir, aynı zamanda gördüğümüz birçok şey de, onu deşifre edebildiğimiz oranda değerlidir. Bu gerçeklerle bir şeyler yapmak zorundasınız. Müfredatı, üretmeyi teşvik edici şekilde dizayn etmeliyiz. Bunun için de teknolojiyi müfredata etkili bir şekilde entegre etmeye çalışmak durumundayız.
Öğrenciler teknolojiyle öğrenirken, öğrendiklerinin farkına varmazlar. Bağımsız öğrenme ortamında yaptıkları şeylerden keyif alırlar ve aynı zamanda öğrenirler.

FL3

Şunu biliyoruz ki, en iyi öğrenme yollarından birisi de, öğrendiğiniz birşeyi başkasına anlatabilmekle gerçekleşir. Ben, öğrencilerimin de öğretim işine katkı sunabileceklerine inanıyorum. Onlara sorumluluklar verdiğimizde gerçekten mükemmel işler çıkardıklarını görüyorum. Flipped Teaching metodunu bu yüzden kullanıyoruz.


Öğrencilerim bu yöntemle, öğretirken öğrenme tecrübesi kazanıyorlar. Kendi ders içeriklerini hazırlıyorlar ve çeşitli uygulamalar kullanarak online dersler oluşturuyorlar. Bu dersleri öğretmen ve arkadaşları ile paylaşıyorlar. Ve konuları daha iyi öğrendiklerinin farkına varıyorlar.
Onların bu keyfi yaşamalarını görmek beni gerçekten mutlu ediyor.

FL1