Gürkan Tabak tarafından yazılmış tüm yazılar

Erciyes Üniversitesi Türkçe öğretmenliği bölümünde araştırma görevlisiyim. Teknoloji kullanımı ile her öğrencinin ilgisinin çekilebileceğini ve derslerin hem eğlenceli hem de etkili hâle geleceğini düşünüyorum. Teknoloji destekli anadili/yabancı dil öğretimi ilgi alanlarımın başında gelmektedir.

Sınıflarda Bloglar Nasıl Kullanılabilir?

blog

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğitimde blog kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Derslerinde blogları kullanmak isteyen öğretmenlerin akıllarında blogları nasıl kullanabilecekleri soru işaretleri oluşturabilir. Bu yazıda, sınıflarda blogların nasıl kullanılabileceğine yönelik pratik görüşler ele alınacaktır. Campell (2003), sınıflarda  üç çeşit blog kullanılabileceğini ifade etmektedir.

  • Öğretmen Bloğu: Öğretmenin ders kapsamında öğrencilere yönelik oluşturduğu blog türüdür. Örneğin, bir Türkçe öğretmenin 6. sınıf Türkçe dersi için öğrencilere yönelik hazırlayacağı blogtur.
  • Öğrenci Bloğu: Öğrencilerin bireysel veya küçük gruplar şeklinde oluşturdukları blog türüdür. Örneğin, bir Biyoloji öğretmeni DNA konusunu iş birlikli öğretim tekniğiyle işlemektedir. Her gruba ödev olarak DNA konusunda bir blog oluşturmalarını istemesidir.
  • Sınıf Bloğu: Öğretmen ve öğrencilerin işbirliği içerisinde oluşturdukları blogtur. Örneğin, Fizik dersinde hız konusunda öğretmen ve öğrencilerin birlikte blog oluşturması verilebilir.

Bazı kaynaklarda “proje veya konu blogları”ndan da bahsedilmektedir. Bu bloglar, özel bir proje veya konu başlığına yönelik hazırlanmaktadır. Öğrencilerden performans ve proje ödevi olarak bu tipte blog hazırlamaları istenebilir.

Kaynak: Campbell, A. P. (2003). Weblogs for use with ESL classes. The Internet TESL Journal, 9(2).

Facebook İnsanları Nasıl Etkiliyor?

Bilim ve Teknik dergisinin Şubat 2014 sayısının kapağında “Sosyal Ağlar Beynimizi Nasıl Etkiliyor?” başlığı dikkatimi çekti. Hemen dergiyi aldım ve Dr. Bahri Karaçay’ın “Facebookçu Beyin” adlı makalesini merakla okumaya başladım. Bu okuma sonunda bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

Facebook, temelde insanlar arasında iletişim kurmak için oluşturulmuş bir sosyal paylaşım sitesidir. Günümüzde ise kullanıcı sayısının 1 milyarı aştığı dev bir platforma dönüşmüştür1. Yediden yetmişe herkesi, biraz da abartarak söylersek Facebook’ta bulmak mümkündür. En masum söylemiyle yıllardır görmediğimiz arkadaşlarımızı bulmamıza yardım eden Facebook, bizi nasıl etkiliyor acaba? Bu soruya tatmin edici yanıtlar bulmak için yapılan araştırmalara göz atmamız gerekecek.

Michigan Üniversitesi’nde, Michigan Ann Arbor civarındaki ortalama yaşları 20 olan 82 kişi üzerinde yapılan bir çalışma ile Facebook kullanımının mutluluk üzerindeki etkileri araştırılmıştır2. Araştırma sonucunda Facebook’un insanları mutlu etmediği, memnuniyetsizlik hissi oluşturduğu ve Facebook kullanımı arttıkça kendilerini daha da kötü hissettikleri ortaya çıkmıştır3,4.

Almanya’nın Darmstadt Teknik Üniversitesi ve Berlin Humbold Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü araştırmaya ise yüzlerce Facebook kullanıcısı katılmıştır. Facebook’un insanları mutsuzlaştırdığı ve kıskançlaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır5. Bu araştırmanın sonucu üzerinde biraz düşünmek gerekiyor. Kıskançlık bir başka deyişle çekememezlik üzerinde durulması gereken manevi bir hastalık. Kıskançlığın, dini terminolojideki karşılığı ise hasettir. “Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yer bitirir”6. Bir öğrencim, Facebook hakkında konuşurken şöyle demişti: “Ben bir şey paylaşıyorum, beğenen kişi sayısı az. Başkaları aynı şeyi paylaşınca, anında beğeniliyor ve beğenenler çok. Niye benim paylaşımlarım az beğeniliyor? Niye onları çok beğenen var? Niye?”. Facebook’ta çoğunlukla alınan yeni eşyalar, seyahatlar, gezilen yerler, okunan kitaplar, dinlenen müzikler, videolar paylaşılıyor; hayatın iyi yanlarına Facebook’ta yer varken, kötü yanlarına yer yok. Facebook kullanıcıları sanal dünyalarına kötülükleri, olumsuzları yansıtmak istemiyorlar. Ütopik bir hayat inşa ediliyor Facebook’ta. Bunun sonucunda çoğu kişi birbirinin tozpembe hayatına özeniyor. İnsanlar; keşke ben de oraya gitsem, keşke ben de senin yerinde olsam, keşke, keşke, keşke diye diye keşmekeş buhranlar yaşıyorlar.  Eğer bu kıskançlık tohumları görmezden gelinirse hem bireysel hem de toplumsal hayatımız olumsuz etkilenebilir.

Utah Valley Üniversitesi’nden Chou ve Edge ise Facebook kullanıcılarının başkalarının hayatlarını nasıl algıladıklarını araştırmışlardır. Araştırma 425 üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada dikkati çeken önemli bir bulgu, insanların Facebook’ta kendilerini ve yaşamlarını olduğundan daha iyi gösterme eğiliminde oldukları. Facebook’u daha çok kullananlar, diğer insanların daha mutlu oldukları ve hayatın adil olmadığı fikrini paylaşıyorlar. Ayrıca, Facebook’ta arkadaşlarının (kişisel olarak tanınmayan arkadaşların) sayısı fazla olanlar, başka insanların kendilerinden daha mutlu olduğu fikrini daha çok benimsemişler3,7.

30 yıl boyunca utanma duygusu üzerine araştırmalar yürüten psikoloji profesörü Rowland S. Miller, çarpıcı bir sonucu gözler önüne seriyor: Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri utanma duygusunu yok ediyor8. Utanma duygusu nasıl yok oluyor? Bu sorunun cevabını uzakta aramamak gerekir. İnsanın özel hayatı mahremidir yani gizlisidir. Utanma duygusu, özel hayata yönelik paylaşımların (özellikle kişisel fotoğraflar ve etkinlikler) sayısı arttıkça azalıyor. Bunun sonucunda Facebook’ta özel hayat kişisel olmaktan çıkıyor toplumsal bir hayata dönüşüyor ve çatışmalar başlıyor. Ayrıca Facebook’ta bazı insanlar, beğenilmek arzusuyla hareket ettikleri için kişilik kayıpları yaşıyorlar. Bakıyor ki “Burger King” beğeniliyor; oraya gidip fotoğrafını paylaşıyor ve anında beğeniliyor. Hamburger sevmese de hamburger yemeye başlıyor. Kendisini bir kalıba sokmaya çalışıyor. Ancak bu kararı kendisi vermediği ve sırf insanlara göre hareket ettiği için bocalıyor. Kendisini düşüncelere dalmış şekilde buluyor, ancak aldığı psikolojik darbeler kalıcı izler bırakabiliyor.

Kranzberg yasalarından birinde teknolojinin ne iyi, ne de kötü olduğu vurgulanmaktadır. Eğer Facebook bir amaç doğrultusunda kullanılırsa bir hedefe ulaşılabilir. Aksi halde zaman kayıpları, psikolojik bunalımlar, asosyallik, fiziksel hastalıklar ve diğer davetsiz misafirler kapıda…

Kaynakça

1. http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/21626904.asp

2. Kross, E., Verduyn, P., Demiralp, E., Park, J., Lee, D.S., Lin, N., Shablack, H., Jonides, J., & Ybarra, O. (2013). Facebook use predicts declines in subjective well-being in young adults. PLoS ONE, 8(8): e69841. doi:10.1371/journal.pone.0069841

3. Karaçay, B. (2014). Facebookçu beyin. Bilim ve Teknik, 47(555), 22-29.

4. http://yenisafak.com.tr/teknoloji-haber/facebookun-sok-etkisi-16.08.2013-555399

5. http://sosyalmedyakulubu.com.tr/sosyalmedya/facebook-insanlar-uzerinde-nasil-bir-etki-birakiyor.html

6. Ebû Dâvûd, Edeb 44; İbni Mâce, Zühd 22.

7. Chou, H-T. G., & Edge, N. (2012). ‘They are happier and having better lives than I am’: The impact of using Facebook on perceptions of others’ lives. Cyberpsychology, Behavior & Social Networking, 15(2), 117-121.

8. http://www.milliyet.com.tr/facebook-ve-twitter-utanmayi-unutturdu/yasam/haberdetay/07.10.2010/1298380/default.htm

“Scoop. it!”de Takip Edilmesi Gereken 5 Eğitim Teknolojisi Küratörü

Scoop. it!, son derece kullanışlı ve ilham verici bir sosyal paylaşım sitesidir. Yurt dışında popüler olsa da Türkiye’deki popülerliği tartışmaya açıktır. Scoop. it!, bir çeşit sosyal imleme sitesidir. İlgi alanlarınıza yönelik paylaşımları size servis eden bir çeşit paylaşım sitesidir. Bu yazıda, “Scoop. it!”in blogunda yayınlanan bir yazıdan hareketle  “Scoop. it!”de Takip Edilmesi Gereken 5 Eğitim Teknolojisi Küratörünü sizlere tanıtacağım.

John Evans, emekli bir öğretmen ve okul lideri. Teknolojiye tutku ile bağlı bir insan. Eğitimde iPad (iPads in Education)  ve yoğun eğitimciler için profesyonel öğrenme (Professional Learning for Busy Educators) başlıkları altında paylaşımlar yapmaktadır. Okulunda iPadleri kullananlar için pratik ve bilgi verici birçok paylaşımda bulunuyor.

Jim Lerman, çağdaş öğrenme için yeni okullar üzerine odaklanan öğrenen, öğretmen, lider, yazar, konuşmacı, iş birlikçi, danışman ve küratör. Direksiyonda (Into the Driver’s Seat) ve 4. devir (The 4th Era) başlıkları altında paylaşımlar yapıyor.

Katleen McClaskey, “Personalize Learning”in kurucu ortağı, EdTech misyoneri, yenilikçi lider, danışman, (teknolojik) araçların sunucusu ve eğitimcisi. Uygulamalar aracılığıyla herkese fırsat eşitliği sağlamak (Leveling the Playing Field with Apps) ve Kişisel Öğrenme (Personalize Learning) başlıkları altında paylaşımlar yapıyor.

Mark E. Deschaine, liderlik, etkili eğitim, özel eğitim, eğitim teknolojileri ve profesyonel gelişim konularına odaklanıyor. Eğitime etkili teknoloji entegrasyonu (Effective Technology Integration into Education) başlığı altında paylaşım yapıyor.

Anne Whaits, HE’de öğretme ve öğrenme uzmanı; eğitim teknolojisi ve yenilikçi öğrenme tasarımlarını destekliyor. Etkileşimli öğretme ve öğrenme (Interactive Teaching and Learning), Dönüştürücü Dijital Öğrenme Tasarımı (Transformative Digital Learning Design)  başlıkları altında paylaşım yapıyor.

Kaynak: http://blog.scoop.it/2014/02/05/digital-learning-day-5-edtech-curators-to-follow/

“MOOCs”: Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler

Uzaktan ve açık öğretim, çağımızda talep edilen bir öğrenim şekline dönüşmüştür. Hayat boyu öğrenme ihtiyacı duyan günümüz insanının ihtiyaçlarını karşılayacak pratik çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çeşitli platformlar oluşturulmakta ve sayısı her geçen gün artmaktadır.

MOOCs adı verilen platform, son günlerde oldukça popüler hâle gelmiştir. “MOOC”un İngilizce açılımı “Massive Open Online Course” şeklindedir. Türkçeye ise “Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders” biçiminde tercüme edilmektedir. 2008 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Dijital çağın, öğrenme ihtiyaçlarına cevap vermede ön plana çıkan bir eğitim uygulaması denilse sanırım yanlış olmaz.

Bu platform aracılığıyla dünyanın önde gelen üniversiteleri ve merkezleri, açık ve uzaktan dersler veriyor. Bu derslerin çoğu, ücretsiz takip edilebiliyor. Örneğin, Duke Üniversitesi öğretim üyesi Dorian A. Canelas’ten “Kimyaya Giriş” dersini alabiliyorsunuz. Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Michael J. Sandel’den “Adalet” dersini alabiliyorsunuz. Bu dersleri almak için yapmanız gereken tek şey ise bilgisayarınızın başına oturmak ve dersleri takip etmek. Dersler sonucunda ise katılımcılar sertifika alabiliyor, bazen üniversitede alacakları derslerin yerine bu platformda aldıkları derslerin kredilerini saydırabiliyorlar. Oluşturulan forumlarda veya sosyal paylaşım sitelerinde katılımcılar birbirleriyle tanışmakta ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmaktadırlar.

Dünyanın farklı yerlerinden farklı milletlerinden insanlar MOOCs platformlarında buluşmakta ve yeni kazanımlar elde etmektedirler. MITx, HarvardX, BerkeleyX, UTx ve diğer birçok üniversitenin dersler sunduğu edX, üniversiteler tarafından onaylanmış sertifikalar alabileceğiniz ve farklı birçok disipline ilişkin dersler bulabileceğiniz Coursera gibi platformlarda kariyerlerini geliştirmektedirler.

 MOOCs yakın zamanda hayata geçmesine rağmen katılımcıların sayısı hızla artmıştır. Okuyucularımızın ziyaret edeceği kitlesel açık çevrimiçi dersler sunan bazı sitelere aşağıda yer verilmiştir.

Sağlayan

Tip

Kurumsal Katılımcılardan Bazıları

Coursera

Kâr amacı güden

Wharton SchoolUniversity of VirginiaStanford University,University of Tokyo,

iversity

Kâr amacı gütmeyen

Universidad Autonoma de MadridUniversity of FlorenceUniversity of Hamburg

edX

Kâr amacı gütmeyen

MITHarvard UniversityUC BerkeleyKyoto UniversityPeking UniversityUniversity of Queensland

ALISON

Ticari

yok

Canvas Network

Ticari

Santa Clara UniversityUniversity of UtahUniversité Lille 1

OpenLearning

Ticari

University of New South WalesTaylor’s UniversityUniversity of Canberra

Udacity

Ticari

yok

Academic Earth

Kâr amacı gütmeyen

UC BerkeleyUCLAUniversity of MichiganOxford University

FutureLearn

Kâr amacı gütmeyen

Open UniversityMonash UniversityTrinity College, DublinWarwick University

Peer to Peer University

Kâr amacı gütmeyen

yok

Khan Academy

Kâr amacı gütmeyen

yok

Saylor.org

Kâr amacı gütmeyen

yok

Udemy

Ticari

yok

World Education Portals

Kâr amacı gütmeyen

University of HelsinkiFlorida State UniversityTexas A&M University

Bu tablo,  http://en.wikipedia.org/wiki/Massive_open_online_course kaynağından alınarak Türkçeye tercüme edilmiştir.

İbrahim Tatlıses “Urfa’da Oxford vardı da biz mi gitmedik” derdi. Artık Urfa’da Oxford, Harvard, MIT, Duke aklınıza gelebilecek birçok iyi üniversite var.

İyi dersler…

Not: Bu yazıda, “MOOCs”tan kısaca bahsedilmiştir. Yararlarına kısmen değinilse de olumsuz yönlerine yer verilmemiştir.

Hem Dil Öğren Hem de Dilini Öğret: eTandem

eTandem, eski bir dil öğrenme yöntemi olan Tandem dil öğreniminin elektronik ortamlar aracılığıyla gerçekleştirilmesine verilen isimdir. Birbirlerinin dilini öğrenmek isteyen iki kişinin çeşitli elektronik ortamlarda bir araya gelerek karşılıklı dil öğrenme ve öğretme faaliyetleri, eTandem dil öğrenimi şeklinde adlandırılmaktadır. Diğer bir deyişle, anadilleri farklı iki kişinin birbirlerinin dillerini yabancı dil olarak öğrenmek için tercih ettikleri alternatif bir yoldur.

eTandem

eTandem dil öğrenimine bir örnek vermek gerekirse; anadili Portekizce olan bir Portekizli, Türkçe öğrenmek istiyor. Anadili Türkçe olan bir Türk ise Portekizce öğrenmek istiyor. Bu iki kişi Yahoo Messenger’da bir araya geliyor ve birbirlerine dillerini öğretiyorlar.

eTandem dil öğreniminde, dil öğrenenler dil ortakları veya dil partnerleri şeklinde adlandırılmaktadır. eTandem dil öğreniminin, dil partnerlerine kazandırdığı farklı avantajlar bulunmaktadır. Öncelikle eTandem; dil partnerlerine, hem yabancı dil öğrenme hem de anadillerini öğretme deneyimini bir arada sunmaktadır. Dilin önemli bir boyutu olan ve çoğu zaman göz ardı edilen kültür aktarımını da ana kaynaktan sağlamaktadır. Öğrenen özerkliği sayesinde, dil öğrenme-öğretme sorumluluğu sağlayarak bağımsız dil öğrenim deneyimi ile mekan ve zaman kısıtlamasının önüne geçmektedir.
eTandem dil öğreniminde, dil partnerleri eşit süreye sahiptirler. Örneğin, 30 dakikalık bir buluşmada her bir partner 15 dakikaya sahiptir. Partnerler, içeriği ihtiyaçları doğrultusunda belirlemektedirler. Örneğin, partnerinizden mesleki İngilizce öğrenebilir ve ona mesleki Türkçe öğretebilirsiniz veya partnerinizle Japonca konuşma becerinizi geliştirebilir ve ona Türkçe konuşma becerisi geliştirmede yardımcı olabilirsiniz. Dillerini öğrenme doğrultusunda partnerlerin karşılıklı sorumlulukları vardır. “Benim öğrenmemden sen, senin öğrenmenden ben sorumluyum” anlayışı doğrultusunda işbirliği yaparlar.

Earth boy

eTandem dil öğrenimi, çeşitli elektronik ortamlarda gerçekleşmektedir. Örneğin, internet üzerinden e-mail yoluyla veya Skype’ta; akıllı cep telefonlarıyla veya eTandem’e yönelik hazırlanmış sitelerin aracılığıyla; Facebook üzerinden… Bir eTandem partneri bulmak ve yabancı dil öğrenirken kendi dilinizi de öğretmek istiyorsanız aşağıdaki siteleri ziyaret edebilirsiniz:

http://www.totalingua.com/
http://www.scrabbin.com/
https://www.facebook.com/events/290154431038982/
http://www.slf.ruhr-uni-bochum.de/